Tolga Güney
Pontos coğrafyası Türkiye’de ekolojik kırımın en yoğun yaşandığı ve etkilerinin en ağır olduğu bölgelerden birisi. Karadeniz Sahil Yolu ve Hidroeletrik Santraller (HES) ile başlayan ekolojik yıkım, yaylaları talana açan “Yeşil Yol” ve madenler ile devam etti. Yeşil Yol ile Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun ve Trabzon yayları birbirine bağlanacağı iddiası ile tüm ekosistemi yok edecek bir talana imza atıldı. Pontos’un yaylaları, Milli Parkları, Sit alanları yağmalandı. Bu yolun asıl amacının madenler olduğu ise son yıllarda bölgeye peş peşe verilen maden ruhsatı ve arama izinleriyle ortaya çıktı.
Son yıllarda ise fındık ve çay bahçeleri ile ormanların ortasına Güneş Enerji Santralleri ve Rüzgar Enerjisi Santralleri yerleştiriliyor, kıyılarına deniz dolgusu ve kafes balıkçılığı tesisleri kuruluyor. Bölgenin dengesi yaşanan ekolojik talanla birlikte bozuldu, bir yandan her yaz seller yaşanırken diğer yandan ülkenin en fazla yağış alan bölgesinde kuraklık baş gösterdi. Fındık ve çayın rekoltesi düştü, bal ormanları madenlere peşkeş çekildi.
PONTOS’TA MADENCİLİK
GÜMÜŞHANE
Pontos kentlerinde maden ruhsatı oranı yüzde 80’e yakın bir hal izlerken Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine göre en fazla maden Gümüşhane’de bulunuyor. İl sınırları içerisinde toplam 823 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunurken, kentin yüzde 93’ü madenlere ruhsatlı. Kentteki orman alanlarının yüzde 97’si, orman içi açıklıkların yüzde 92’si, tarım alanlarının yüzde 77’si, meraların yüzde 99’u ve iskan alanlarının yüzde 93’ü IV. Grup madenlere ruhsatlandırılmış durumda. Yine Gümüşhane’de bulunan korunan alanların yüzde 97’si, Arkeolojik Sit Alanları, Tabiatı Koruma Alanları ve Tohum-Meşcere Alanlarının tamamı, Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahalarının yüzde 98’i, Tabiat Parklarının yüzde 91’i, Önemli Doğa Alanlarının ise tamamı IV. Grup madenlere ruhsatlı.
GİRESUN
Gümüşhane’nin ardından ise il sınırları içerisinde toplam 720 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunan Giresun geliyor. Kentin yüzde 85’i madenlere ruhsatlı durumda. Kentin 16 ilçenin 11’inde IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerindeyken, orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yezde 85’i, meraların yüzde 99’u, iskan alanlarının yüzde 84’ü maden ruhsatlı alanlar. Yine bölgenin hem doğal hem tarihi alanları da maden tehdidi altında, Arkeolojik Sit Alanlarının, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahalarının tamamı Tabiat Parklarının yüzde 98’i, Gölet ve Barajların yüzde 95’i ve Önemli Doğa Alanları’nın yüzde 94’ü IV. Grup madenlere ruhsatlı.
RİZE
Rize’de ise toplam 229 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunurken, bu ruhsatlı alanlar kentin yüzde 82’sine denk geliyor. Kentteki 12 ilçenin 6’sında IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 80’in üzerinde. Maden ruhsatlı alanlar orman alanlarının yüzde 82’si, orman içi açıklıkların yüzde 96’sı, tarım alanlarının yüzde 77’si, meraların yüzde 47’si ve iskan alanlarının yüzde 69’unu oluşturuyor. Tohum-Meşcere Alanlarının tamamı, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarının yüzde 96’sı, Doğal Sit Alanlarının yüzde 77’si, Tabiat Parklarının yüzde 67’si, Arkeolojik Sit Alanlarının yüzde 44’ü ve Önemli Doğa Alanlarının ise yüzde 82’si IV. Grup madenlere ruhsatlı.
TRABZON
Toplam 338 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunan Trabzon’un ise yüzde 77’si madenlere ruhsatlıyken, Sürmene ve Dernekpazarı ilçelerinin tamamı, Araklı, Arsin, Çaykara, Maçka, Yomra ve Hoyrat’tın ise yüzde 80’den fazlası madenlere ruhsatlı durumda. Kentteki orman alanlarının yüzde 79’u, orman içi açıklıkların yüzde 95’i, tarım alanlarının yüzde 61’i, meraların yüzde 93’ü ve iskan alanlarının yüzde 53’ü madenlere tahsis edilen kentte, milli parklar ve arkeolojik sit alanlarının tamamı ile Önemli Doğa Alanlarının yüzde 93’ü IV. Grup madenlere ruhsatlı.
ORDU
Yine Ordu’nun da yüzde 74’ü madenlere ruhsatlıyken, 8 ilçede ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerinde. Fatsa, Çatalpınar, Çamaş, Gülyalı, Gürgentepe, Kabadüz, Karataş, Ulubey ruhsat oranlarının yüzde 100’e yaklaştığı ilçeler. Kentteki orman alanlarının yüzde 65’i, Önemli Doğa Alanları’nın yüzde 80’i, tarımsal alanların yüzde 76’sı ve meraların yüzde 64’ü maden ruhsatı bulunurken, kentte bulunan Giresun Dağları’nın tamamı da madenlere ruhsatlı.
BAYBURT
Bayburt’ta ise toplam 202 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunurken, şehrin yüzde 65’i madenlere ruhsatlı durumda. Kent sınırları içindeki ormanların yüzde 73’ü, orman içi açıklık alanlarının yüzde 75’i, tarım alanlarının yüzde 95’i, meraların yüzde 22’si, Önemli Doğa Alanlarının (ÖDA) yüzde 72’si, iskan alanlarının ise yüzde 88’i madenlere ruhsatlı
TOKAT
Toplam 937 adet IV. Grup maden ruhsatı (arama, işletme ve ihale) bulunan Tokat’ın ise yüzde 46’sı madenlere ruhsatlı. Kentte orman alanlarının yüzde 44’ü, tarım alanlarının yüzde 27’si, meraların yüzde 56’sı, büyük ovaların yüzde 13’ü, iskan alanlarının yüzde 32’si, korunan alanların yüzde 38’i, sulak alanların yüzde 92’si, muhafaza ormanlarının yüzde 84’ü, arkeolojik sit alanlarının yüzde 66’sı, Önemli Doğa Alanlarının yüzde 30’u madenlere ruhsatlı durumda.
SAMSUN
Samsun’da Şahin Dağları’ndaki 12 bin hektarlık alanda TÜPRAG Madencilik tarafından maden arama faaliyetleri yapılıyor. Şahin Dağları’nda ilk etap için altın arama izni verilen ruhsat sahası Kazdağları’nın beş katı büyüklüğündeyken, burada siyanür havuzu da kurulması düşünülüyor. Bölge önemli yer altı sularını barındırırken aynı zamanda burada yaşanabilecek bir siyanür sızıntısı Yeşilırmak ve Kızılırmak’a da dökülecek. Çarşamba’da ise Türkiye’nin sayılı nitelikli tarım arazilerine sahip olan ve ‘Büyük Ova Kanunu’ kapsamında koruma altına alınan Çarşamba Ovası’nda yürütmeyi durdurma kararına rağmen biyokütle yakıtlı enerji santrali kurdu. Kavak ilçesi ise her adımda kurulu olan taş ocakları ve çimento fabrikaları ile talan edildi.
Kavak’ta kurulan taş ocağı, kırma-eleme tesisinin birisi ise Bekdemir Mahallesi’nde bulunuyor. Köylerinde Kale Tepesi olarak bilinen ormanlık alanda çeşitli tarihi buluntular olduğu bölgede yapılan arkeolojik incelemelerde ormanlık alan içerisinde kale duvarı, mağara, seramik ve tuğla parçaları ile haç oymalı taşlara rastlandı. Buluntuları ve alanın jeopolitik konumunu değerlendiren Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu bahsi geçen alanın bir kale yerleşmesi olduğu yönünde karar vererek, Kale Tepesi 1. ve 3. derece SİT alanı olarak tescil etti. Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun arkeolojik sit alanı olarak belirlediği koordinatlarla maden sahalarının koordinatları kesişmektedir.
