Topal Osman hakkında ‘Bando’ adlı bir belgesel yapmış olan ve “Nikos Kapetanidis” Eylem Derneği üyesi Nikos Aslanidis başına gelenleri kendi ağzından anlatıyor:

Evros’tan dönerken birkaç düşünce

“Tehlikeli” demek, tehlikelere yol açabilecek, birinin güvenliği ya da yaşamı için tehdit oluşturan kişi demektir…
İtiraf etmeliyim ki, bugüne kadar kimse bana “tehlikeli” — hele de “özellikle tehlikeli” — dememişti…
Bana bunu ilk söyleyen, bugün öğle saatlerinde, Yunan-Türk sınırında bir Türk polisiydi; ülkesine girişimi yasakladı.

“Suçum” ise, Makedonya-Trakya Gazeteciler Birliği’nin (ΕΣΗΕΜΘ) İstanbul gezisine diğer 100 gazeteciyle birlikte katılmaktı.
Ekümenik Patrik Bartholomeos’u, Ayasofya’yı, Büyük Rum Lisesi’ni (Μεγάλη του Γένους Σχολή) ziyaret etmeyi planlıyorduk.

ΕΣΗΕΜΘ Başkanı Yannis Voitsidis ve Genel Sekreter Irini Tsarouha, hemen İstanbul ve Edirne’deki Yunan konsolosluklarını bilgilendirdiler.
Ancak Türk polisleri kararlıydı…

Sonunda Edirne’deki Yunan konsolosunun müdahalesiyle ikna oldular ve beni bir Türk polis aracıyla Kipi (Karaağaç) sınır kapısına götürdüler.
Türklere tekrar tekrar sordum: Neden beni tehlikeli olarak görüyorlar? Ama hiçbir yanıt alamadım.

“Muhtemelen Pontos Rumlarının soykırımı ve Kıbrıs’taki kayıplar hakkında yaptığınız belgeseller rahatsız etti…” dedi bana sonradan bir Yunan polisi.

Eğer Türkiye’nin ‘derin devleti’ tarihi gerçeği araştıran ve ortaya koyanları korkutmayı hedefliyorsa, üzgünüm ama belli ki başarısız oldu.

Belgeselciler kişisel görüş ifade etmez.
Gerçeklere dayanır ve güvenilir kaynaklardan, olayları yaşamış insanların anlatımlarından alınan kanıtları sunarlar.
Bu insanlar olaya tanık olmuş, görmüş ve duymuş kişilerdir.

Ne yapalım yani?
Kıbrıs’taki Türk istilasında kaybolan yakınlarının akıbetini öğrenmeye çalışan aileleri sansürleyelim mi, “derin devlete” hoş görünmek için?

“Where Are They?” (Neredeler?) adlı belgesel, Yunanistan’da ve Kıbrıs’ta, 51 yıldır hâlâ kayıp olan 754 kişinin akıbetini öğrenmek için mücadele eden yakınlarını anlatıyor.
Aralarında 6 aylıktan 17 yaşına kadar 36 çocuk da var.
Ne oldu onlara, bunu öğrenmemeli miyiz?

Pontos Rumlarının soykırımı sırasında yakınlarını kaybeden dedeleri ve nineleri mi sansürleyeceğiz?

“Bando” (Η μπάντα) adlı belgesel, Kerasunta (Giresun) kökenli Yannis Papadopulos’un yazdığı kitaba dayanıyor.
Papadopulos bir müzisyendi; Giresun Filarmoni Orkestrası’nın üyesiydi.
Bu orkestra, Pontusluların celladı Topal Osman tarafından zorla “seferber edildi”.

Bando 13 Rum ve 3 Türk’ten oluşuyordu.
Topal Osman’ın seferlerine katılmaya ve Türk marşları çalmaya mecbur bırakılmışlardı — o sırada çeteler Rumları katlediyor, tecavüz ediyor ve yağmalıyordu…

Sonunda, kan dökücü Osman, bütün orkestranın öldürülmesi emrini verdi.
Mucize eseri hayatta kalan tek kişi Yannis Papadopulos’tu.
Yunanistan’a gelmeyi başardı ve “Topal Osman’ın Canavarlıkları” adlı bir kitap yazdı.

Bu gerçeği nasıl gizleyebiliriz?
Çocuklarımıza ne diyeceğiz? 353.000 Pontos Rum’u nasıl yok edildi? Koronavirüs yüzünden mi?

Tehlikeli olan, gerçeği söyleyen değildir.
Tehlikeli olan, “Mavi Vatanlar”dan söz edip tarihi gerçeği gizleyerek öğrencilere beyin yıkama yapanlardır.

Hiç kimse yalanlar üzerine gerçek bir dostluk inşa edemez.

Mesele kişisel değil — tamamen siyasidir ve hem Dışişleri Bakanlığı’nın hem de tüm siyasi partilerin bu konuyu ele alması gerekir.

Biz gözlerimizi kapattıkça durum daha da kötüleşiyor.
Son yıllarda kaç Rum Pontos kökenli kişi sınır dışı edildi, ama kimseden ses çıkmadı.

Provokasyonlar devam ediyor, bizse umursamaz davranıyoruz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir