Tamer Çilingir

1857 yazında Trabzon’da bir araya gelen 44 kişi, yalnızca bir dilekçeyi mühürlemiyordu. Yüzyıllardır Müslüman adlarıyla yaşayan, devlet kayıtlarında Müslüman görünen fakat Hristiyan inancını gizlice sürdüren topluluklar adına tarihsel bir eşikten geçiyorlardı. Talepleri açıktı: Hristiyan olduklarını kamuya ilan etmek ve devlet tarafından Hristiyan olarak tanınmak.

Hrisanthos’un 1933’te yayımlanan Trabzon Kilisesi adlı eserinde aktardığı belge, bu mücadelenin en önemli tanıklıklarından biridir. Kitabın 110 numaralı levhasında, 15 Temmuz 1857’de Trabzon’da toplanan gizli Hristiyan temsilcilerinin 44 mührünü taşıyan belge yer alır.

Ancak bu belge sıradan bir toplu dilekçe değildir. İstanbul’a gönderilecek üç kişilik heyete verilmiş bir temsil ve yetki belgesidir. Başka bir ifadeyle, 44 mühür sahibi bütün topluluk adına hareket edecek kişileri görevlendirmiştir.

Heyette Tursunoğlu Mustafa Yazıcı, babası Mustafa Tursunoğlu ve Süleymanoğlu İsmail bulunuyordu. Görevleri İstanbul’a giderek Patrikhane, yabancı devletlerin elçilikleri ve Bâbıâli nezdinde girişimlerde bulunmaktı.

Müslüman adları taşıyan Hristiyanlar

Mühürlerdeki adlar belgenin en çarpıcı yönlerinden biridir:

Mahmut, Mehmet, Osman, Mustafa, İbrahim, Hüseyin, İsmail, Yusuf, Süleyman, Hasan, Ahmet, Kasım…

Neredeyse tamamı Müslüman adlarıdır. Aile ve soy bağları da Mustafaoğlu, Mahmutoğlu, Hasanoğlu, Hüseyinoğlu ve İsmailoğlu gibi adlarla belirtilmiştir. Bazı kayıtlarda Kazaz, Kundakçı, Tarakçı, Deveci ve Yazıcı gibi meslek veya toplumsal konum bildiren ifadeler de görülür.

Bu adlar, temsilcilerin Hristiyan olmadığını değil, gizli Hristiyanlığın nasıl yaşandığını gösterir. Bu insanlar Osmanlı yönetimi ve Müslüman çevre karşısında Müslüman kimliği taşıyor; aileleri ve kendi cemaatleri içinde ise Hristiyan inancını sürdürüyorlardı.

Dolayısıyla 44 mühür yalnızca kişilerin kimliklerini değil, iki ayrı ad ve iki ayrı kamusal görünüm arasında kurulmuş bir hayatı da belgeliyordu.

Bu hayatın değişmeye başlamasında 1856 Islahat Fermanı’nın yarattığı yeni siyasal ortam etkili oldu. Hrisanthos’a göre Kromni, Maçuka, Sümela ve Gimera çevresindeki gizli Hristiyanlar bu ortamdan cesaret aldılar.

İlk açık ilanlardan biri 14 Mayıs 1856’da gerçekleşti. Kromnili Petros Savvas Sideropoulos, Trabzon Valisi Hayreddin Paşa ve idare meclisi önüne çıkarak Müslüman olmadığını, Hristiyan olduğunu açıkladı. Hristiyan inancını açıkça yaşamak istediğini bildirdi.

Bu bireysel çıkış, ertesi yıl kolektif bir harekete dönüştü.

İstanbul’a ve Avrupa devletlerine başvuru

İngiliz konsolosluk belgeleri, başvurunun diplomatik boyutunu daha açık biçimde gösterir. Trabzon’daki İngiliz Konsolos Vekili George Alexander Stevens’ın 31 Ekim 1857’de İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi Stratford de Redcliffe’e gönderdiği rapora göre, gizli Hristiyan topluluklarının temsilcileri aylar önce kendisine danışmıştı.

Stevens onlara toplu bir başvuru hazırlamalarını tavsiye etti. Bunun ardından Tursunoğlu Mustafa Yazıcı, başvurunun dört nüshasını İngiliz, Fransız, Avusturya ve Rus temsilciliklerine götürdü.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Gizli Hristiyanlar yalnızca Osmanlı yönetimine dilekçe vermiyordu. Sorunu uluslararası diplomasi alanına taşıyarak Avrupa devletlerinin desteğini ve müdahalesini sağlamaya çalışıyorlardı.

Bu girişimin amacı İslam’dan yeni ayrılan kişilere hoşgörü gösterilmesini istemek değildi. Başvurucular, gerçekte hiçbir zaman Hristiyanlıktan vazgeçmediklerini ileri sürüyordu. Müslüman görünmelerinin baskı ve güvenlik koşullarının sonucu olduğunu savunuyor; artık gerçek dinî kimlikleriyle tanınmayı talep ediyorlardı.