YENİ MADENLER
Tüm bu tehditlerin yanında 15 Haziran 2023-15 Haziran 2024 tarihleri arasında önceden maden işletme, arama ruhsatları verilen alanlar için yeni yeni Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçleri başlatıldı ya da kararlar verildi. Buna göre, Trabzon’da 5 ÇED başladı, 1 ÇED gerekli değil, Rize’de 6 ÇED başladı, 2 ÇED gerekli değil, Giresun’da 22 ÇED başladı 6 ÇED gerekli değil, Gümüşhane’de 26 ÇED başladı, 14 ÇED gerekli değil, Bayburt’ta 9 ÇED başladı, 4 ÇED gerekli değil, Ordu’da 24 ÇED başladı, 9 ÇED gerekli değil, Samsun’da 16 ÇED başladı, 13 ÇED gerekli değil, Sinop’ta 6 ÇED başladı 4 ÇED gerekli değil, Amasya’da 6 ÇED başladı, 4 ÇED gerekli değil ve Tokat’ta 11 ÇED başladı, 16 ÇED gerekli değil kararı verildi.
HES’LER
Cumhuriyet kurulduktan sonra ilk Hidroelektrik Santral (HES) Trabzon’un Akçaabat ilçesine bağlı Işıklar mahallesinde kuruldu. Yapımına 1926 yılında başlanan Işıklar HES 1929 yılında elektrik üretimine başladı. Bölgede toplamda 246 aktif HES bulunuyor, bölgede en büyük hidroelektirik enerji üretim potansiyeline sahip il yüzde 32 değeri ile Giresun. Giresun’u yüzde 26 ile Trabzon, yüzde 18.8 ile Rize ve yüzde 13.3 ile Ordu takip ediyor.
HES sayılarında da Trabzon 54 HES ile en çok HES’in bulunduğu kent. Yine Trabzon’da yapım aşamasında olan 3, ön lisans belgesi alan 7, planlama aşamasında olan ise 9 HES daha bulunuyor. Trabzon’un ardından gelen Giresun’da ise 45 aktif HES’in yanı sıra yapım aşamasında 1, ön lisans olan 1 ve planlama aşamasında olan 10 HES var. Ordu’da aktif 16, yapım aşamasında 2, ön lisans olan 1 ve planlama aşamasında olan 10 HES bulunurken, Rize’de aktif 16, üretim lisansı alınan 1, ön lisans olan 1 ve planlama aşamasında olan 11 HES, Bayburt’ta aktif 3, ön lisans alınan 2, planlanan 1, Gümüşhane’de ise aktif 12, yapım aşamasında 1, ön lisans olan 1 ve planlama aşamasında olan 6 HES var.
Batı Pontos’ta ise HES sayısı azalsada neredeyse her deresinde bir HES bulunuyor. Batı kentlerinden Samsun’da aktif 10, planlama aşamasında olan 1 HES bulunuyor. Sinop’da aktif 6, Amasya’da aktif 11, ön lisans olan 2 HES, Tokat’ta ise aktif 17, yapım aşamasında 1, ön lisans olan 3, yapım aşamasında ise 10 HES var.
Maden ve HES’lerin kurulu bulunduğu bölgelerde derelerin debisinin düşmesine, yağışların dengesiz yağmasına neden olurken, bölgenin ekosistemini tamamen değiştirdi. Her yaz ayında Rize başta olmak üzere bölge kentlerinin tamamında yaşanan sel ve heyelanlar can ve mal kaybına neden oluyor, bölge halkının geçim kaynakları olan çay ve fındık sel sularına kapılıyor. Bölge halkının, tarımsal üretimle ayakta kalamayacak düzeye gelmesi ise halkın metropollere ucuz iş gücü olarak göçmesine neden oldu. Bu durum verisel olarak da ortaya çıkarken, İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 7 milyon 674 bin 496 nüfus ile Karadeniz Bölgesi en az nufusun bulunduğu ikinci, 1 milyon 700 bin 694’lük nufus ile genç nufusun en az olduğu bölge.
1915’te başlayan Pontos soykırımı ile bölgeyi Rum kimliğinden arındırmak istenmesi 1923 yılında Yunanistan ile yapılan mübadele ile devlet açısından nihayete vardı. Fakat bölgenin her zaman Rum kimliği ve kültürünün devam etme riskini göze alamayan devlet, bir yandan da Pontos’u insansızlaştırmak ve asimile etmek için elinden geleni yaptı. 1965 yılında Trabzon Çaykara ve Uzungöl ilçelerinde yaşanan heyelandan sonra buradaki halkı Van, Ağrı, Muş gibi Kürt illerine gönderen dönemin iktidarı iki halkı da asimilime etmek ve kimliğinden koparmanın planlarını yaptı.
Fakat Pontos’ta yapılmaya çalışılan en büyük kimliksizleştirme ve asimilasyon politikası ekolojik talanla birlikte geldi. Pontos’un yaylarını, derelerini, ormanlarını, vadileri yavaş yavaş yok edilirken, bölge halkı ise göçe zorlandı. Pontos’un yüzde 80’den fazlası maden sahası ilan edilirken, özellikle yerleşim yerleri ile mera ve tarım arazilerinin maden sahaları içinde kalması yüz yıl önce katliam ve mübadele ile göçertilen Pontosluların tekrar sürgüne gönderilmesinden başka anlama gelmiyordu. Geçim kaynaklarını, mera ve yaylarının maden şirketlerine, derelerini HES’lere kaptıran halk, “çareyi” büyük şehirlerde ucuz iş gücü olmakta buldu. Burada kültüründen kopan, dilini konuşmaktan çekinen halk zamanlada asimile olmaya mecbur bırakıldı.
Doğası talan edilen Pontos’ta bir yandan da kültürel bir soykırım yaşatıldı. Pontos kentlerini Rum kimliğinden temizlemek için çabalayan tüm iktidarlar, özellikle bu tarihi hedef aldı. Pontos Krallığı ve sonrasında kalan birçok eser maden sahaları içerisinde bırakıldı. Yine MEPEG verilerine bakıldığında Gümüşhane, Giresun ve Trabzon’da ki arkeolojik sit alanlarının tamamına maden işletme ruhsatı verilmiş durumda. İşletme ruhsatı alınan bölgelerin bir kısmında madenler açılırken bir kısmında ise “ÇED gerekli değil” kararları çıkmaya devam ediyor.
SANTA HES
Son olarak Gümüşhane Torul ilçesinde arkeolojik sit alanı olan Krom Vadisi’nin başlangıcında yer alan Harava Havzası’nda mermer ocağı açılması için ÇED süreci başladı. Krom Vadisi boyunca tescilli 15 kilise ve şapel bulunuyor. Yine Trabzon-Gümüşhane sınırında, tarihi Santa antik kenti yakınlarında, 1. ve 3. derece doğal sit alanı ve 3. derece arkeolojik sit alanına Hidroelektrik Santral inşa edildi. Bölgede başka HES’lerde bulunurken, Rum kenti olan ve içerisinde kilise ve şapellerin de bulunduğu Santa ve bitişik köyler, kaderine terk edilmiş durumda. Kentte diğer Pontos kalıntıları da Santa ile aynı kaderi paylaşırken, Şiran ilçesi Çakırkaya Köyü’nde kayalara oyularak yapılan tarihi manastır, yıllarca defineciler tarafından tahrip edilmesi sonucu harabeye döndü.
