Birinci Meclis ve Mezarlıklardan Alınan Taşlar

29 Ekim’de gözümüzü genellikle Meclise, kürsüye, Mustafa Kemal’e ve Cumhuriyetin ilanına çeviririz. Bu kez başka bir yere bakalım: Birinci Meclisin duvarlarına.
Bu belgelerden biri arsa için açıkça “metrûk kabristân yeri” diyordu.2 Başka bir resmî yazı buna karşı çıkıyor ve buranın “kabristân olmayub tarîk fazlası” olduğunu bildiriyordu.3
21 Şubat 1919 tarihli Ankara Vilayeti yazısında, Musevi mezarlığından alınan siyah taşların bir bölümünün İttihat ve Terakki Kulübü inşaatında kullanıldığına ilişkin soruşturmanın sonucu kaydediliyordu.4
1915: İttihat ve Terakki Kulübü
İttihat ve Terakki Cemiyeti 1915’te Ankara’da yeni bir kulüp binasının yapımına girişti. Savaş yıllarında tamamlanamayan yapının mülkiyeti, cemiyetin kapanmasının ardından Maliye Nezareti ile Ankara Belediyesi arasında anlaşmazlık konusu oldu.1
Maliye Nezareti binanın Hazineye geçmesini istiyordu. Ankara Belediyesi ise yapının belediye arsası üzerinde, halktan toplanan yardımlarla inşa edildiğini savunuyordu.5
1916: Yanan Ankara

13–14 Eylül 1916’da başlayan büyük yangın Ankara’nın önemli bir bölümünü yok etti.
Yangına ilişkin resmî verileri inceleyen Taylan Esin ve Zeliha Etöz, 1.030 hane, 935 dükkân, iki cami, altı mescit, yedi kilise ve üç hastane dahil çok sayıda yapının yandığını aktarıyor. Araştırmacılar yangının özellikle Ermeni ve Rum mahallelerini çok ağır biçimde etkilediğini, bu mahallelerin neredeyse tamamının yandığını belirtiyor.6
1914 resmî nüfus istatistiğine göre Ankara merkez kazasında 69.066 Müslümanın yanı sıra 3.327 Rum-Ortodoks, 915 Protestan, 3.341 Gregoryen ve 6.990 Katolik bulunuyordu. Bu dökümde Yahudi nüfusa ilişkin sayı verilmediğinden, buradan Yahudi nüfusunun bulunmadığı sonucu çıkarılamaz.7
Kiliseleri yanmış cemaatler binayı istiyor
29 Aralık 1918’de Ankara Valisi Hüseyin Azmi Bey, Dahiliye Nezaretine dikkat çekici bir yazı gönderdi.
Rumlar, Ermeniler ve Katolikler, tamamlanmamış İttihat ve Terakki Kulübü binasını ayrı ayrı ibadet yeri olarak kullanmak istiyordu. Aynı binayı 27. Kolordu da karargâh yapmak üzere talep etmeye hazırlanıyordu.8
Vali, Hristiyanların talebini değerlendirirken nedenini de açıkça yazdı: Kiliseleri yanmıştı.
“Metrûk kabristân yeri”
28 Nisan 1919’da Maliye Nezareti Müsteşarı Mihran Efendi, Dahiliye Nezaretine yazdı.
Konu eski İttihat ve Terakki Kulübü binasının Ankara Belediyesine bırakılıp bırakılamayacağıydı. Mihran buna karşı çıkıyordu. Mahallinden alınan bilgiye göre binanın değerinin otuz-kırk bin lirayı bulduğunu belirtiyor, böylesine değerli bir yapının belediyeye devrinin Hazine menfaatine uygun olmadığını savunuyordu.
“…esâsen arsa dahi belediyenin mâlı olmayub metrûk kabristân yeri…”9
“Esasen arsa da belediyenin malı olmayıp terk edilmiş mezarlık yeridir.”