Bu ayrım hayatiydi. Çünkü Osmanlı hukuk düzeninde İslam’dan ayrılmakla, eskiden beri Hristiyan olduğunu ileri sürmek aynı anlama gelmiyordu. Başvurucular kendilerini “din değiştirenler” olarak değil, gizledikleri inançlarını açıklayan Hristiyanlar olarak tanımlıyordu.

“1857 nüfus listesi” gerçekte neydi?

Stevens raporunun ekinde Trabzon bölgesindeki Müslüman, gizli Hristiyan ve açık Hristiyan hanelerini gösteren ayrıntılı bir liste bulunur. Listede toplam 11.151 hane kaydedilmiştir:

  • 1.907 Müslüman hane,
  • 3.452 gizli Hristiyan hane,
  • 5.792 açık Hristiyan hane.

Stevens bu rakamlardan hareketle yaklaşık 9.535 Müslüman, 17.260 gizli Hristiyan ve 28.960 açık Hristiyan nüfus hesaplamıştır.

Bu rakamlar daha sonra pek çok çalışmada bölgenin nüfusunu gösteren bağımsız bir sayım sonucu gibi kullanıldı. Oysa belgenin oluşum süreci bunun doğru olmadığını gösteriyor.

Liste, Osmanlı yönetiminin gerçekleştirdiği resmî ve bağımsız bir nüfus sayımı değildi. Toplu başvurunun ardından, gizli Hristiyanların sayısını ve bölgedeki yaygınlığını Avrupa devletlerine göstermek amacıyla hazırlanmıştı. Stevens’ın raporunda kullanılan nüsha, Kromnili bir kâtibin elindeki belgeden 30 Ağustos 1857’de çevrilmişti.

Yorgos Tzedopoulos’un araştırması, aynı dönemde birbirine çok benzeyen iki listenin bulunduğunu ortaya koyar. Bunlardan biri İngiliz, diğeri Yunan konsolosluğuna verilmişti. İki liste arasındaki farkların çok küçük olması, bunların ortak bir cemaat çalışmasının ürünü olduğunu düşündürmektedir.

Bu nedenle 17.260 sayısı tamamen değersiz değildir; fakat kesin ve bağımsız bir nüfus sayımı sonucu olarak da kabul edilemez. Bu, tanınma mücadelesi yürüten bir topluluğun diplomatik başvuru sırasında sunduğu nüfus tahminidir.

Neden farklı rakamlar var?

Kaynaklarda gizli Hristiyanların sayısı için birbirinden farklı rakamlarla karşılaşılır. Stevens’ın hesabı 17.260 kişidir. Hrisanthos yaklaşık 20.000 kişinin tanındığını ileri sürer. Kallifron’un 1859 yılına ilişkin verdiği rakam ise yaklaşık 8.000’dir.

Bu sayıların aynı şeyi ölçmediği açıktır.

17.260, 1857’de hazırlanan listedeki hanelerden hareketle hesaplanan tahmini nüfustur. Yaklaşık 20.000 rakamı, Hrisanthos’un daha sonraki tarih anlatısında verdiği genel toplamdır. 8.000 ise belirli bir tarihe kadar resmen tanınma işlemi tamamlanan kişileri gösteriyor olabilir.

Başvuranların sayısı, gizli Hristiyan olduğu ileri sürülen toplam nüfus ve devlet tarafından resmen tanınanların sayısı birbirine karıştırılmamalıdır.

Mühürlerin anlattığı tarih

Levha 110’daki 44 mühür, Pontos’taki gizli Hristiyanlığın yalnızca inanç ve kimlik meselesi olmadığını gösteriyor. Karşımızda köyler, aileler ve meslek çevreleri üzerinden örgütlenen; temsilcilerini belirleyen; vekâletname hazırlayan; nüfus bilgisi toplayan ve taleplerini uluslararası diplomasiye taşıyan bir toplumsal hareket bulunuyor.

Bu nedenle 1857 listesi de kendi bağlamından koparılarak okunamaz.

Liste, başvurudan önce hazırlanmış tarafsız bir nüfus sayımı değildir. 44 temsilcinin mühürlediği kolektif başvurunun ardından yürütülen İngiliz diplomatik soruşturmasının ve gizli Hristiyanların tanınma mücadelesinin bir parçasıdır.

Belgenin gerçek önemi de yalnızca kaç kişinin gizli Hristiyan olduğunu söylemesinde değildir. Asıl önemi, Müslüman adlarıyla yaşayan binlerce insanın, 1857’de ilk kez kolektif bir siyasal özne olarak ortaya çıkışını göstermesidir.