MİTOLOJİK YASON’DA TAHRİP
Yüzde 74’ü madenlere ruhsatlandırılan Ordu’da ise arkeolojik sit alanları maden sahaları içinde kalıyor. Diğer yandan ise Pontos kültürü ve Helen mitinde önemli yeri olan 1. Derece sit alanı Yason Burnu’da talandan nasibini alan yerlerden oldu. Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından doğal yapıyı bozan projeler hayata geçirildi ve yol geçişletmek için iş makinalarının sokulduğu Yason doğal ve tarihi dokusunu kaybetti. “Panaya” adında eski manastır bulunan yarımada, Argonotların İason önderliğinde Altın Post’u arama hikâyelerinin anlatıldığı Argonautika Efsanesiyle de ünlüdür. Yarımada’nın hemen 300 metre batısında bir de Yalancı Yason denilen bölge ise antik dönemde bir deniz ticareti merkezi işlevi görüyordu. Burada ve Yason Burnu’nda 4 bin yıllık taşlar yontularak yapılmış balık havuzları OBB tarafından zarar verilen bölgelerden oldu.
PONTOS TARİHİNE DİNAMİT
Yıkımın bir diğer boyutu da HES’ler olduğu Ordu’da arkeolojik kazıda Tanrıça Kibele ve süren kazılarda benzer niteliklere sahip çeşitli kalıntılar bulunan Kurul Kalesi ve tarihi Asar Kayaları da nasibini aldı. Arkeolojik bölgede inşa edilen HES Asar Kayası’ndaki kalıntıları ortadan kaldıracak bir adımken, Kurul Kalesi’nin hemen altında açılan taşocağı ise 2100 yıllık kaleyi tehdit ediyor. 6. Mithridates dönemine ait kalenin eteklerinde her gün onlarca dinamit patlatılıyor. Fatsa ilçesinde ise 2018 yılında birinci derece arkeolojik sit alanının yakınlarında devam eden yol genişletme çalışmalarında 2 bin yıllık mezarlar bulundu. İçi açılan mezardan insan kemikleri ve değerli eşyalar çıkarken, bölge halkı mezarların bulunduğu alanın yaklaşık 100 metre uzağında manastır olduğunu ve yıllar önce bakımsızlıktan yıkıldığı söyledi.
DENİZ İLE BİRLİKTE TARİH DE DOLDURULDU
Pontos’ta kültürel yıkımın bir diğer adı da deniz dolguları ve Karadeniz Sahil Yolu oldu. Trabzon’da yapılan deniz dolgularında kentte Rum kültüründen kalan son izleri barındıran Ganita, Büyükyalı Sahili, Soğapazarı Koyu, Çömlekçi’nin tarihi dokusu bozuldu ya da tamamen yok edildi. Yine Trabzon merkezinde yer alan Nissalı Aziz Gregor Kilisesi’de 1945 yılında Trabzon Belediye Meclisi’nin aldığı kararla yerine gazino binası yapılmak üzere yıkıldı. 1948 yılında açılan gazino bir süre Şehir Kulübü olarak kullanıldı, bu bina da 1963 tarihinde dinamitle yıkıldı.
Dolgunun Giresun ayağında ise şehirde 19 yıl belediye başkanlığı yapmış olan Rum Kapton Yorgi’nin anıt mezarı ve yanında bulunan kilise tarihe karıştı. Anıtın duvarı Topal Osman tarafından 1922’de yıktırıldı. 1950’lerde bugünkü Giresun-Trabzon sahil yolunun inşası sürerken, Kaptan Yorgi’nin mezarı, yol üzerinde bulunduğu için tamamen yıkıldı.
Trabzon Ortahisar Tabakhane Vadisi’nde Helenistik dönemden kalan İnce Su Kemeri Köprüsü, Giresun Dereli’de Meryem Ana Manastırı, Alucra, Şebinkarahisar ya da Pontos’un birçok köyünde bulunan kilise ve Pontos kültürüne ait yapılar bakımsızlıktan ya da bilinçli olarak yok edildi. Pontos’ta Rum kültürüne dair hiçbir şey bırakmamaya çabalayan devlet bu seferde Pontos’ta insan bırakmamaya ant içmiş durumda.
