18 Mayıs 2024 tarihinde Selanik’te Nikos Kapetanidis Derneği tarafından organize edilen Pontos Rum Soykırımı konulu konferansta Nevzat Onaran’ın Sunumu:
Nevzat Onaran
Balkan Hıristiyan milletleri Osmanlı sömürge zincirini koparttıktan sonra hedefteki millet, Anadolu Hıristiyanları özellikle Ermenilerdi. Hıristiyanlara, can ve mal güvenliğine sahip ‘eşit vatandaş’ gözüyle bakılmadı. Bu, 1878’den 1922’ye değişmedi; Cumhuriyet yıllarında da devam etti.
Cumhuriyet’in 100. Yılı tartışmalarında es geçilen iki konu vardı. Birincisi, Anadolu özelinde Ermenilerin ve genelinde Hıristiyanların canıyla, malıyla tasfiyesi ve diğeri de yakıcılığını halen yaşadığımız devletin Kürt politikasıydı.
Bu konularda hiç çalışılmıyor diyemem, Türk devletinin risk algısına göre propaganda malzemesi üretiminde çok gayretliler.
Vurguladığım iki konunun es geçilmesi, Türk tarih yazımı prensibidir. Buna akademia da dahildir; çalışmaları, resmî ideolojinin düşmanlaştıran barikatını aşamadı. Barikatı aşan çalışmalarsa istisnaydı.
Maalesef sisteme alternatif programla yola çıkan devrimci-sosyalist hareketler de yetersiz kaldı; ‘Türkçü konsensüs’ tasfiye edilemedi. Karanlığın perdesini yırtamadık; Rum devrimci Regas’ın ve Ermeni devrimci Paramaz’ın mücadelesini ancak yakın yıllarda öğrenmiştik.
Ve Nikos Kapetanidis’i de Selanik’te yapılan (18 Mayıs 2024) bu toplantı sayesinde öğrendim.
Türkçü politiğin barikatını aşmamıza bağlı olarak, Ermenilere, Rumlara ya da Pontos’ta, Dersim’de veya başka bir yerde bir başka millete neler yapıldığını yeni yeni öğreniyoruz.
Konunun omuzlarımdaki ağırlığını bilerek, umarım sabrınızı zorlamadan anlatabilirim.
ABDÜLHAMİD’DEN TALÂT’A
Osmanlı, Çarlık Rusya’sı ya da Avusturya-Macaristan gibi bir milletler hapishanesiydi. Zamanla her millet ayağa kalkmıştı.
Osmanlı’nın son yarım yüzyılı, krizin derinleştiği yıllardı; saray rejimi çürümüştü.
Hıristiyan milletlerin ardından Arap, Arnavut ve Kürt İslam milletlerinin ayağa
kalktığı yıllarda Abdülhamid İslamcılığı, aynı zamanda devlete egemen Türk’ün de politiğiydi.
Abdülhamid’in 1890’larda Sünni Kürt aşiretlerden oluşturduğu 65 Hamidiye Alayı’yla (1) resmen vilâyat-ı sitte (altı vilayet: Van, Bitlis, Erzurum, Harput/Mamuret-ül Aziz [Elazığ], Diyarbakır, Sivas) denilen Osmanlı Ermenistanı’nda yaptığı, Anadolu’yu Hıristiyanlardan temizleme planıydı.
Aslında İslamlaştırma, fethedilen ya da literatür diliyle işgal edilen her yerde uygulanan politikaydı. Heath W. Lowry doktora tezinde, 1461’den itibaren Trabzon’un nasıl İslamlaştırıldığını ortaya koymuştur. (2)
Abdülhamid’in yaptığı, özünde 15. yüzyıldaki İslamlaştırmadan farklıydı. Artık sosyal-siyasal hayatta din unsuruna, dil, soy, kültür faktörleri de eklenmişti.
1895-1896’da Ermenilere yapılan dört fiil şunlardır:
1- Le Figaro’ya göre 300 bin (3 )veya Osmanlı’ya göre en fazla 20 bin (4 )Ermeni öldürülmüştür.
2- Ermeniler, canını kurtarmak için köy köy İslamlaş(tırıl)mıştır. (5)
3- Bir kısım Ermeniler Rusya Ermenistanı’na kaçmıştır; bu sayı, 1910’da sadrazam İbrahim Hakkı’ya (6) göre 60-70 bindir.
4- Öldürülen ve kaçan Ermenilerin malına-mülküne el konmuştur.
Bunlar Osmanlı Meclisi’nde tartışılmıştır, ama can ve mal güvenliği sağlanamamıştır.
Anadolu’da 19. yüzyıl sonunda hedefe ulaşılmıştır; Osmanlı’nın demografik yapısını analiz eden Kemal Karpat’a göre, egemen kimlik Türk’tür. Türk’ün, siyasi kültürel ve tarihi kimlik olduğu iddiasındadır. (7)
1908’de Abdülhamid’in İslamlaştırma planına ‘dur’ denildi, fakat Balkan Savaşı sonrasında İttihatçıların Ocak 1913 darbesiyle, açılan ‘umut kapısı’ kapatıldı. 1913-1918 döneminin diktatörü İttihat ve Terakki’nin ‘merkeziyetçi ve Türkçü’ rotasının (8) zirvesi, 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir.
İttihatçı Talât, 1915’te Ermenilere ne yaptığını itiraf etmiştir; 1915 Temmuz ortasında, “Üç ayda, Abdülhamid’in 33 yılda becerebildiğinden daha fazla Ermeni’yi ezip geçmiş olmakla” övünmüştür. (9)
Talât, Abdülhamid’in takipçisidir ve bunların, 1920’lerdeki takipçisi Mustafa Kemaldir. Üçünün de eylem birliği vardır; Abdülhamid, Talât ve Mustafa Kemal, Türk devletinin üç kurucusudur. Zaten Anadolu’da hareketi teşkilatlandıran ve Cumhuriyeti kuran asker, sivil ve politik-bürokratik kadro İttihatçıydı.(10)
Anadolu’yu İslamlaştırmak/Türkleştirmek amacıyla Abdülhamid’in temellendirdiği Anadolu’dan Hıristiyanların tasfiyesi planında, Birinci Paylaşım Savaşı (1914-1918) yılları birinci ve resmen ‘İstiklal Harbi’ denilen (1919-1922) yıllar ikinci aşamadır.
Anadolu’nun Türkleştirilmesinde, millet olarak Ermeniler 1. aşamada ve Rumlar 2. aşamada toprağından kopartılmıştır.
1919-1922’de (2. Aşamada) vatandaş Hıristiyanlar üç cephede hedeftir:
1- Güney’de İç Hedef Vatandaş Ermenilerdir.
2- Batı’da İç Hedef Vatandaş Rumlardır.
3- Kuzey’de Hedef Vatandaş Pontos Rumlarıdır.
İlk ikisinde yoğunlaşacağım, 3’üncüsü toplantıda birlikte olduğum Tamer Çilingir’in ve Tufan Şişli’nin konusudur.
Sıralama yanlış anlaşılmasın, Güney’de, Batı’da ve Kuzey’de 1919’dan itibaren her yıl değişik kararlar alınmış ve uygulanmıştır.
1- GÜNEY’DE İÇ HEDEF VATANDAŞ ERMENİLER
Adana-Antep hattında yani Güney’de temelde gayri Türk ve gayri İslam vatandaşların varlığı fiilen reddedilmiş, düşmanlaştırılmıştır.
