Özgün adları resmî kayıtlarda bile tam olarak kullanılmayan iki Pontos manastırı için hazırlanan projeler, yalnızca yapıların değil, tarihsel hafızanın geleceğini de belirleyecek

Tamer Çilingir
Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan iki tarihî Pontos manastırı yeniden gündemde: Aya Yannis Vazelon Manastırı ile Aya Yorgi Peristereota Manastırı.
Türkiye’deki resmî kurumlar Aya Yannis Vazelon’u çoğunlukla kısaltılmış biçimiyle “Vazelon Manastırı”, Aya Yorgi Peristereota’yı ise bulunduğu yerin adıyla “Kuştul Manastırı” olarak kaydediyor. Bu yazıda, yapıları meydana getiren ve yüzyıllar boyunca yaşatan Pontos Rumlarının kullandığı özgün tarihsel adlar esas alınacaktır.
Peki bugün bu manastırlar hakkında alınan karar nedir, kararı kim almıştır ve çalışmalar hangi aşamadadır?
2026 Yılı Kamu Yatırım Programı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan “2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Kabulü ve Uygulanmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı” ile kabul edildi. Karar, 15 Ocak 2026 tarihli ve 33138 sayılı Resmî Gazete’nin birinci mükerrer sayısında yayımlandı.
Trabzon Büyükşehir Belediyesinin resmî açıklamasına göre, yapılan görüşmeler sonucunda Aya Yannis Vazelon ve Aya Yorgi Peristereota manastırlarının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasına yönelik çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2026 Yılı Yatırım Programı’na alındı.
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrım var: Kamuoyuna açıklanan karar, manastırların restorasyonunun başladığı ya da tamamlandığı anlamına gelmiyor. Programa alınan aşama, rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasıdır.
Rölöve, tarihî yapının bugünkü durumunun bütün ayrıntılarıyla ölçülerek, çizilerek ve fotoğraflanarak belgelenmesidir. Restitüsyon, yapının geçmişteki durumunun eski fotoğraflar, arşiv belgeleri ve bilimsel veriler yardımıyla ortaya konulmasıdır. Restorasyon projesi ise yapının hangi bölümlerinin hangi yöntemlerle korunacağını ve onarılacağını belirler.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi ayrıca, resmî olarak “Vazelon–Kuştul Manastırları Turizm Rotası” adı verilen çalışma kapsamında çevre düzenlemesi ve bazı onarım çalışmalarının yürütüldüğünü, yürüyüş yolları ile kaplamaların tamamlandığını ve Aya Yorgi Peristereota’ya ilişkin alan tahsis işlemlerinin sonuçlandırıldığını bildiriyor.
Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde, Kültür ve Turizm Bakanlığının manastırlara ilişkin özel onayının kesin tarihi, proje numarası, ayrılan ödenek, proje hazırlama ihalesinin tarihi, işi üstlenecek kurum ve bilim kurulunun kimlerden oluşacağı belirtilmiyor.
Bu nedenle şimdi sormamız gerekiyor:
Projeleri kim hazırlayacak? Hangi tarihsel belgeler kullanılacak? Manastırların geçmişi nasıl anlatılacak? Restorasyon tamamlandığında bu yapılarda Pontos’un adı yer alacak mı?

Bu manastırlar neden insansız kaldı?

Aya Yannis Vazelon ve Aya Yorgi Peristereota herhangi iki eski yapı değildir. Bunlar, Pontos Rumlarının dinî, toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşamının yüzyıllar boyunca ayakta kalan merkezleriydi.
Bu manastırlar çevrelerindeki köylerle, üretim ilişkileriyle, eğitim faaliyetleriyle, el yazmalarıyla, ikonalarıyla, din adamlarıyla ve hac gelenekleriyle birlikte yaşayan kurumlardı.
Bugün bu yapılardan “terk edilmiş manastırlar” diye söz ediliyor. Fakat onları kimin ve neden terk ettiği açıklanmadığında bu ifade tarihsel gerçeğin üzerini örtüyor.
Manastırlar kendiliğinden insansız kalmadı.
Onları yaşatan Pontos Rumları öldürüldü, sürgün edildi ve tarihsel yurtlarından koparıldı. 1923’teki zorunlu nüfus mübadelesiyle bölgede kalabilmiş Ortodoks Rum nüfus da Yunanistan’a gönderildi.
Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığının Trabzon İl Müdürlüğüne ait internet sayfasında Aya Yannis Vazelon için yalnızca “Manastır 1923 yılında terk edilmiştir” deniliyor.
Peki kim terk etti?
Neden terk etti?
Yüzyıllardır orada yaşayan insanlar bir sabah topluca başka bir ülkede yaşamaya mı karar verdiler?
“Terk edildi” sözü, yaşanan tarihsel süreci ve bu sürecin sorumlularını görünmez hâle getiriyor. Oysa dürüst bir restorasyon yalnızca yapıdaki çatlakları kapatmamalı; manastırın neden cemaatsiz ve harap kaldığını da anlatmalıdır.