AMASYA
Pontos’ta katledilen kentlerden birisi de Amasya, içinden geçen Yeşilırmak ile bölgenin önemli tarım şehirlerinden birisi olan kent, maden ve HES’ler nedeniyle tarım yapılamaz bir hale geldi. Tokat -Amasya arasındati Yeşilırmak üzerine kurulan HES’lerin ırmak suyunu tamamen kesmesi yüzünden Aksalur, Büyük Kızılca ve Ovasaray köylerinde suyun tamamen bittiği, binlerce canlı ve balığın da yok olduğu belirtiliyor.
SİNOP
Sinop’ta ise kurulması planlanan nükleer santral için ‘ÇED olumlu’ kararı verildi. 10,1 milyon metrekarelik alanda kurulması planlanan santral için şimdiye kadar 650 binden fazla ağaç kesildi. Ormanlık arazi üzerine inşa edilmek istenen santralin birkaç kilometre uzaklığında Akliman ve Hamsilos’ta ise çadır kurmak, motorlu araçlarla gezmek ve avlanmak yasak. “Hamsilos Fiyordu” dense de bu bölge fiyort değil ria tipi kıyı oluşum ve karada oluşan çöküntüler sonucunda sular altında kalmasıyla oluşmuş dünyada sadece Norveç ve Sinop’ta bulunan Ria tipi bir kıyıdır.
Ayancık ilçesine bağlı Çaylıoğlu köyünde ise İstefan Limanı’na 3 tane balık çiftliği kurulması için çalışmalar başladı. 18 Kasım 2021 tarihinde “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı verilen bölge köylülerin aktif kullandığı bir limanken, ayrıca projenin yapılacağı yerin kuzeybatı sınırında Limanüstü Mevkii’nde nekropol bulunması nedeniyle 1. Derece arkeolojik sit alanı yer alıyor.
KAFES BALIKÇILIĞI
HES’ler, dere ıslahları, taş ocakları, maden projelerinin yanı sıra Pontos kıyılarındaki yeni tehlike ise kafes balıkçılığı adı verilen projeler. Ordu, Trabzon, Giresun ve Samsun’da birçok kafes bulunurken, bunlara her gün yenileri ekleniyor. Denizin içine kurulan kafeslerde balık yetiştiriciliği yapılan bu yöntem özellikle kullandığı yem ve kimyasal atıkların denizi kirletmesi ile bilinen bir yöntem. Balık kafeslerinin zararlarının akademik araştırmalarla ortaya çıkarken, uzmanlar, denizin kirlenmesi ile insana geçen bu kimyasalların kadınlarda düşük, çocuklarda hastalıklara ve bölgenin ekolojik yapısının değişmesine neden olduğunu belirledi. Kafeslere günlük tonlarca atılan genetiği ile oynanmış yemler ve antibiyotikler, denizdeki balık türlerini de olumsuz etkiliyor ve ölümlere neden oluyor.
Peki Pontos bölgesinde yaşanan bu eko-kırımın, bölgeye etkisi neler oluyor?
Bunun için öncelikle HES’ler ile başlamak gerekiyor. HES’lerin kurulduğu bölgelerde ekosisteme verdiği zararlar hem gözle görülürken hem de birçok bilimsel araştırmaya da yansıdı. Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada, HES’lerin doğal varlıklar üzerinde yaratacağı olumsuz ve tahrip edici etkileri yanında aynı zamanda tarihi ve kültürel varlıklar ile sosyo-ekonomik çevre üzerinde de olumsuz etki yarattığı ortaya koyuldu. HES’ler özellikle vadi tabanlarında akış gösteren akarsu ekosistemlerinde olumsuz etki yaratırken, biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor, erozyon ve heyelan riskini arttırıyor. Yine kirliliklere ve su akış rejimini değiştirmesi neden olarak sel ve benzeri felaketlere yol açıyor. Yağış dengesini de etkileyen bu santraller, kuraklık ya da aşırı yağışlar gibi olumsuz sonuçlara da yol açıyor. İkizdere, Çayeli, Senoz, Güneysu ve Salarha Vadilerindeki dereler üzerinde kurulu olan 12 HES, Salarha ve Gürgen derelerinde de debiyi azalttı. Rize’nin yanı sıra bölgede en çok HES projesinin bulunduğu Trabzon ve Giresun’da da dereleriin debisi düştü. Öyle ki adına onlarca türkü yazılsa da eski halinden eser kalmayan Giresun’daki Gelevera Deresi küçük bir derecik haline geldi. Adına türküler yazılan Ordu’da dereler akmaz oldu.
Öte yandan Pontos’un yüzde 80’ine ruhsat verilen madenler ise bir başka ekolojik yıkım olarak karşımıza çıkıyor. Fatsa örneğinde olduğu gibi geniş bir alana yayılan bu madenler, hem çevresindeki tarım alanlarını hem de ormanları yutuyor. Havaya salınan toz ve toksit maddeler ile hava, toprağa sızan kimyasallarla da toprak ve su kirleniyor. Arazinin doğal görünümünü bozan madenler, verimli üst toprağın kaybolması, yeryüzü su kaynaklarının kirlenmesi, patlamanın ve iş makinalarının oluşturduğu toz-gürültü-titreşimlerin etkisi, yer altı su seviyesinin düşmesi ve değişmesi gibi etkilere neden oluyor. Tozlanma hem bitki ve meyvelerin üretimine etki ederken hem de canlı sağlığını olumsuz etkiliyor. Yine Fatsa, Gümüşhane ve Giresun’da bulunan siyanür havuzları ise ayrı bir risk oluşturuyor. Geçtiğimiz yıllarda Şebinkarahisar’da patlayan siyanür boruları Gümüşhane ve Tokat’a kadar geniş bir alana yayıldı. Bölgenin ekosistemini tehdit eden bu durum derelerden su içen hayvanların ölümüne, alanın çevresinde bitki örtüsünün yok olmasına neden oldu.
Maden ve HES’lerin yarattığı bu etki ise Pontos coğrafyasında ciddi bir iklim değişikliğine neden oldu. İklim değişikliği üzerine araştırma yapan World Weather Attribution isimli bir kuruluşun raporunda, “İnsan kaynaklı ısınmanın kış fırtınaları sırasında yağışlar yaklaşık yüzde 5 daha şiddetli hale getiriyor, daha fazla yağışın kar yerine yağmur olarak düşmesi nedeniyle ise şiddetli sele neden olabilir. Bulgular, Karadeniz çevresindeki şiddetli yağmur ve kar fırtınalarının sıklığının iklim değişikliğiyle birlikte arttığı gösteriyor” ifadeleri yer aldı. Yine Ondokuz Mayıs ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’sinden akademisyenlerin yaptığı aratşırmalar da bölgede sel ve heyelan riskinin geçmiş yıllara göre 2 buçuk kat arttığı ortaya koyuldu. Meteoroloji Kuraklık Haritası’na göre Pontos bölgesinde normalin üstünde bir kuraklık görünürken Ordu ve Samsun bölgesi ise “Şiddetli Kurak” olarak görünüyor. Bu durum bölgede yetişen fındık ve çay gibi ürünlerin rekoltesini de etkiliyor. Giresun ve Ordu’da özellikle bazı yıllar hiç fındık yetişmezken, verim yıldan yıla düşüyor. Öte yandan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) araştırmasına göre son yıllarda artan yağış miktarı ve buna bağlı olarak gelişen sel ve heyelan afetleri bölgede yaşayanları tehdit ediyor. Küresel ısınmanın etkisiyle deniz sıcaklığının artması, yağışın çoğalmasına sebep olurken, Karadeniz’de yaşayan balıkların popülasyonunun da gittikçe azalmasına neden oluyor. Soğuk suya alışkın, hamsi, palamut ve istavrit türleri tehdit altında.
Sel ve heyelanların artması ise zaten her yaz ayında bölge halkına ölüm getirirken, bu durumun artacak olması ise daha fazla can kaybı riskini ortaya koyuyor. Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun ve Sinop’ta sık sık yaşanan sel felaketlerinde son 23 yılda yaşanan bu sel ve heyelanlar sonucu en az 274 kişi yaşamını yitirdi.