İşgalci Fransa, reddetmenin perdesiydi ve ‘dış hedef’ti.
20 Ekim 1918’den itibaren sürülenlerin evine, toprağına dönmesine ve malına sahip olmasına izin verilmiştir. (11) Adana, Suriye’den girişte dönen Ermenilerin, Rumların toparlandığı vilayetti.
Düşman, işgalci Fransa ile Ermenilerden oluşan Lejyoner birliğinin dışında, tüm vatandaş Ermeniler olarak tanımlanmıştır. Bunun için Adana-Antep hattını anlatan Genelkurmay kitabının sadece SONUÇ bölümünü okumak yeterlidir. (12)
Fransız kuvvetlerinin yanı sıra bölgeye 120 bin Ermeni’nin döndüğüne (13) göre, Türk- İslam milis kuvvetleriyle Güney Cephe’den galip çıkmak nasıl mümkün olurdu?
Güney’de neler oldu? Özetlemeye gayret edeceğim.
Kasım 1918’de Adana Valiliğinde gündem: Bir, ‘Ermeni tehcirindeki’ görevlilerin değiştirilmesi ve iki, sürgünden dönen Ermenilerin ve Rumların yaratacağı iç kargaşa kaygısıdır. (14) Görevliler hemen değiştirilir. (15) İkincisi de gayrinizami harple halledilir.
Adana, Antep, Maraş ve Urfa’yı önce İngilizler sonra Kasım 1919’dan itibaren Fransızlar işgal etti. (16)
O günlerde Mustafa Kemal, Anadolu’da teşkilatlanmasını hızlandırdı ve gönderdiği talimatta, yapılacakları sıraladı:
1- Millî teşkilatlar, İslami cemaatler gibi kurulacaktır.
2- Yerel birim, her köy ve mahallede din adamına teslim edilecektir.
3- Her nahiye bölük ve her kaza tabur olacaktır.
4- Birimlere hükümet ve askeriye yardım edecektir. Hemen millî müfrezeler kurulmaya ve saldırıya başlanmıştır. (17)
Kemalist hareket Adana’da teşkilatlanmayı 1919 sonunda tamamlamıştır; Kilikya Kuvayı Milliye Komutanlığı ve Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Kasım’da faaliyetine başlamıştır. Urfa, Maraş ve Antep teşkilatlanması da tamamlanmıştır; aşiret reisi ve ağalar da görevlendirilmiştir. (18)
Sivas’ta 1 Aralık 1919’da önemli bir buluşma olur. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (ARMHC) lideri Mustafa Kemal ve Fransız Yüksek Komiseri Georges-Picot görüşür. Ermenilere göre buluşma, Fransız siyasetinde dönüm noktasıdır. (19) Fransa muhatabını belirlemiştir.
‘GAYRİNİZAMİ HARP’ VE 20 GÜNLÜK ATEŞKES
Sivas Kongresi’nden sonra Adana, Maraş, Antep ve Urfa hattıyla ilgili değerlendirmede, Ermeniler millet olarak düşmanlaştırılmış ve şu görevlendirme yapılmıştır: “Göç yasaktır, arazi ve emlak ancak Türklere satılacaktır, yabancılarla Hıristiyanların araziye sahip olmalarına meydan verilmeyecektir, Türk olmayan unsurlar hakkında sıkı bir boykot tatbik olunarak alışveriş Türkler arasında yapılacaktır, milli kurulların idaresi ordu elemanıyla diğer vatanseverlerde olacaktır.” (20)
Adana’da, Ocak 1920 başında “hazır olun” talimatı verildi ve her haksızlığa “milli hassasiyet” gösterilmesi emredildi. (21)
25 Ocak 1920’de yol haritasının çizildiği anlaşılıyor. Mustafa Kemal’in bölgedeki kolordulara verdiği talimata göre, “Fransızlara karşı gayrinizami harp yöntemiyle mücadele edilmesi” kararlaştırılmıştır. (22)
Harekete geçilir, yazışmaların konusu: Toros ve Amanos tünelleriyle, Ceyhan ve Seyhan köprülerinin tahribi hazırlığı ve Ermenilerin korkutulmasıdır. (23)
O günlerde, 8 Ocak 1920 tarihli kararnameyle, İttihatçıların mala-mülke çökme mevzuatı iptal edilmiş, malların sahiplerine verilmesi öngörülmüştür. (24) Sürgünden dönenlerin sorunlarını çözmeyi amaçlayan kararname, 14 Eylül 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kararıyla reddedilmiş ve zabıtlarda yazılıdır ki, Kemalist iktidar, kararnameyi aslında yok saymıştır. (25)
Kararname pratiği, İslam mülkünün transferi (26) gibi yanlış aktarılmıştır. Dönemin egemen politiği, dönen Hıristiyanlara mallarının verilmemesidir.
Sonradan Fransa’nın işgal idaresinin mülk iadesiyle ilgili işlemleri de yok sayılmıştır. (27)
O günlerde Şubat 1920’de Adana Ermenilerinin özerklik, “birlikte yaşam” talebi (28) dikkate alınmamış ve “bildiğimizi yapacağız” denmiştir.
Ocak-Haziran 1920 döneminde çatışmalar Urfa, Maraş ve Antep’te yoğunlaştı. Mayıs sonunda Fransızların isteği üzerine ateşkes görüşüldü ve kararlaştırıldı: 29-30 Mayıs 1920 gecesinden itibaren Adana’da 20 günlük ateşkes ilan edildi. (29)
Ateşkes bittikten sonra Haziran’dan itibaren çatışmalar artacak ve yıl sonuna kadar sürecektir. (30)
Çatışmalar detaylı yazılmıştır, (31) ama cevap verilmeyen soru şudur: Lejyoner birlik dışında 1918 sonunda dönen vatandaş Ermeniler, nasıl, hemen silahlanıp, çatışmaya başlamıştır?
5 Ağustos 1920’de Fransız politikasını anlaşılır kılacak olay yaşanmıştır: Mihran Damatyan’ın kendisini Fransa Protektorası (koruyuculuğu) altında Kilikya Valisi ilan etmesi, Fransız komutanın bir saatte sonlandırmasıyla bitmiştir. (32)
Yeni Adana gazetesinin arşivine göre, ‘Ermeni çetelerinin faaliyetleri’ hakkında ilk haber, 2 Ağustos 1920’de yayımlandı. İncirlik bölgesinde beş silahlı yol kesmiştir. İkinci ve üçüncü haber 2 ve 9 Ekim 1920’de yer aldı. (33)
1921’de Adana ve çevresi 1920’ye kıyasla sakin (34) olup, gündemde temas vardır. 11 Mart’ta Londra Konferansı’nda Fransa’yla anlaşmaya varılırsa da Ankara, reddetmiştir. (35)
Mart’tan sonra cephe sakin olmalı ki, Batı Kilikya Cephesi Komutanı Tekelioğlu Sinan da 15 Kasım 1919’da yazmaya başladığı günlüğünü, en son 21 Mart 1921’de yazmış ve sonrasında yazmamıştır. (36)
Zaman zaman çatışmalar yaşanmış olsa da Ermenilerle ilişki kopmamıştır. 13 Haziran 1921’de Adana valiliğindeki Ramazan Bayramı merasime Sis (Kozan) ve Kilikya Katoğikosu Sahak da katılmıştır.(37)
‘İŞGAL BİTTİ, İŞİMİZE BAKALIM’ HAVASI
İtalya, anlaşmadan sonra işgal ettiği Antalya’dan 5 Temmuz 1921’de çekildi. (38) Eylül’de, Eskişehir’i işgal eden Yunan ordusuyla Sakarya’da savaşıldı, işgalin yaygınlaşması durduruldu.
O günlerde 20 Eylül’de Ankara’ya gelen Franklin-Bouillon’la üç hafta görüşüldü ve anlaşma 20 Ekim 1921’de imzalandı; Fransa ile savaş hali bitti. (39)
Türk-Fransız Anlaşması’nın maddelerinden biri, “İki taraf, boşaltılan arazide, arazinin işgalinden sonra tam bir genel af ilan edecek” (madde 5) olmasıdır.
‘Anlaşmanın Eki’ olarak, Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal’in ve Fransa yetkilisi Franklin-Bouillon’un birbirine yazdığı 12 mektup vardır. “İşgal bitti, bundan sonra işimize bakalım” denilen mektuplarda Ankara hükümeti, madenler, demiryolları, limanlar ve ırmaklarda Fransız gruplarının ayrıcalığını incelemeye hazır olduğunu ifade etmiştir. (40)
Mektuplar, anti-emperyalizm belgesi değildir.
Genel af, bir dönemi kapatmak için gerekli adımdı. Fakat Kemalist iktidar ne kanun hazırlamış ne de güven verecek bir açıklama yapmıştır. Diğer bir deyişle, gerekli kanuni hazırlık yapılmamasından, vatandaş Ermenilerin Suriye’ye ve Beyrut’a kaçmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır ve öyle de olmuştur.
Ankara, Adana’daki havadan haberdar; 7 Kasım’da “Ermeni ve Rum polisleri[nin]” bile korktuğu için Fransız generalden yardım istediği Genelkurmay’a bildirilmiştir. (41)
23 Kasım 1921’de Türk-Fransız Heyeti Adana’da ‘Kilikya Türk-Fransız Heyetinin Beyannamesi’nde, Hıristiyanların terke mecbur edilmeyeceği ve her türlü yağmanın cezalandırılacağı vesaire ifade edilmiştir. (42)
Sis Katoğikosu’nun mektubunda da görüşmelere rağmen yeterli güvencenin verilmediği yazılmıştır. (43)
İlişkiler birden dostluğa döndü. Fransa, Anadolu’yu terk ederken Ankara hükümetine bir miktar silahı, cephaneyi ve uçağı hediye etti, bazı malzemeyi sattı. (44) Fransızlar, İstanbul dışında Tekirdağ, Zonguldak ve Mersin’de de cephane sevkiyatında destek oldu. (45)
Antalya’yı işgal eden İtalya da daha öncesinde Nisan 1921’de teçhizat satışına başlamıştır. (46)
Güney Cephesi’nde Fransızlar 5 bin ve Ermeniler 30 bin can kaybının olduğunu belirtirken, (47) Genelkurmay kitabı dâhil çalışmalarda nedense insani kaybın (48) ne kadar olduğu yazılmamıştır.
Vatandaş Ermenilere yapılanlar, özel olarak değerlendirilmelidir.
Ermeni soykırımının iki safhasında fikir birliği vardır; Soykırımın 1. Safhası Ermenistan’da, Anadolu ve Trakya vilayetlerinde, 2. Safhası (1915-1916) Suriye- Mezopotamya kamplarında olmuştur. (49)
1918 Ekim-Kasım’da hükümetin izniyle, dönen vatandaş Ermenilerin Kilikya’da, Adana-Antep hattında nasıl harbin kurbanı olduğunu yukarıda kısaca aktardım. Ermeniler, Batı Anadolu’da da Rumlarla birlikte kovalanmıştır.
Yıllık uygulamada değişiklik olsa da genel olarak 1919-1922’de, 1. ve 2. safhayı atlatmış vatandaş Ermenilerin Anadolu’da tutunmasının fiilen engellenmesi ve sağ kalanlarının Türkiye dışına kovalanması, Soykırımın 3. Safhası’dır. (50)
Ermenilerin, demografik ve iktisadi yapıda varlığını sürdürmesine kesinlikle izin verilmemiştir. Fark edilenler de unutulmamıştır; 1930’larda hükümet kararıyla (51) köylerde birer, ikişer kalan Ermenilerin köyünde/toprağında yaşaması da yasaklanmıştır.
2- BATI’DA İÇ HEDEF VATANDAŞ RUMLAR
1919’da İzmir’e çıkan Yunanistan, iki yılda Bursa, Uşak, Kütahya, Eskişehir dâhil pek çok vilayeti işgal etti. Ege’de pek çok vilayeti işgal eden Yunanistan, ‘dış hedef’tir.
‘Riskli vatandaş’ zihniyetiyle, işgalle illiyet bağı kurularak, özelinde Rumlara ve genelinde Hıristiyanlara, vatandaş gözüyle bakılmadı.
Zihniyetin geçmişinde Abdülhamid’in 1895’lerde ve İttihatçıların 1915’lerde yaptığı vardı: Milleten Türk ve dinen Sünni İslam olmayanlar hedefti.
9 Eylül 1922 tarihi itibariyle de tüm Hıristiyan vatandaşların can ve mal güvenliği sağlanmamış, İzmir (13 Eylül’de) yakılmış, yağmalanmış ve İzmir Harp Ganimeti Komisyonu (52) kurulmuştur.
‘Hıristiyanlara ne yapılacağının’ kararnamesi, Ekim 1920’de imzalanmıştır. Rum ve Ermenilere ait “muâmelatı tasarrufiyyenin tehirine artık lüzum [işlemlerin ertelenmesine artık gerek]” olmadığına karar verilmiştir. (53)
İşlemler biliniyordu; 1895’ler unutulmadan, 1915’ten beri Ermeni ve Rumlara yapılanlar iki kalemdi; önce, yerinden-yurdundan sürmek/kovalamak ve sonra, malına- mülküne el koymaktır. Söz konusu kararnameyle, kalındığı yerden devam edileceği kararlaştırılmıştır.
Öncesinde bu yöndeki temel adımlardan biri İslamcı TBMM’nin faaliyete başlamasıydı. Mustafa Kemal ve 15. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir yazışmasıyla kararlaştırıldığı (54) gibi Hıristiyan vatandaşların seçime katılmasının engellenmesi, tüm mebusların İslam olması, Türk devletinin nasıl kurulacağının ve gelecekte neler olacağının temel adımıydı. Seçmeni ve seçileni İslam olan TBMM, 23 Nisan 1920’de açıldı.
TBMM cihat ilanı havasıyla açıldı; bunun için Ankara müftüsü Mehmet Rıfat [Börekçi], İzmir’e, Adana’ya, Maraş’a, Antep’e ve Urfa’ya saldıran düşmanın “Müslüman olmayan uyruk[lu]larla” el ele verdiğini, buna direnişin kutsal olduğunu belirten fetva hazırladı ve müftüler, seferber edildi. (55) Ankara, Mustafa Kemal öncülüğündeki hareketin, İstanbul’a karşı iktidar merkeziydi.
TBMM’nin oluşturduğu hükümetin önceliği, “tehcir dolayısıyla suçlardan, cinayetlerden” tutuklu olanların tahliyesiydi. (56) Ankara hükümeti, Osmanlı hükümetinin tutukladığını serbest bırakmıştır.
Tehcir edilen Ermeniler, yine kararnamenin konusudur: Ermenilerin, serbestçe gezip dolaşması yasaklanmış (57) ve Maraş’ta ‘kayıp’ olan Ermenilerin mallarının yönetimi de hükümete verilmiştir. (58) Yönetmek, el koymanın nazik ifadesiydi.
Emvâl-i metrûke denilen Türkleştirilecek mülkler meselesi 2 Eylül 1920’de ele alındı ve tasarısı hazırlandı. (59) İki gün sonra TBMM’ye sunulan tasarı, ancak 20 Nisan 1922’de kanunlaştı. (60) Kanunun uygulanmasında sorunlar yaşandığı iddia edilmiş olup, mülklerin Türk- İslam’a transferinde kalıcı politika, 15 Nisan 1923 tarihli kanunla (61) belirlenmiştir. 8 Kasım 1988’e kadar yürürlükte kalan (62) kanuna göre, sahibinin başında olmadığı her mülk, devletindi (madde 6).
1920’nin ikinci yarısında Anadolu’nun batısı hareketlidir.
Yunan ordusu, 22 Haziran 1920’de başlattığı saldırıyla bir buçuk ayda Uşak-Bursa hattına kadar ilerledi: Balıkesir (30 Haziran), Karacabey ve Nazilli (2-3 Temmuz), Bursa (8 Temmuz), Gelibolu ve Uşak (4 ve 29 Ağustos) işgal edildi. (63)
İki hafta sonra 15 Eylül’de Ankara hükümeti, “askeri ve siyasi” gerekçeyle, [işgal bölgesine sınır vilayetler] Bolu, Geyve, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar, Denizli, Burdur ve Isparta’da bulunan Rum ve Ermeniler’den “şimdilik 20-40 yaşında bulunan erkeklerin” sevkini kararlaştırmıştır. (64)
Kararnamede “siyasi” gerekçeyi anlamak mümkün olmadığı gibi, sevkin nereye yapılacağı da belirtilmemiştir.
Denizli örneğinde olduğu gibi kararname öncesinde de yerel birimler harekete geçmiş, Hıristiyanlar kovalanmış olabilir.
5 Haziran 1920’de Kuvay-ı Milliye Reisi Müftü Ahmet Hulusi, Demirci Mehmed Efe’ye çektiği telgrafla Denizli’deki Rum erkeklerin içeriye sevkini istedi. Denizli mutasarrıf vekili, kadı ve Askerlik Dairesi Reisi Albay Tevfik, sürgüne karşı çıkmıştır. Demirci Mehmed’le sürgüne karşı çıkanlar arasındaki gerilim sonrasında Albay Tevfik dâhil 68 kişi öldürüldü. Konu TBMM’de görüşülmüş, sonunda kapatılmış ve Demirci’ye maaş da bağlanmıştır. Demirci’nin adamları sadece Denizli’de değil, Isparta ve Burdur’da da Rumları yerinden-yurdundan kovalamıştır. (65)
Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi, İzmir’in işgalini protesto mitinginde Cihad-ı Mukaddes Fetvası’nı ilan etmiş66 ve bir yıl sonra da Rumların temizlenmesini din savaşı olarak nitelendirmiş olmalıdır.
Anlaşıldığı üzere Denizli’de müftünün icrasına resmi onay, Bakanlar Kurulu’nun 15 Eylül 1920 tarihli kararıyla verilmiştir.
Yılın sonunda Koçgiri ve Pontos harekâtı için hazırlık vardır, 9 Aralık 1920’de Merkez Ordusu kurulmuş ve seferber edilmiştir.
ESKİŞEHİR’DEN İZMİR’E
6 Ocak 1921’de Yunan ordusunun Eskişehir’e doğru ilerleyişi 1. İnönü Savaşı’yla durduruldu. Bu, Yunan ordusunun Türk ordusuyla ilk karşılaşması ve yenilgisiydi; ikincisi de yine İnönü’de 1 Nisan’da olacaktır. (67)
1. İnönü Savaşı’nın hemen ardından hükümetin iki kararnamesinden ilki, “Aydın vilayetiyle sair mahallerden firar ederek düşman tarafına iltihak edenlerin” terk ettikleri emvâl-i menkule ve gayri menkulenin Maliye’ye devredilmesi68 ve diğeri de harp bölgesi gerisine gönderilen “400 nefer Rum ve Ermeni muhacirin” nakliye tutarının Muhacirin Tahsisatı’ndan ödenmesi (69) hakkındadır.
Şubat başında Bilecik’te cepheye yakın bölgenin temizlenmesi emredilir; “Kadın, erkek, bilaistisna bilumum [bütün]” Hıristiyanların hepsinin “geriye nakli” kararlaştırılmıştır. (70) Peki, “geri” neresi mi? Belirtilmemiştir.
Mart’ta Ankara’nın diplomatik atağı: Londra Konferansı’nda (23 Şubat-12 Mart 1921) Dışişleri Bakanı Bekir Sami’nin Fransızlarla yaptığı antlaşmayı reddeden (71) hükümet, 16 Mart 1921’de Türkiye-Sovyet Rusya Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması’nı imzaladı. Bu, ilk kez imzalanan uluslararası antlaşmaydı.
İnönü’de savaşı kazanan Garp Cephesi Kumandanı İsmet’in 5 Nisan’da Eskişehir Mutasarrıfı’na ve 10 Nisan’da İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’na yazdığı şifrede, Söğüt, İnegöl, Beyşehir, Bilecik ve Eskişehir’deki tüm Hıristiyanların “geri bölgelere” sürülmesi ve köylerine İslam ahalinin yerleştirilmesi önerilmiştir. (72)
11 Mayıs 1921’de Batı Cephesi’nden (Afyon, Kütahya, Eskişehir’le Bilecik) ve Cenup Cephesi’nden (Konya, Karaman’la Ereğli) 18-50 yaş arasındaki Hıristiyan erkeklerin Elaziz’e ve Sivas’a sevki kararlaştırıldı. (73) Garp Cephesi Kumandanlığı da bu kararnameye göre, Batı Cephesi’ndeki askeri ve idari yetkililere sürgünün nasıl yapılacağını madde madde yazdı. (74)
İlk kez, sürgün mahali Elaziz ve Sivas olarak yazılmıştır. Peki, bu tarihe kadar sürülenler nereye gönderilmiştir?
Hıristiyanlar Batı’dan Sivas’a sürülürken, Sivas, Zara’dan 15 Rum köyü halkı da Giresun’un Kırık nahiyesine sevk edilmiştir. (75)
Eylül 1920’de başlayan sürgüne on ay sonra istisna getirildi. 1 Haziran 1921 tarihli kararnameye göre, Bank-ı Osmani’de, Reji’de, demiryolunda, Askeriye Tabanca Fabrikası’nda çalışanların yerine birilerini tedarik etmeden tehcir, faaliyeti olumsuz etkileyeceğinden bunların ve Katoliklerin sevki ertelendi. (76)
28 Haziran 1921’de hedef, Muğla, Aydın, Burdur ve Silifke’dir: 18-50 yaşları arasında eli silah tutan Hıristiyanlar, Elaziz’e ve Sivas’a gönderilecektir. (77)
Rusya, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin vatandaşı Rumlar da unutulmadı. Örneğin İngiliz vatandaşı Rumlar tutuklanacak ve Rus vatandaşı Rumlar yerinde kalacaktır. (78)
Yaz ortasında hatırlanan, İttihatçıların 1915’te cepheye sürdüğü mahkûm çeteleriydi. 14 Temmuz 1921’de kabul edilen kanunla, Birinci Paylaşım Savaşı’nda cepheye sürülen mahkûmlar affedildi. (79)
Yunan ordusu, 1921 yazında harekâta geçti, 13 Temmuz’da Afyon’u, 17 Temmuz’da Kütahya’yı, 19 Temmuz’da Eskişehir’i işgal etti. Türk birlikleri Sakarya’ya çekildi ve hükümetin Ankara’dan Kayseri’ye taşınması gündeme geldi. Sakarya Savaşı’yla (23 Ağustos- 13 Eylül) Yunan ordusu durduruldu. (80)
Ağustos 1922’de Türk Ordusu’nun harekâtıyla Eskişehir 2 Eylül’de ve İzmir 9 Eylül’de işgalden kurtarıldı, sırada vatandaş Rumlar ve Ermeniler vardır.