Restorasyon ikinci bir silme işlemine dönüşmemeli

Bir tarihî yapının onarılması, onun hafızasının da korunduğu anlamına gelmez.
Duvarlar sağlamlaştırılabilir, çatılar yeniden yapılabilir, yürüyüş yolları döşenebilir ve ziyaretçi merkezleri kurulabilir. Fakat yapıyı meydana getiren halkın adı anlatımdan çıkarılırsa ortaya tarihsel adalet değil, düzenlenmiş bir unutma mekânı çıkar.
Bir manastırın özgün adı kullanılmazsa, onu kuran ve yaşatan toplumdan söz edilmezse, neden cemaatsiz kaldığı açıklanmazsa ve kültürel varlıklarının başına ne geldiği araştırılmazsa restorasyon, fiziksel kurtarmanın arkasına gizlenmiş ikinci bir mülksüzleştirmeye dönüşebilir.
Önce halk yapıdan koparılır.
Ardından yapı o halkın tarihinden koparılır.
Son aşamada ise aynı yapı, onu yaratan toplumun adı anılmadan turistik bir değer olarak pazarlanır.
Böyle bir süreçte taşlar kurtarılmış olabilir; fakat hafıza bir kez daha kaybedilir.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi çalışmayı “Vazelon–Kuştul Manastırları Turizm Rotası” olarak adlandırıyor. Turizm, yapıların korunmasına kaynak sağlayabilir, bölge halkına ekonomik katkıda bulunabilir ve manastırların daha geniş kitleler tarafından tanınmasına yardımcı olabilir.
Fakat turizm hedefi tarihsel gerçeğin önüne geçmemelidir.
Bu yapılar yalnızca ziyaretçi çekebilecek güzel harabeler değildir. Onların bugünkü sessizliği, Pontos halkının yaşadığı büyük tarihsel kopuşun sonucudur.
Manastırlardan turizm geliri elde edilecekse onları yaratan halkın adı tabelalardan, tanıtım filmlerinden, müze anlatısından ve resmî konuşmalardan çıkarılamaz.
Bir halkın kültürel mirasından ekonomik değer üretip o halkı anlatının dışında bırakmak, mülksüzleştirmenin başka araçlarla sürdürülmesi anlamına gelir.

Tabelalarda hangi adlar yazacak?

Restorasyon tamamlandığında ziyaretçileri nasıl bir tabela karşılayacak?
Yalnızca “Vazelon Manastırı” ve “Kuştul Manastırı” mı yazacak? Yoksa bu yapıların özgün tarihsel adları olan Aya Yannis Vazelon ve Aya Yorgi Peristereota da açıkça belirtilecek mi?
Manastırların Pontos Rumları tarafından kurulduğu ve yüzyıllar boyunca onlar tarafından yaşatıldığı anlatılacak mı?
Bilgilendirme tabelalarında Yunanca metinler bulunacak mı?
Manastırların çevresindeki tarihî Rum köylerinin özgün adları kaydedilecek mi?
Bu yapıları yaşatan cemaatlerin 20. yüzyılın başında başına gelenler açıklanacak mı?
Yoksa ziyaretçilere, insanlarından ve tarihinden koparılmış, sahipsiz iki “Anadolu manastırı” mı gösterilecek?
Adlandırma basit bir kelime tercihi değildir. Bir yapıya hangi adın verildiği, o yapının hangi tarih içinde ve kimin hafızasıyla tanımlandığını gösterir.
Aya Yorgi Peristereota’yı yalnızca “Kuştul Manastırı” olarak adlandırmak, yapının bugünkü coğrafi konumunu gösterir; fakat tarihsel kimliğini eksik bırakır. Benzer şekilde Aya Yannis Vazelon’un adını yalnızca “Vazelon” biçiminde kullanmak, yapının dinî ve tarihsel kimliğinin bir bölümünü görünmez kılar.
Restorasyon, yapıların duvarlarıyla birlikte özgün adlarını da iade etmelidir.

Pontos halkı projede söz sahibi olacak mı?