Ankara cevap veriyor: “Kabristân olmayub tarîk fazlası”
24 Mayıs 1919’da Ankara Valiliği, belediyeden aldığı bilgiye dayanarak Maliye’nin iddiasına karşı çıktı.
“kulüb binâsının arsası esâsen kabristân olmayub tarîk fazlası olduğu ve Şûrâ-yı Devlet mazbatasıyla belediyeye terk olunmuş bulunduğu…”10
13 Temmuz 1919 tarihli başka bir Ankara yazısı da aynı görüşü tekrarladı.11

Karşımızda birbirine zıt iki resmî anlatı vardı: Maliye “Metrûk kabristân yeri” derken Ankara “Kabristân olmayub tarîk fazlası” diyordu.
Bu çelişkiyi belgelerin üretildiği bağlamdan bağımsız okuyamayız. Maliye değerli binanın Hazineye geçmesini istiyordu. Ankara Belediyesi ise arsanın ve binanın üzerindeki mülkiyet iddiasını savunuyordu.
Musevi mezarlığının siyah taşları
21 Şubat 1919 tarihli Ankara Vilayeti yazısı, Ankara’daki Musevi mezarlığı hakkında Hariciye Nezaretine yapılan bir şikâyet üzerine yürütülen soruşturmanın sonucunu aktarıyor.
Taylan Esin ve Zeliha Etöz’ün BOA, DH.İ.UM 22-3/44 künyeli belgeden aktardığına göre, Musevi mezarlığındaki “cinsleri kara olan taşlar”ın bir bölümü 5. Kolordu Kumandanı Ali Osman Bey tarafından taşıtılarak sinema binasında kullanılmıştı.
Taşların bir bölümü ise İttihat ve Terakki Kâtib-i Mesulü Necati Bey aracılığıyla İttihat ve Terakki Kulübü inşaatında kullanılmıştı.12
Rum ve Ermeni mezar taşları
Taylan Esin ve Zeliha Etöz, İngiliz Dışişleri Arşivindeki 1 Mart 1919 tarihli bir belgeye dayanarak İttihat ve Terakki Kulübü inşaatında Hristiyan mezarlıklarından alınan taşların da kullanıldığını aktarıyor.13
Aktarıma göre taşlardan biri eski İngiliz konsolos yardımcısı Gavin Gatherall’ın eşinin mezarına, diğer bazı taşlar ise Rum ve Ermeni mezarlıklarına aitti. İngiliz irtibat subayı Whittall’ın Hristiyan cemaatlerin taşların geri verilmesi talebine tanık olduğu, Ankara Valisinin ise talebi reddettiği belirtiliyor.1415
23 Nisan 1920
Mülkiyet tartışması 1919 boyunca devam etti.
13 Ağustos 1919’da Maliye Müsteşarı Mihran, kapatılan İttihat ve Terakki Cemiyetine ait gayrimenkullerin Hazineye geçirilmesi yönündeki Meclis-i Vükela kararını hatırlatarak binanın Ankara Belediyesine devredilemeyeceğini bildirdi.16
21 Ağustos’ta Dahiliye Nezareti de Ankara’ya binanın belediyeye devrinin mümkün olmadığını iletti.17
Birkaç ay sonra Ankara’nın siyasal konumu değişti. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi bu binada açıldı.
1915’te İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapımına başlanan bina, kiliseleri yanmış Rum, Ermeni ve Katolik toplulukların ibadet yeri taleplerine, arsa üzerindeki mülkiyet anlaşmazlığına ve mezarlıklardan alınan taşların inşaatta kullanılmasıyla ilgili kayıtlara konu olmuştu. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi bu binada açıldı.
Meclisin taşlarını okumak
Bir zamanlar Ankara’daki Musevi mezarlığında bir mezarın parçası olan siyah taşlardan bazıları, 1919 tarihli Osmanlı soruşturmasının kaydına göre İttihat ve Terakki Kulübünün inşaat malzemesine dönüştürüldü.
Binanın üzerinde yükseldiği arsanın kendisinin eski bir mezarlık olup olmadığı ise aynı yıl devlet kurumları arasında tartışılıyordu.
Maliye: “Metrûk kabristân yeri.”
Ankara: “Kabristân olmayub tarîk fazlası.”
Bir mezarlığa ait taşlar, İttihat ve Terakki Kulübü’nün inşaatında kullanılıyor. Birkaç yıl sonra aynı bina, yeni devletin kuruluş tarihinin en önemli simgelerinden birine dönüşüyor.
29 Ekim’de Birinci Meclisin fotoğrafına yeniden baktığımızda bu kez yalnız kürsüye değil, duvarlarına da bakalım.
Çünkü bazen bir devletin kuruluş tarihini anlamak için Mecliste söylenen sözler kadar, Meclisin taşlarını da okumak gerekir.