İki hafta sonra Eskişehir’in Hıristiyanlardan temizlenmesinde neler olduğunu Hakimiyet-i Milliye gazetesinden öğreniyoruz: “Yavaş yavaş baş gösteren korku, yerini paniğe bıraktı. Üç gün zarfında Rum ve Ermeniler, mevkilerini terk ettiler, hepsi gitti ve kalmak isteyenler cebren sevk edildi. […] İnsan sürüleri acıklı bir surette yekdiğeri üzerine yığılıyordu. Haykırışlar, çığırışlar, kadın, çocuk, ihtiyar, hasta ve sakatların bağırışına karışıyordu.” (81)
İşgal bitmiştir, ama Hıristiyanların çilesi bitmemiştir.
3- KUZEY’DE HEDEF VATANDAŞ PONTOS RUMLARI
Kuzey, Güney ve Batı gibi işgal edilmemiştir.
Kuzey’de neler yapıldığına kısaca değineceğim; seferber edilen Merkez Ordusu’dur. ‘Kuzey’de Hedef Vatandaş Pontos Rumları’na yönelik harekâtı, Merkez Ordusu planlamış ve yapmıştır. Merkez Ordusu, Koçgiri ve Pontos harekâtı için 9 Aralık 1920’de kurulmuş ve görevini tamamladıktan sonra 25 Şubat 1922’de varlığına son verilmiştir.
Merkez Ordusu Kumandanı Nureddin, Ocak 1921’de ayağını Koçgiri’ye ve Pontos’a basmadan, ne yapacağını iki genelgeyle açıklamıştır. Daha sonra TBMM’deki tartışma nedeniyle hükümetin verdiği görevi yaptığını söylemiştir.
Koçgiri ilk ve Mayıs 1921’den itibaren Pontos ikinci hedef sahadır. Karadeniz, devlet kararıyla savaş bölgesidir.
Harekâtta, Merkez Ordusu denetiminde Topal Osman Çetesi gibi çeteler de kullanılmıştır. Hatta 19 Ocak 1922 tarihli kanunla, 45-50 asker katili Katil İlyas Çetesi de “Karadeniz’de Rumları vurmak” koşuluyla affedilmiştir.
Devletin Dâhili Harbi’yle, Pontos Rumları demografik ve iktisadi yapıdan tasfiye edilmiş, soyu kırıma uğratılmıştır. (82)
SONUÇ: TÜRKÇÜ VE SÜNNİ İSLAMCI POLİTİK
Konum, Güney ve Batı’da şu-bu çatışmanın veya savaşın özeli değildi. İşgalci Fransa ve Yunanistan’la ilişkilendirilen Türkiye vatandaşı Ermeniler ve Rumlar’la ilgili politikada yoğunlaştım.
Millet olarak düşmanlaştırmak, 1915’ten mirastı.
‘Riskli vatandaş’ politiği, işgalci gittikten sonra da devam ettirilmiş ve can ve mal güvenliği sağlanmamıştır.
Sağlansaydı, 25 bin (83) veya 30 bin (84) vatandaş Ermeni Adana’dan kovalanmazdı. Bu rakam, Nansen’in Milletler Cemiyeti raporuna (85) göre 100 bindir.
Sağlansaydı, İzmir yakılmaz, yağmalanmaz, vatandaş Ermeniler ve Rumlar kovalanmazdı (86) ve de İzmir Harp Ganimeti Komisyonu kurulmazdı.
O yıllarda, ‘vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak’ amaçlansaydı, Kasım 1919’da Trabzon Rumları’nın (87) ve Şubat 1920’de Adana Ermenileri’nin özerklikle ya da federasyonla ‘birlikte yaşam’ politikası esas alınırdı.
1919-1922’de, vatandaş Hıristiyanlar’ın sınır dışına kovalanması, fiilen ve resmen vatandaşlığın kitlesel tasfiyesidir.
İstanbul’da tersi yaşanmıştır: TBMM Hükümeti, İstanbul’un idaresini devir almadan önce ve aldığı günlerde, Adana ve İzmir’de neler olduğunu duyan/bilen vatandaş Hıristiyanlar da İstanbul’dan kaçmıştır. (88)
19 Eylül 1922 tarihli Genelkurmay Harp Raporu’na göre, Batı Anadolu’da işgal bitmiş ve “vaktiyle Yunan Ordusuna yardım eden Hıristiyanlar” sahile kovalanmaktadır (madde 1) ve “birçok ganâim [“savaşla gayrimüslimlerden alınan ve İslam için helal mal” (89)] ele geçmektedir” (madde 2). (90)
Raporda ifade edildiği gibi, Batı’da [ve Güney’de de] işgalciyle savaş, ‘iç fetih’ harekâtını da içermektedir. ‘İç fetih’ harekâtı, Hıristiyan’ın tasfiyesi ve malının ganimet bilinmesidir.
Anadolu’nun Hıristiyanlardan temizlendiğine karar verilmiş olmalı ki, TBMM Hükümeti’nin 1922’de hazırlattığı kitapta, “Anadolu toprağı baştan sona kadar Türk’tür […] Türk’ün öz yurdudur […] Rum ve Ermeniler ise Anadolu’ya sonradan gelmişlerdir” keşfi yapıldı. (91)
16 Mart 1923’te TBMM Reisi Mustafa Kemal de Adana’da konuştu: “Ermeniler vesairenin burada hiçbir hakkı yoktur […] öz Türk memleketidir.” (92)
Bu söylemle Lozan’a gidildi. 30 Ocak 1923’te Türkiye-Yunanistan Mübadele Anlaşması imzalandı. (93) 1,2 milyon Rum mübadilin, 1 milyon 88 bini öncesinde kovalandığı için ancak 112 bini anlaşma gereği gitmiştir. (94) Bu, 1914-1923 tarihinin yalın özetidir. Ve Yunanistan’dan gelen (95) Türk mübadilse 466 bindir.
Mübadele, iki devletin çıkarına ve halkların zararına olup, tartışmayı bastırmıştır. Anadolu İslamlaştırılmış/Türkleştirilmiş olup, sırada Trakya ve İstanbul vardır. 1914’ten 1923’e en iyimser tahminle 2,5 milyon Hıristiyan canıyla ve malıyla tasfiye edildi; mülklerin transferi ve tapulanması, 1920’lerde çıkartılan kanunlarla (96) yapılmıştır. 1914 Osmanlı sayımına göre, bugünkü TC sınırlarındaki nüfusun yüzde 20’si Hıristiyan ve Musevi’ydi. (97) Bu oran, 1927’de yüzde 2,8’e (98) gerilemiş ve bugün, tahminen binde 1’lerdedir. Bu, Türkçü ve Sünni İslamcı ekonomi politiğin pratiğidir!
NOTLAR
(1) Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul-1976, s. 329-355, 479-484; François Georgeon, Sultan Abdülhamid, çeviren: Ali Berktay, 6. baskı, İletişim Yayınları, İstanbul-2020, s. 371-375, 397-415; Janet Klein, Hamidiye Alayları, çeviren: Renan Akman, 2. baskı, İletişim Yayınları, İstanbul-2014, s. 49; Mehmet Rezan Ekinci, 1897 Tarihli Hamidiye Süvari Alayları Taksimatı, e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi, cilt: 9, sayı: 2 (18), Kasım-2017, s. 703-724. Mehmet Rezan Ekinci’ye göre 55 alay oluşturuldu.
(2) Heath W. Lowry, Trabzon Şehrinin İslamlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583, çeviren: Demet ve Heath Lowry, 3.basım, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul-2005, s. 13-19, 23-24, 26, 29, 36-47, 55-64, 78, 98-100, 117, 137-139, 141-145.
(3) Orhan Koloğlu, Avrupa’nın Kıskacında Abdülhamit, 7. baskı, İletişim Yayınları, İstanbul-2021, s. 181-183.
(4) Kâmuran Gürün, Ermeni Dosyası, 3. baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara-1985, s. 168.
(5) Selim Deringil, İhtida ve İrtidad, çeviren: Ayşen Anadol-Taciser Ulaş Belge, İletişim Yayınları, İstanbul-2017, s. 281-340.
(6) Meclisi Mebusan Zabıt Ceridesi (MMZC), devre: 1, sene: 3, cilt: 1, 8.12.1910, s. 457. Dipnotlarda tarihi miladi yazdım. N.O.
(7) Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830-1914), çeviren: Bahar Tırnakcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul- 2003, s. 22-24, 28-30.
(8) Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, cilt: 1 ve 3, İletişim Yayınları, İstanbul-1998 ve 2000, s. 43, 401 ve 287, 293-295, 728.
(9) Aktaran, Hans Lukas Kieser, Talat Paşa, çeviren: Ayten Alkan, İletişim Yayınları, İstanbul-2021, s. 219.
(10) Mustafa Kemal, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, I-III, cilt. III, Atatürk KDTYK, Ankara-1989, s. 85-86; Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Gelişmeler (1876-1938), 1. Kitap, 2. baskı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul-2003, s. 171, 176; Tarık Zafer Tunaya, cilt: 3, s. 676; Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek-Parti Yönetiminin Kurulması, s. 26; Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, çeviren: Yasemin Saner Gönen, 13. baskı, İletişim Yayınları, İstanbul-2002, s. 215-216; Erik Jan Zürcher, Millî Mücadelede İttihatçılık, İletişim Yayınları, İstanbul-2003, s. 249-255; Bülent Tanör, Türkiye’de Kongre İktidarları (1918- 1920), Yapı Kredi Yayınları, 2. baskı, İstanbul-2002, s. 136-139; Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele-II, T. İş Bankası Kültür Yayınları, 3. baskı, İstanbul-2010, s. 29; Sina Akşin, Jön Türkler ve İttihat ve Terakki, 3. basım, İmge Kitabevi, İstanbul-2001, s. 464; Hüseyin Cahit Yalçın, Talat Paşa, Yedigün Neşriyatı, 1943, s. 6; Muhittin Birgen, İttihat ve Terakki’de On Sene, cilt: 2, Zeki Arıkan (hazırlayan), Kitap Yayınevi, İstanbul-2006, s. 687, 696-697, 705.
(11) BOA (Başbakanlık Osmanlı Arşivi/Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi)-Katalog, DH.ŞFR, 92/187 ve 92/199 ve 92/200 ve 92/205 ve 92/220 ve 92/224 ve 92/238, 20-23.10.1918; BOA, HR. SYS, 2569/1_3 ve 1_4 ve 1_5, Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskânı, 1878-1920, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2007, s. 397-401; BOE, 341055, 18 Kanunuevvel 1334, aktaran, Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskânı, s. 412-417, 1027-1030. BOA-Katalog, arşivdeki katalog bilgisidir. N.O.
(12) Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, Genelkurmay-ATASE, Ankara-2009, s. 317-321.
(13) Suavi Aydın, Adana Milli Mücadelesi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul-2022, s. 60-61; Kemal Çelik, Millî Mücadele’de Adana ve Havalisi (1918-1922), Türk Tarih Kurumu, Ankara-1999, s 70. Genelkurmay kitabına göre dönen 60 bin Ermeni’dir (ATASE, aktaran Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 208).
(14) ATASE, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, Tarih Vakfı, İstanbul-2022, s. 112-118, 120; BOA, aktaran Suavi Aydın, age, s. 29-30.
(15) BOA-Katalog, DH.ŞFR, 94/13, 1.12.1918.
(16) TİTE ve ATASE, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, s. 210, 224; Suavi Aydın, age, s. 50-52; Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 317-318.
(17) 12.10.1919’da Sivas’ta Mustafa Kemal, Müdafaai Hukuk Cemiyeti Teşkilatı talimatı, Kuvayı Milliye Komutanı Tekelioğlu Sinan Bey’in Günlüğü, Genelkurmay-ATASE, Ankara-2012, s. 1-4; ATASE, aktaran Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 76-77. Maddeleri özetledim. N.O.
(18) 23.11.1919’da ARMHC Riyaseti tamimi, TİTE ve ATASE, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, s. 244, 252-266; ATASE, aktaran Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 117-118, 235-241; Kemal Çelik, age, s. 132, 148-149, 155-166; İsmet Görgülü, On Yıllık Harbin Kadrosu, 1912-1922, 2. baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara-2014, 303-322.
(19) Suavi Aydın, age, s. 83-84.
(20) 12.10.1919 tarihli talimat, Kuvayı Milliye Komutanı Tekelioğlu Sinan Bey’in Günlüğü, s. 2; ATASE, aktaran Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 73-76.
(21) ATASE, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, s. 288-290, 306-310.
(22) 25.1.1920’de Mustafa Kemal’in Sivas, Diyarbakır, Ankara ve Konya’daki kolordulara talimatı, Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 318.
(23) Ocak 1920 yazışmaları, TİTE, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, s. 292-294, 338-340.
(24) 8 Ocak 1920 tarihli Âher Mahallere Nakledilmiş Olan Eşhasın 26 Eylül 1915 Tarihli Kararname Mucibince Tasfiyeye Tabi Tutulan Emvâli Hakkında Kararname, DÜSTUR, Tertib-i Sanî (2. Tertip), cilt: 11, İstanbul-1928, s. 553-561.
(25) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Gizli Celse Zabıtları (GCZ), cilt: 3, 14 Eylül 1338, s. 768-781; TBMM Zabıt Ceridesi (ZC), devre: 1, cilt: 23, 14.9.1922, s. 49; TBMM’nin 14 Eylül 1922 tarih ve 284 no’lu Âhar Mahallere Nakledilmiş Eşhasın Tasfiyeye Tâbi Emvali Hakkında Mevcut Kararnamenin Reddine Dair Heyeti Umumiye Kararı, DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 3, 2. basılış, Ankara-1953, s. 82.