Mühürlerdeki 44 temsilci

Hrisanthos, belgenin üzerindeki mühürlerin yanına yazılmış kişi adlarını eserinin 718–719. sayfalarında sıralar. Yunanca fonetik yazımın Türkçeye aktarılması sırasında bazı aile adlarında belirsizlik bulunmakla birlikte, 44 temsilcinin adları yaklaşık olarak şöyledir:

  1. Etzemoğlu Piri
  2. Çakaloğlu Mahmut
  3. Hayaoğlu Emin
  4. Krithardasoğlu Yusuf
  5. Mustafaoğlu İbrahim
  6. Muratoğlu Hüseyin
  7. Veloğlu İsmail
  8. İsmailoğlu Hurşut
  9. Yetimoğlu Mehmet
  10. Mahmutoğlu Osman
  11. Vaitoğlu Miktar
  12. Temiroğlu Pehlil
  13. Pakoğlu Süleyman
  14. Zekiraloğlu Kundakçı Hasan
  15. Bekiroğlu Manganar Osman Tarakçı
  16. Süleymanoğlu Kazaz Osman
  17. Mollaoğlu Mahmutoğlu İsmail
  18. Yakusoğlu Temel
  19. Bekiroğlu İsmail
  20. Hacıoğlu Mahmut
  21. Zekiraloğlu Mehmet
  22. Beşiroğlu İsmail
  23. Mahmutoğlu Osman
  24. Saraçoğlu Şükür
  25. Etzimoğlu Hacı Osman
  26. Memeroğlu Temel
  27. Mustafaoğlu Mahmut
  28. Sapanoğlu Memiş
  29. Hacı Osmanoğlu Kamil
  30. Alioğlu Yusuf
  31. Hurşutoğlu Temel
  32. Süleymanoğlu İslam
  33. Kapahasan oğlu Murat
  34. İsmailoğlu İsmer
  35. Kasımoğlu Osman
  36. Hasanoğlu Hüseyin
  37. Pirahani oğlu Osman
  38. Kalçoğlu Osman oğlu Süleyman
  39. Deveci Süleymanoğlu Osman
  40. Cortanasoğlu Ahmetoğlu İsmail
  41. Hüseyinoğlu Kasım
  42. Koreminoğlu Süleyman
  43. Piliç Tursunoğlu Mustafa
  44. Yusufoğlu Mustafa Yazıcı

Listenin dili, gizli Hristiyanlığın toplumsal yapısını belgenin kendisinden daha açık biçimde göstermektedir. Temsilcilerin hemen hepsi Mahmut, Mehmet, Osman, Mustafa, İbrahim, Hüseyin, İsmail, Yusuf, Süleyman, Hasan, Ahmet ve Kasım gibi Müslüman adları taşımaktadır. Yalnızca “Temel” ve “Piri” gibi bölgesel kullanımlar farklılaşmaktadır.

Adlarda sıkça görülen “-oğlu” yapısı, temsilcilerin aile ve baba soyları üzerinden tanımlandığını gösterir. Kundakçı, Tarakçı, Kazaz, Deveci ve Yazıcı gibi ifadeler ise meslekleri veya topluluk içindeki işlevleri belirtmektedir. Bazı kişiler iki ayrı soy bağıyla kaydedilmiştir: “Mollaoğlu Mahmutoğlu İsmail”, “Kalçoğlu Osman oğlu Süleyman” ve “Cortanasoğlu Ahmetoğlu İsmail” gibi.

Bu 44 kişi, gizli Hristiyan nüfusun rastgele seçilmiş bir örneklemi değildir. Köyleri, geniş aileleri ve yerel meslek çevrelerini temsil eden erkeklerden oluşan bir topluluk önderliği görünümündedir. Mühürlü belge de onların İstanbul’a gönderilecek heyete verdiği kolektif vekâlettir.

Listenin sonunda yer alan “Yusufoğlu Mustafa Yazıcı”, başvurunun diplomatik aşamasında da karşımıza çıkar. İngiliz Konsolos Vekili George Alexander Stevens’ın raporunda, başvurunun nüshalarını İngiliz, Fransız, Avusturya ve Rus temsilciliklerine götüren kişi “Tursun’un oğlu Mustafa Yazıcı” olarak kaydedilmiştir. Hrisanthos’un aktardığı heyet listesinde de Tursunoğlu Mustafa Yazıcı bulunmaktadır. Belgedeki adlandırmaların farklılaşması nedeniyle bu kayıtların aynı kişiyi gösterip göstermediği ayrıca incelenmelidir.

Adların Müslüman oluşu, bu kişilerin Hristiyan kimlikleriyle çelişmez. Tam tersine, belgenin ortaya koyduğu tarihsel durumun merkezinde bu ikilik vardır: Devlet ve Müslüman çevre karşısında Müslüman adlarıyla yaşayan insanlar, aileleri ve kendi cemaatleri içinde Hristiyan inancını sürdürüyordu. Şimdi ise üzerlerinde taşıdıkları Müslüman adlarıyla, Hristiyan olarak tanınmak için ortak bir siyasal girişimde bulunuyorlardı.

Başlıca kaynaklar

Hrisanthos, Η Εκκλησία Τραπεζούντος, Atina 1933, s. 717–719 ve Levha 110.

Anthony Bryer, “The Crypto-Christians of the Pontos and Consul William Gifford Palgrave of Trebizond,” Δελτίο Κέντρου Μικρασιατικών Σπουδών, c. 4, 1983, s. 13–68; özellikle George Alexander Stevens’ın 31 Ekim 1857 tarihli raporu.

Yorgos Tzedopoulos, “Public Secrets: Crypto-Christianity in the Pontos,” Bulletin of the Centre for Asia Minor Studies, c. 16, 2009, s. 165–210.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir