Dört yaşında sürgün, yedi yaşında “şüpheli”, on yedi yaşında hapis
Tamer Çilingir
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı tarafından 2023 yılında yayımlanan, 1920–1921 tarihli Amasya İstiklal Mahkemesi karar defterlerini incelerken yüzlerce yetişkinin arasında çocukların isimleriyle karşılaşıyoruz.. Bazıları 17 yaşında, bazıları 14, bazıları 10, bazıları 7. İçlerinden birinin yaşı ise yalnızca dört. Adı Mino.

4 Aralık 1921 tarihli bir mahkeme kararında yetişkinlerle birlikte üç çocuk da yer alıyor:
Mino — 4 yaşında
Koçu — 10 yaşında
Teosiye — 8 yaşında
Mahkeme, içinde bu çocukların da bulunduğu grubun “Rum şakilerini himaye ve siyanet ettikleri” (Rum silahlı gruplarını koruyup kolladıkları) sonucuna varıyor ve Harput’a “nakil ve teb’idlerine” (başka bir yere gönderilmelerine ve sürgün edilmelerine) karar veriyor.
Karar dört yaşındaki Mino’nun hangi somut eylemi gerçekleştirdiğini söylemiyor. On yaşındaki Koçu’nun veya sekiz yaşındaki Teosiye’nin ne yaptığı ayrı ayrı anlatılmıyor. Çocuklara özgü bireysel bir fiil belirtilmiyor; yetişkinlerle birlikte toplu bir kararın içine dahil edilmiş durumdalar. Bu nedenle belgenin söylemediği bir şeyi bizim söylememiz de doğru olmaz. “Mino eşkıyaya yardım etti” diyemeyiz. Ama şunu kesinlikle söyleyebiliriz: Amasya İstiklal Mahkemesi dört yaşındaki Mino’yu Harput’a sürgün kararının kapsamına aldı.
Yedi yaşında “şüpheli eşhas” (şüpheli kişi)
Mino tek örnek değil. Yine 4 Aralık 1921 tarihli başka bir kararda:
Mirota — 7 yaşında
Koçon — 7 yaşında
Lefkiçe — 15 yaşında
yetişkinlerle birlikte “şüpheli eşhas” (şüpheli kişiler) olarak değerlendiriliyor ve Harput’a “nakil ve teb’id” (gönderme ve sürgün) ediliyor.

Burada dikkat çekici olan, çocuklar bakımından belirli bir suç fiilinin gösterilmemesi. Kararda yedi yaşındaki Mirota’nın ya da Koçon’un hangi eylemi gerçekleştirdiği ayrı ayrı yazmıyor. Çocuklar doğrudan bir şüphe kategorisinin içine yerleştiriliyor. Yedi yaşındaki bir çocuğun hangi ölçütlerle “şüpheli kişi” kabul edildiği ise karar metninde açıklanmıyor.
Sekiz, dokuz ve on iki yaşında “şüpheli”
Aynı gün verilen başka bir kararda üç çocuk daha karşımıza çıkıyor:
Vasil — 8 yaşında
Viktorya — 12 yaşında
Vasil — 9 yaşında
Mahkeme bunları da yetişkinlerle birlikte “şüpheli eşhas” (şüpheli kişiler) olarak değerlendiriyor ve Harput’a gönderilmelerine karar veriyor.
Yine 4 Aralık tarihli başka bir dosyada:
Eftimyos — 12 yaşında
Lazari — 10 yaşında
Beraşgüy — 16 yaşında
60 yaşındaki Savada ile birlikte “sevkiyat kafilesinden firar” (sevk edilmek üzere oluşturulan kafileden kaçmak) ettikleri gerekçesiyle Harput’a sürgün ediliyor.

Bir başka dosyada ise:
Yorgi — 15 yaşında
Yani — 14 yaşında
Sava — 15 yaşında
“sevke tabi efraddan olup ihtifa” (sevk edilmesi kararlaştırılmış kişilerden olup saklanmak/gizlenmek) ettikleri gerekçesiyle yine Harput’a gönderiliyor.
Böylece yalnızca 4 Aralık tarihli kararlar içinde bile çocukların karşısına farklı gerekçeler çıkıyor: “şüpheli eşhas” (şüpheli kişiler), “sevkiyat kafilesinden firar” (sevk kafilesinden kaçmak), “sevke tabi olup ihtifa” (sevk edilmesi gereken kişiler arasında olup saklanmak) ve “Rum şakilerini himaye ve siyanet” (Rum silahlı gruplarını koruyup kollamak). Fakat sonuç çoğu kez aynı: Harput’a gönderilme ve sürgün.
Yedi gün sonra aynı mahkeme başka türlü karar verdi
Asıl dikkat çekici olan, Amasya İstiklal Mahkemesi’nin çocuklara ilişkin kararlarında ortak ve tutarlı bir ölçütün görünmemesi. 11 Aralık 1921 tarihli başka bir dosyada şu çocuklarla karşılaşıyoruz:
Madela — 12 yaşında
Aleksandros — 4 yaşında
Eleni — 8 yaşında
Despo — 4 yaşında
Pavli — 8 yaşında
Anastasya — 7 yaşında
Bu kez mahkeme farklı bir karar veriyor. Çocukların “sinleri nazar-ı dikkate alınarak” (yaşları dikkate alınarak) haklarında “bir karar ittihazına mahall-i kanuni olmadığına” (haklarında karar vermenin hukuki zemini bulunmadığına) hükmediyor.
Bu karar ile Mino’nun Harput’a gönderildiği karar arasında yalnızca yedi gün var:
4 Aralık — Mino, 4 yaşında → Harput’a sürgün
11 Aralık — Aleksandros, 4 yaşında → hakkında karar yok
11 Aralık — Despo, 4 yaşında → hakkında karar yok
Aynı mahkeme, aynı ay ve yalnızca yedi gün arayla. Bir dosyada dört yaşındaki çocuk sürgün kararının kapsamına alınırken, başka bir dosyada yine dört yaşındaki çocuk hakkında karar vermenin hukuki zemininin bulunmadığı kabul ediliyor. Karar defterleri bu farklılığın nedenini açıklamıyor.
17 yaşındaki Artamisyan için Bitlis Hapishanesi
Aynı 11 Aralık tarihli karar yaş bakımından başka bir önemli örnek daha içeriyor:
Artamisyan — 17 yaşında
64 yaşındaki babası Gavril ve 42 yaşındaki annesi Marya ile birlikte “şüpheli eşhas” (şüpheli kişiler) kabul ediliyor. Mahkemenin hükmü, “gaye-i milliyenin husulüne değin Bitlis Hapishanesinde tevkif” edilmeleri. Bunun bugünkü Türkçesi, “millî gaye gerçekleşinceye kadar Bitlis Hapishanesi’nde tutulmaları” demek. Burada tahliye tarihi belirli değil; süre soyut bir siyasi hedefe bağlanmış durumda.
Aynı gün başka bir dosyada:
İstil — 17 yaşında
o da “şüpheli eşhas” kabul ediliyor ve yine “gaye-i milliyenin husulüne değin” (millî gaye gerçekleşinceye kadar) Bitlis Hapishanesi’nde tutulmasına karar veriliyor.
Böylece aynı mahkemenin kararlarında çok küçük çocuklar hakkında bazen “karar vermeye hukuken mahal yok” denilirken, 17 yaşındaki gençler yetişkinlerle aynı güvenlik tedbirine tabi tutulabiliyor.
Aynı ailede 14 yaş serbest, 16 yaş zorunlu ikamet
15 Aralık 1921 tarihli Dosya 9/106, yaş meselesini daha da görünür hale getiriyor:
Dimit — 13 yaşında
Simon — 14 yaşında
Yorgo — 12 yaşında
Yuvan — 9 yaşında
Mahkeme bu çocuklar hakkında “ittihaz-ı karara mahal olmadığına” (haklarında karar vermeye hukuken gerek/zemin bulunmadığına) hükmederek serbest bırakılmalarına karar veriyor. Fakat aynı aile çevresinde bulunan:
Marika — 16 yaşında
yetişkinlerle birlikte “şüpheli eşhas” değerlendirmesine tabi tutuluyor ve Kangal’da ikamete (Kangal’da zorunlu olarak yaşamaya) mecbur bırakılıyor.
Aynı dosyanın içinde 14 yaşındaki çocuk hakkında karar verilmezken 16 yaşındaki Marika zorunlu ikamete tabi tutuluyor. Bu, uygulamada 15–16 yaş civarında bir sınır gözetildiğini düşündürebilir. Fakat 4 Aralık kararlarında 7, 8, 9, 10, 12 ve 14 yaşındaki çocukların sürgün kararlarına dahil edilmiş olması böyle genel ve tutarlı bir kural bulunduğunu söylememizi engelliyor.
11 yaşındaki Marika için hukuk devreye giriyor
14 Aralık tarihli başka bir toplu dosyada 33 yaşındaki Hatuniye ile kızı:
Marika — 11 yaşında
birlikte karşımıza çıkıyor. Mahkeme Hatuniye hakkında Sivas’ta zorunlu ikamet kararı verirken Marika için açıkça “henüz on bir yaşında bulunması hasebiyle bunun hakkında ittihaz-ı karara mahal olmadığına” (henüz 11 yaşında olması nedeniyle hakkında karar vermeye yer olmadığına) hükmediyor.
Burada çocuğun yaşı hukuki bir engel olarak kabul edilmiş durumda. Bu nedenle Mino’nun dosyasındaki soru daha da önem kazanıyor: 11 yaşındaki Marika’nın yaşı hakkında karar verilmesine engelse, dört yaşındaki Mino’nun yaşı neden aynı sonucu doğurmadı?
On dört yaşındaki Hristo “şüpheli” sayılamazdı
19 Aralık 1921 tarihli Karar 149 bu konuda daha da açık:
Hristo — 14 yaşında
Mahkeme Hristo hakkında “henüz on dört yaşında bulunması hasebiyle şüpheli eşhastan addedilmeyeceğine” (henüz 14 yaşında olması nedeniyle şüpheli kişilerden sayılamayacağına) hükmediyor.
Bu karar, 4 Aralık’ta yedi yaşındaki Mirota ve Koçon’un “şüpheli eşhas” içinde değerlendirilmesini daha da dikkat çekici hale getiriyor. Bir dosyada 14 yaşındaki bir çocuğun yaşı onu “şüpheli” sayılmaktan korurken, başka bir dosyada yedi yaşındaki çocuklar aynı kategori içine alınabiliyor.
Çocuklar yalnız sürgün edilmedi
Karar defterleri, 18 yaşını doldurmamış gençlerin yalnız sürgün veya zorunlu ikametle karşılaşmadığını da gösteriyor. 11 Aralık tarihli bir davada 22 yaşındaki Karabet ile henüz 18 yaşını tamamlamadığı belirtilen:
Mesrob — 18 yaşından küçük
Rum silahlı gruplarıyla birlikte öldürme ve yağma fiillerine katılmakla suçlanıyor. Mahkeme Karabet hakkında idam, Mesrob hakkında ise yaşı nedeniyle 10 yıl kürek cezasına hükmediyor. “Kürek cezası”, dönemin ceza hukukunda ağır çalışma yükümlülüğü içeren ağır hapis türlerinden biridir.
Bir başka dosyada:
İstavri — 18 yaşından küçük
Mahkeme, kendisine isnat edilen ve sabit kabul ettiği fiillerin normal koşullarda ölüm cezasını gerektirdiğini belirtmesine rağmen yaşı nedeniyle 15 yıl kürek cezasına hükmediyor.
Başka bir kararda ise suç tarihinde 18 yaşını doldurmadıkları açıkça belirtilen altı genç bulunuyor:
Yorika — 18 yaşından küçük
İstil — 18 yaşından küçük
Yuvakim — 18 yaşından küçük
Mihail — 18 yaşından küçük
Anastas — 18 yaşından küçük
Antimyos — 18 yaşından küçük
Aynı dosyadaki yetişkinlere beş yıl kürek cezası verilirken bu altı kişi hakkında Ceza Kanunu’nun 40. maddesi uygulanarak “ıslah-ı nefs için” (ıslah edilmeleri/davranışlarının düzeltilmesi amacıyla) iki buçuk yıl hapis cezasına hükmediliyor.
Bu örnekler önemli. Mahkeme 18 yaşından küçük olmayı bazı ceza davalarında açıkça dikkate alıyor ve cezayı indiriyor. Dolayısıyla çocukluk veya reşit olmama, mahkemenin bilmediği ya da bütünüyle yok saydığı bir hukuki kavram değil.
Şu ana kadar taradığımız kayıtlarda yaşı açıkça 18’in altında olup idam edildiğini doğrulayabildiğimiz bir çocuk bulunmuyor. Bunu “İstiklal Mahkemeleri çocukları idam etmedi” biçiminde genelleştirmek ise doğru olmaz; burada yalnızca incelediğimiz Amasya karar defterlerindeki doğrulanmış vakalardan söz ediyoruz.
Mahkemenin tek bir çocukluk anlayışı yoktu
Kararları yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan tablo çarpıcı:
Mino — 4 yaşında → Harput’a sürgün
Mirota — 7 yaşında → “şüpheli kişi”, Harput’a sürgün
Koçon — 7 yaşında → “şüpheli kişi”, Harput’a sürgün
Vasil — 8 yaşında → “şüpheli kişi”, Harput’a sürgün
Vasil — 9 yaşında → “şüpheli kişi”, Harput’a sürgün
Marika — 11 yaşında → yaşı nedeniyle hakkında karar yok
Hristo — 14 yaşında → yaşı nedeniyle “şüpheli kişi” sayılamaz
Marika — 16 yaşında → Kangal’da zorunlu ikamet
Artamisyan — 17 yaşında → Bitlis Hapishanesi
İstil — 17 yaşında → Bitlis Hapishanesi
Dolayısıyla mesele mahkemenin çocukluğu hiç tanımaması değil. Tam tersine, çocukluk bazı kararların hukuki gerekçesinde açıkça tanınıyor. Bir çocuk yaşı nedeniyle “şüpheli” sayılamıyor; başka bir çocuk hakkında karar vermenin hukuki zemini olmadığı kabul ediliyor; 18 yaşından küçük başka bir sanığın ölüm cezası daha düşük bir cezaya çevriliyor.
Asıl soru bu nedenle daha ağır:
Çocukluk bir dosyada hukuki koruma sağlarken başka bir dosyada neden sağlamadı?
Bunlar gerçekten çocuk sanıklar mıydı?
Burada önemli bir ayrımı korumamız gerekiyor. Dört yaşındaki Mino gibi çok küçük çocukların klasik anlamda bireysel bir ceza yargılamasına tabi tutulduğunu yalnızca bu karar metinlerinden hareketle söylemek mümkün değil. Mino’nun bireysel savunması kaydedilmiyor, kendisine özgü bir eylem tarif edilmiyor ve ceza ehliyeti tartışılmıyor.
Bu nedenle tarihsel açıdan daha doğru soru şudur: Bu çocuklar bireysel sanık olarak mı cezalandırılıyordu, yoksa aileleriyle birlikte yürütülen sevk, nakil-teb’id ve güvenlik uygulamalarının içine mi dahil ediliyorlardı?
Özellikle 4 Aralık kararlarının toplu yapısı ikinci ihtimali güçlü biçimde düşündürüyor. Ancak bunu kesin bir tarihsel hükme dönüştürmek için kararların dayandığı tahkikat evrakını, sevk listelerini, idari yazışmaları ve uygulamaya ilişkin diğer belgeleri de görmek gerekiyor.
İsimleri karar defterinde kaldı
Bu çocukların daha sonra ne olduklarını henüz bilmiyoruz. Harput’a gönderilenlerin Harput’a ulaşıp ulaşmadıklarını, yolculuk sırasında neler yaşadıklarını, nerede ve hangi koşullarda tutulduklarını, ailelerinden ayrılıp ayrılmadıklarını bu karar defterleri bize söylemiyor.
Ama isimleri ve yaşları kayıtlarda duruyor:
Mino — 4
Aleksandros — 4
Despo — 4
Mirota — 7
Koçon — 7
Anastasya — 7
Teosiye — 8
Vasil — 8
Eleni — 8
Pavli — 8
Vasil — 9
Yuvan — 9
Koçu — 10
Lazari — 10
Marika — 11
Eftimyos — 12
Viktorya — 12
Madela — 12
Yorgo — 12
Dimit — 13
Yani — 14
Simon — 14
Hristo — 14
Yorgi — 15
Sava — 15
Lefkiçe — 15
Beraşgüy — 16
Marika — 16
Artamisyan — 17
İstil — 17
Bu çocukların tarihini anlatmak için abartıya ihtiyacımız yok. Mahkemenin kendi kayıtları yeterince ağır.
Ve bütün bu dosyanın ortasında dört yaşındaki Mino duruyor.
Dört yaşındaki Mino hangi suçu işlemiş olabilirdi?
Karar defteri bu soruya cevap vermiyor.
Ama onun adını yetişkinlerle birlikte bir “nakil ve teb’id” (gönderme ve sürgün) kararının içine yazıyor.
Kaynak
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı, Amasya İstiklal Mahkemesi, Cilt 12/2: 521 Esas Numaralı Karar Defterinin Orijinal Metni ve Çevirisi, TBMM Basımevi, Ankara, 2023.