(26) Kemal Çelik, age, s. 80-81, 186; Suavi Aydın, age, s. 51-52; Recep Çelik, Millî Mücadele Günlerinde Din Adamları, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-2017, 94-95.
(27) TBMM GCZ, cilt: 3, 24.7.1338, s. 596-603.
(28) TİTE ve ATASE, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, s. 408, 420; BOA, aktaran Suavi Aydın, age, s. 87.
(29) ATASE, aktaran Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 162, 165.
(30) Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 91-255; Kemal Çelik, age, s. 399-463.
(31) Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, Genelkurmay-ATASE, Ankara-2009; Kemal Çelik, Millî Mücadele’de Adana ve Havalisi (1918-1922), Türk Tarih Kurumu, Ankara-1999.
(32) Aktaran Suavi Aydın, age, s. 139-140.
(33) Öğretmen Ahmet Remzi Bey ve arkadaşları, Mücavirzade Emin Bey’in sahibi olduğu Hayat Matbaası’nda 25 Aralık 1918’de ‘Adana’ isimli bir gazete çıkardı. Üç sayı sonra gazeteyi işgal idaresi kapattı. Bunun üzerine ‘Yeni Adana’ yayımlandı. Haberler için, Cihat Yıldırım, ‘Yeni Adana’ Gazetesinin…, Ermeni Araştırmaları, 2022, sayı 71, s. 156-158.
(34) Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 257-294; Kemal Çelik, age, s. 470-480.
(35) Konferans 21 Şubat-12 Mart 1921’de yapıldı, Adnan Sofuoğlu-Seyfi Yıldırım, 1921 Londra Konferansı, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-2018, s. 371-400.
(36) Kuvayımilliye Komutanı Tekelioğlu Sinan Bey’in Günlüğü, Genelkurmay-ATASE, Ankara-2012.
(37) BOA, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, s. 592-594.
(38) Kemal Çelik, age, s 476.
(39) Kemal Çelik, age, s. 476-478; ATASE, aktaran Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 279-280; İsmail Sosyal, Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları, cilt: 1 (1920-1945), 3. baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara-2000, s. 50-52.
(40) İsmail Sosyal, age, s. 53-60; Suavi Aydın, age, s. 163-164.
(41) ATASE, aktaran Mehmet Ö. Alkan, Kurtuluş Savaşı’nda Adana ve Adana’nın Kurtuluşu Belgeler, s. 604.
(42) Kemal Çelik, age, s. 484-486; Suavi Aydın, age, s. 170 (burada tarih 30 Kasım).
(43) İskenderun’dan 29 Kasım 1921’de Paris’teki Milli Ermeni Delegasyonu’na gönderilen mektup, Kemal Çelik, age, s. 482-484.
(44) Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşının Mali Kaynakları, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-1990, s. 508, 510, 555; Kâzım Özalp, Millî Mücadele, 1919-1922, cilt: 1, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara-1998, s. 220- 221; Fikret Ünal, Muzaffer Tıraş, Zafer Kükrer, 1920-1929 Bütçe Kanunları, Başbakanlık Basımevi, Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulu Yayını No: 1978/190, Ankara-1979, s. 19.
(45) Hüsamettin Ertürk, (anlatan: Emekli Suvari Albayı), İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu (hazırlayan), Ararat Yayınevi, 3. baskı, İstanbul-1969, s. 7, 123-125, 206, 233, 374, 493, 517.
(46) Kâzım Özalp, age, s. 220; Alptekin Müderrisoğlu, age, s. 508-509.
(47) Kemal Çelik, age, s. 484.
(48) 1919-1922 döneminde askeri can kaybı 9167 kişidir; bu toplamda Güney Cephesi yoktur (Sabahattin Selek, Millî Mücadele, cilt: 2, 2. baskı, Örgün Yayınları, İstanbul-1982, Ek-19).
(49) Raymond H. Kevorkian, Ermeni Soykırımı, İletişim Yayınları, İstanbul-2015; Raymond H. Kevorkian, Soykırımın İkinci Safhası, Belge Yayınları, İstanbul-2011.
(50) Konuya daha önce de dikkat çekmiştim (‘Ermeni Soykırımı’nda 3. Safha’ için bakınız, Nevzat Onaran, Devletin Dâhili Harbi, s. 179-181), fakat Güney Cephesi’nde olanları değerlendirememiştim. N.O.
(51) Hasan Saltık Arşivi, Birinci Umumi Müfettişliğinin 17.8.1932 tarih ve Asayiş 2980 sayılı raporu, s. 1, 15; Dahiliye Vekilinin Başvekâlet’e gönderdiği Birinci Umumî Müfettişi Hilmi’nin 6.9.1933 tarih ve 19/80 sayılı şifresi, BCA-F: 030.10/K: 110, D: 741, S: 17, s. 1, 11.
(52) İzmir Ticaret Odası, Meclis Karar Defteri I-II, 1922-1930, hazırlayan: Dr. Fikret Yılmaz, İzmir Ticaret Odası, Kültür, Sanat ve Tarih Yayınları-5, İzmir-2008, s. 28, 68. Oda defterinde kaydını buldum, araştırılacak bir konu. N.O.
(53) 7.10.1920 tarih ve 264 sayılı kararname, BCA (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi/ Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi) -F (Fon): 30.18.1.1/K (Kutu): 1, D (Dosya): 14, S (Sıra): 7.
(54) Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, Türkiye Basımevi, İstanbul-1960, s. 543-548; Türk Parlamento Tarihi, I. Dönem (1919-1923), cilt: 1, Ankara-1994, s. 27, 37-38.
(55) Ankara Müftüsü ve Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Mehmet Rıfat başkanlığında toplam 20 kişilik bir grup fetvası, 153 müftü imzaladı, Ali Kuzu, Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk ve Din Adamları, Parola Yayınları, İstanbul-2014, s. 12-26; Recep Çelik, age, s. 107-165, 174-178.
(56) 8 Mayıs 1920 tarih ve 5 no’lu Harb Esnasında Yapılan Tehcir Dolayısiyle Tahtı Tevkife Alınan Erbabı Ceraim Hakkında Olunacak Muameleye Dair Kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 1, D: 1, S: 6 ve DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 1, 2. basılış, Ankara-1953, s. 7-8.
(57) 18.6.1920 tarih ve 68 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 1, D: 4, S: 10.
(58) 16.8.1920 tarih ve 157 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 1, D: 8, S: 19.
(59) 2.9.1920 tarih ve 185 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 1, D: 10, S: 7.
(60) 20 Nisan 1922 tarihli ve 224 no’lu Memaliki Müstahlasadan Firar ve Gaybubet Eden Ahalinin Emvali Menkule ve Gayrimenkullerinin İdaresi Hakkında Kanun, DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 3, 2. basılış, Ankara-1953, s. 34-35; TBMM ZC, devre: 1, sene: 3, cilt: 19, 20 Nisan 1922, s. 303-321.
(61) 15 Nisan 1923 tarihli ve 333 no’lu 27 Mayıs 1915 tarihli Kanunu Muvakkat Mucibince Âher Mahallere Nakledilen Eşhasın Emvâl, Düyun ve Matlûbat-ı Metrukesi Hakkındaki 26 Eylül 1915 tarihli Kanunu Muvakkatın Bazı Mevadını Muaddel ve 20 Nisan 1922 tarihli [ve 224 no’lu] Emvâl-i Metrûke Kanunu Nasih Kanun, DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 4, 2. basılış, Ankara-1953, s. 65-67; TBMM ZC, devre: 1, sene: 4, cilt: 29, 14 Nisan ve 15 Nisan 1339, s. 138-146 ve 159-175.
(62) Resmî Gazete, 8 Kasım 1988, sayı: 19983.
(63) Kemal Yakut, Eskişehir’de İşgal ve Direniş, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul-2022, s. 157; Mehmet Ö. Alkan makalesi, Mehmet Ö. Alkan-Ayşe Ozil, age, s. 7, 12.
(64) 13 [15].9.1920 tarih ve 215 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 1, D: 11, S: 17.
(65) Cengiz Mutlu, Mütareke Döneminde Rum Nüfus Hareketleri (1918-1922), Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara-2004, s. 284-289; Bilal Yıldız, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl: 2013/2, sayı:18, s. 157-181.
(66) Ali Kuzu, Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk ve Din Adamları, Parola Yayınları, İstanbul-2014, s. 37; Recep Çelik, age, s. 49-51, 54.
(67) Mehmet Ö. Alkan makalesi, Mehmet Ö. Alkan-Ayşe Ozil, age, s. 9-10.
(68) 18.1.1921 tarih ve 554 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 2, D: 29, S: 20.
(69) 27.1.1921 tarih ve 619 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 2, D: 33, S: 5.
(70) 9.2.1921 tarih ve 657 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 2, D: 35, S: 3.
(71) Adnan Sofuoğlu-Seyfi Yıldırım, 1921 Londra Konferansı, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-2018, s. 371- 400.
(72) ATASE, aktaran Kemal Yakut, Eskişehir’in Kurtuluşu, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul-2023, s. 68-73.
(73) 11.5.1921 tarih ve 839 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 3, D: 19, S: 7.
(74) 20.5.1921’de, ATASE, aktaran Kemal Yakut, Eskişehir’in Kurtuluşu, s. 80-83.
(75) 29.5.1921 tarih ve 924 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 3, D: 23, S: 15.
(76) 1.6.1921 tarih ve 926 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 3, D: 23, S: 17; ATASE, aktaran Kemal Yakut, Eskişehir’in Kurtuluşu, s. 86.
(77) 28.6.1921 tarih ve 979 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 3, D: 26, S: 10.
(78) 29.6.1921 tarih ve 1003 sayılı kararname, BCA-F: 30.18.1.1/K: 3, D: 27, S: 14.
(79) 14.7.1921 tarih ve 135 no’lu Darülharbde Hüsnühizmet ve Yararlılık İbraz Eden Mahkûminin Müddeti Mahkûmelerinin Affına Dair Kanun, TBMM ZC, devre: 1, cilt: 11, s. 261-273; 4.3.1915 tarihli Maznun ve Mahkûm Olup Darülharbe Sevk ve Nizamları Talep Edilenler Hakkında Talimatı Kanuniye İcrasının Hükümlerinin İnfazının Teciline Dair Kanunu Muvakkat, MMZC, devre: 3, sene: 2, cilt: 1, TBMM Basımevi, Ankara-1991, s. 185-186.
(80) Mehmet Ö. Alkan makalesi, Mehmet Ö. Alkan-Ayşe Ozil, age, s. 12-13.
(81) Hakimiyet-i Milliye, ‘Eskişehir Mezalimine Ait Bir Mektup’ başlıklı yazı, 18.9.1922, ATASE, aktaran Kemal Yakut, Eskişehir’in Kurtuluşu, s. 600.
(82) Pontos meselesi için bakınız, Nevzat Onaran, Devletin Dâhili Harbi, Kor Kitap, 3. baskı, İstanbul-2023, s. 131-269.
(83) Suavi Aydın, age, s. 174.
(84) Türk İstiklal Harbi IV’üncü Cilt Güney Cephesi, s. 320.
(85) Aktaran Suavi Aydın, age, s. 174.
(86) Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Bateş Atatürk Dizisi, İstanbul-1998, s. 324; Bilge Umar, İzmir’de Yunanlıların Son Günleri, Bilgi Yayınevi, Ankara-1974, s. 285, 308-309, 324-326; Dora Sakayan, Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları Garabet Haçeryan’ın İzmir Güncesi, çeviren: Atilla Tuygan, Belge Yayınları, İstanbul-2005, s. 13- 18, 44-45, 54-60, 61-67; TBMM ZC, devre: 1, cilt: 25, 25.11.1922, s. 65-82; TBMM GCZ, cilt: 3, 29.11.1922, s. 1131-1143; Ahmet Demirel (hazırlayan), İsmet İnönü, Defterler (1919-1973), cilt: 1, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul-2001, s. 40-41; Lozan Barış Konferansı, tutanaklar-belgeler, cilt: 4, çeviren: Seha. L. Meray, Yapı Kredi Yayınları, 2. baskı, İstanbul-2001, s. 94, 97, 151-161; Lozan Barış Konferansı, tutanaklar-belgeler, cilt: 7, çeviren: Seha. L. Meray, s. 95-97.
(87) Stefanos Yerasimos, Pontus Meselesi (1912-1923), Toplum ve Bilim, Güz 1988-Kış 1989, sayı: 43-44; Mehmet Ö. Alkan makalesi, Mehmet Ö. Alkan-Ayşe Ozil, age, s. 18-20; Sabahattin Özel, Milli Mücadele’de Trabzon, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul-2012, s.194-198.
(88) İstanbul’dan kaçışın romanı, Yervant Odyan, Ermeni Diasporası, Ermenice’den çeviren: Kevork Taşkıran, Kor Kitap, İstanbul-2019.
(89) TDV İslam Ansiklopedisi, Ganimet maddesi (erişim: 8.5.2024), https://islamansiklopedisi.org.tr/ganimet
(90) Genelkurmay Başkanı Fevzi’den [Çakmak], TBMM’ye gönderilen 19.9.1922 tarihli harp raporu, ATASE, aktaran Kemal Yakut, Eskişehir’in Kurtuluşu, s. 566.
(91) Pontus Meselesi, Dr. Yılmaz Kurt (hazırlayan), TBMM Hükümeti Matbuat Müdiriyet-i Umumisi, Matbuat ve İstihbarat Matbaası, Ankara-1922, TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları No: 68, TBMM Basımevi, Ankara-1995, s. 3-4, 12.
(92) Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt: 2, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-1989, s. 129-130.
(93) İsmail Sosyal, age, s. 185-191.
(94) Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’nün 10 yıllık Çalışma Raporu (1933), s. 1-2 ve İlişik sayı 8: Vilâyet dahilinde mübadeleye tabi elyevm mevcut Rum miktarı, BCA-F: 30.10/K: 124, D: 885, S: 4; TBMM ZC, devre: 3, cilt: 26, 19.3.1931, s. 60-67 ve zabıt sonundaki 92 no’lu raporda s. 4, 9.
(95) Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’nün 10 yıllık Çalışma Raporu (1933), İskân İşleri, s. 11 ve İskân Tarihçesi, s. 10, BCA-F: 030.10/K: 124, D: 885, S: 4.
(96) Nevzat Onaran, Cumhuriyet’te Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi, Kor Kitap, 2. baskı, İstanbul-2023, s. 144-167, 303-442.
(97) Kemal H. Karpat, age, s. 208-227.
(98) Umumi Nüfus Tahriri (1927), Fasikül 1, İstatistik Umum Müdürlüğü, Ankara-1929, s. xvıı, lx.