Bu manastırları yaratan halkın torunları bugün büyük ölçüde Yunanistan’da, Avrupa’da, Rusya’da, Amerika’da ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşıyor.
Peki restorasyon projeleri hazırlanırken onların tarihçilerine, mimarlarına, sanat tarihçilerine, kilise temsilcilerine ve kültür kurumlarına danışılacak mı?
Pontos üzerine çalışan uzmanların ellerindeki eski fotoğraflardan, manastır kayıtlarından, haritalardan, el yazması kataloglarından ve tanıklıklardan yararlanılacak mı?
Yoksa Pontos halkı, kendi tarihsel mirasıyla ilgili kararları proje tamamlandıktan sonra basından mı öğrenecek?
Bir tarihî mirasın bulunduğu ülke tarafından korunması doğal ve gereklidir. Ancak bugünkü hukuki ve idari yetki, o mirası meydana getiren halkın tarihsel ve ahlaki bağını ortadan kaldırmaz.
Türkiye devleti yapıların bugünkü idari sorumluluğunu taşıyor olabilir. Fakat bu manastırların tarihini yaratan toplum Pontos Rumlarıdır. Bu nedenle onların uzmanlarının ve kurumlarının sürece katılması bir lütuf değil, tarihsel sorumluluğun gereğidir.
Türkiye’den ve Yunanistan’dan bağımsız mimarların, sanat tarihçilerinin, arşivcilerin ve Pontos kurumlarının temsilcilerinin katılacağı ortak bir bilim kurulu oluşturulmalıdır.
Hazırlanan projeler kamuoyuna açılmalı; hangi kaynaklara dayanıldığı, hangi dönemin esas alındığı ve yapılara hangi müdahalelerin planlandığı açıklanmalıdır.
Bu yapılar yalnızca mimari eser değil, aynı zamanda manastırdır. İnsanlar burada dua etti, ayin düzenledi, çocuklarını vaftiz etti, ölülerini andı ve kutsal günlerini yaşadı.
Bu nedenle restorasyonun sonunda yapıların yalnızca gezilecek turistik mekânlara dönüştürülmesi yeterli değildir.
Pontos Rumlarına belirli günlerde düzenli ve güvenli biçimde ibadet etme hakkı tanınacak mı?
Manastırların dinî niteliği korunacak mı?
Yoksa yapılarda gişe, yürüyüş yolu ve hediyelik eşya bölümü bulunacak; fakat onları kutsal kabul eden insanların dua etmesi özel izinlere ve siyasi ilişkilere mi bağlı kalacak?
Bir mabedi restore edip o mabedin cemaatini kapının dışında bırakmak kültürel mirası korumak değildir.
Gerçek koruma, yapının mimarisiyle birlikte yaşayan anlamını da korumaktır.

Kayıp eserlerin envanteri çıkarılmalı

Aya Yannis Vazelon ve Aya Yorgi Peristereota yalnızca duvarlardan ibaret değildi. Bu manastırların ikonaları, kilise eşyaları, el yazmaları, arşivleri ve kutsal emanetleri vardı.
Restorasyon süreci, bu kültürel varlıkların izini sürmek için de bir başlangıç olmalıdır.
Nelerin günümüze ulaştığı, nelerin kaybolduğu, nelerin müzelere veya özel koleksiyonlara taşındığı araştırılmalıdır. Türkiye’de, Yunanistan’da ve başka ülkelerde bulunan parçalar bilimsel bir envanterde bir araya getirilmelidir.
Her eserin fiziksel olarak aynı yere taşınması mümkün olmayabilir. Fakat dijital kopyaları, fotoğrafları, katalog bilgileri ve tarihsel kayıtları manastırlarda kurulacak sergilerde yer alabilir.
Böylece ziyaretçiler yalnızca onarılmış duvarları değil, bir zamanlar o duvarların içinde yaşayan dünyayı da görebilir.

