Selanik Uluslararası Fuarı’nın kalabalığı içinde, üzerinde geleneksel Japon kimonosu bulunan bir adam Pontos dansları oynuyor.
Adı Kosuke Fukuda.
Japon bir akademisyen ve uluslararası ilişkiler uzmanı. Pontos kültürüne duyduğu ilgi ise geçici bir meraktan çok daha fazlası.
Fukuda yalnızca Pontos danslarını öğrenmiş değil. Pontos müziği, dili, mutfağı ve kültürüyle uzun yıllardır ilgileniyor. Selanik’te kendisini tanıtırken Pontos Rumcasından bir ifade kullanması ve Pontos danslarını bilmesi, fuarda en çok dikkat çeken görüntülerden birine dönüştü.
“Kalatsévo ellinika” — “Yunanca konuşuyorum.”
Ama asıl dikkat çekici olan, Fukuda’nın Selanik’e tek başına gelmemiş olması.
Japonya’dan beraberinde gelen bir grup da Pontos danslarını öğrenmiş durumda. Grup, kotsari, serenitsa ve tik gibi Pontos danslarını Selanik’te çeşitli etkinliklerde sergiliyor.
Fukuda ve beraberindekiler, Kalamaria’daki Pontos Kültür Derneği “Oi Mithrioi”nin konuğu olarak Selanik’e geldiler.
Okayama’dan Selanik’e
Kosuke Fukuda’nın Pontos ile ilişkisi yeni değil.
Yıllar önce akademik çalışmaları nedeniyle Selanik’e gelen Fukuda, burada Pontos kültürüyle tanıştı. Zamanla bu ilgi müziğe, dansa, mutfağa ve dile uzandı.
Bu bağ daha sonra Japonya’ya taşındı. Okayama’da Pontos kültürüyle ilgilenen bir çevre oluştu; Pontos dansları öğrenilmeye ve bazı Pontos Rumcası kelimeleri kullanılmaya başlandı.
Bu nedenle Selanik’teki buluşma yalnızca renkli bir folklor gösterisi olarak görülmemeli.
Ortada, Japonya ile Pontos kültürü arasında yıllar içinde kurulmuş küçük ama son derece anlamlı bir kültürel köprü var.
Pontos artık yalnızca Pontosluların yaşadığı yerde değil
Pontos kültürünün bugün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri, onu yalnızca geçmişe ait bir “folklor” alanına hapsetme tehlikesidir.
Oysa kültür yaşayan bir şeydir.
Bir dil başka bir coğrafyada konuşulmaya başladığında, bir ezgi binlerce kilometre ötede çalındığında, bir dans doğduğu toprakları hiç görmemiş insanlar tarafından öğrenildiğinde, kültürel hafıza başka bir biçimde yaşamaya devam eder.
Japonya’daki bu küçük Pontos ilgisi tam da bu nedenle önemlidir.
Çünkü Pontos artık yalnızca Karadeniz’in güney kıyılarında, Selanik’te, Atina’da ya da diasporanın yaşadığı kentlerde hatırlanmıyor.
Okayama’da da biri kotsari öğreniyor.
Bir Japon akademisyen Pontos kültürünü araştırıyor.
Bir grup Japon, Pontos danslarının adlarını öğreniyor.
Ve ardından binlerce kilometre yol giderek Selanik’te bunları sergiliyor.
Tarihin sınırları kültürün sınırları değildir
Pontos Rumları 20. yüzyılın başlarında tarihsel yurtlarından koparıldılar.
Bugün Pontos kültürünün büyük bölümü, artık o kültürün doğduğu coğrafyanın dışında yaşatılıyor.
Bu nedenle kültürel hafızanın sınırları ile devlet sınırları hiçbir zaman aynı olmadı.
Selanik’te bir Japonun kotsari oynaması ilk bakışta yalnızca hoş bir görüntü gibi görülebilir.
Ama aslında çok daha fazlasını anlatıyor.
Bir halkın kültürü, onu yaratan insanların tarihsel yurtlarından koparılmasıyla ortadan kalkmıyor.
Kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Başka toplumlarla karşılaşıyor.
Yeni insanlar tarafından öğreniliyor.
Ve bazen Pontos’tan binlerce kilometre uzakta, Japonya’da yeniden hayat buluyor.
Bir Japon kimonosuyla kotsari oynuyor.
Ve Pontos’un hafızası, hiç beklenmedik bir yerde yaşamaya devam ediyor.