Artık kişileri değil, projeyi konuşalım

Son günlerde tartışma, Pontos’a giden bazı temsilcilerin nerede ve hangi simgelerin önünde fotoğraf çektirdiği üzerinden yürüdü.
Bu fotoğrafların taşıdığı anlam elbette önemsiz değildir. Pontos halkını temsil ettiğini söyleyen herkes nerede durduğunu, hangi simgenin önünde bulunduğunu ve görüntüsünün nasıl kullanılacağını bilmek zorundadır.
Fakat tartışmayı yalnızca kişiler, fotoğraflar ve karşılıklı suçlamalar düzeyinde sürdürmek bizi asıl meseleden uzaklaştırır.
Artık kimin önce girişimde bulunduğunu değil, hazırlanan projelerin içeriğini konuşalım.
Bize ziyaret fotoğraflarını değil, rölöve ve restitüsyon çalışmalarını gösterin.
Kültür ve Turizm Bakanlığının Aya Yannis Vazelon ve Aya Yorgi Peristereota’ya ilişkin kararının tarihini, proje numarasını ve ayrılan ödeneği açıklayın.
Proje ihalesinin ne zaman yapılacağını ve bilim kurulunda kimlerin yer alacağını kamuoyuyla paylaşın.
Hangi tarihsel belgelerin kullanılacağını söyleyin.
Manastırların özgün adlarının tabelalara yazılıp yazılmayacağını belirtin.
Pontos Rumlarının tarihinin nasıl anlatılacağını ve ibadet hakkının nasıl güvence altına alınacağını açıklayın.
Çünkü bu aşamadan sonra sorumluluk yalnızca birkaç duvarı ayakta tutmak değildir. Asıl sorumluluk, o duvarların kime ait bir hayatın izlerini taşıdığını dürüstçe anlatmaktır.
Bir halkı önce ülkesinden, ardından mabedinden uzaklaştırıp yüz yıl sonra o mabedi restore etmek tek başına tarihsel adalet değildir.
Tarihsel adalet; taşlarla birlikte halkın adını, hafızasını ve söz hakkını da iade etmektir.
Aya Yannis Vazelon ve Aya Yorgi Peristereota’nın duvarları ayağa kaldırılırken Pontos’un adı da ayağa kalkacak mı?
Manastırların neden cemaatsiz kaldığı açıkça anlatılacak mı?
Onları yaratan halk restorasyon sürecinin öznesi olacak mı, yoksa tamamlanmış yapıların önünde fotoğraf çektirmeye çağrılan bir seyirci olarak mı kalacak?
Bugün cevaplanması gereken soru “Manastırları kim kurtarıyor?” değildir.
Asıl soru şudur:
Manastırlar kurtarılırken Pontos’un hafızası da kurtarılacak mı?
Taşları onarmak mümkündür.
Fakat Pontos’un adını yeniden silerseniz restore ettiğiniz şey bir manastır değil, yalnızca boş bir yapı olur.

Kaynaklar ve karar süreci

1. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı: “2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Kabulü ve Uygulanmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 15 Ocak 2026 tarihli ve 33138 sayılı Resmî Gazete’nin birinci mükerrer sayısında yayımlandı. Program, merkezi yönetim kapsamındaki kamu kuruluşlarının 2026 yatırımlarını içeriyor.
2. Trabzon Büyükşehir Belediyesi: Belediyenin “Vazelon–Kuştul Manastırları Turizm Rotası” başlıklı resmî açıklamasında, yapılan görüşmeler sonucunda iki manastırın rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasına yönelik çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2026 Yılı Yatırım Programı’na alındığı bildiriliyor. Aynı açıklamada çevre düzenlemesi, yürüyüş yolları, kaplama çalışmaları ve Aya Yorgi Peristereota’nın alan tahsisi hakkında bilgi veriliyor.
3. Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü: Kurumun Maçka’yı tanıtan resmî sayfasında Aya Yannis Vazelon ile resmî kayıtlarda “Kuştul Manastırı” olarak geçen Aya Yorgi Peristereota hakkında kısa tarihsel ve mimari bilgiler bulunuyor. Aya Yannis Vazelon için “Manastır 1923 yılında terk edilmiştir” ifadesi kullanılıyor.
Açıklık notu: Kamuoyuna açık resmî açıklamalarda, Kültür ve Turizm Bakanlığının iki manastıra ilişkin özel onayının kesin tarihi, müstakil proje numarası, ayrılan ödenek, ihale takvimi ve projeyi hazırlayacak bilimsel ekibin bileşimi belirtilmemektedir. Cumhurbaşkanı Kararı genel 2026 Kamu Yatırım Programı’nı kabul etmektedir; manastır projelerinin programa alınmasına ilişkin özel bilgi Trabzon Büyükşehir Belediyesinin açıklamasına dayanmaktadır.

Bağlantılar

– Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, “2026 Yılı Kamu Yatırım Programı Yayımlandı”: https://www.sbb.gov.tr/2026-yili-kamu-yatirim-programi-yayimlandi/
– Trabzon Büyükşehir Belediyesi, “Vazelon–Kuştul Manastırları Turizm Rotası”: https://www.trabzon.bel.tr/Web/YatirimAyrinti/330?mobil=False
– Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Maçka”: https://trabzon.ktb.gov.tr/TR-126721/macka.html

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir