Non Perdera la Trebisonda! (Trabzon’u Kaybetme!)

Perdere la trebisonda İtalyanca’da kontrolünü kaybetmek, kafası karışmak, yönünü şaşırmak anlamına gelen bir deyimdir. Aynı zamanda bir denizcilik terimi olarak pusulayı kaybetme anlamında kullanılır. Antik çağda Helen, Roma ve Cenevizli ticaret gemilerinin mola vermek ve Kolhis’e giden yolu bulmak için önemli bir limandır Trabzon. Gemiciler Trabzon’da bulunan deniz fenerinin sayesinde yollarını buldukları için bu terim aynı zamanda bir gemicilik terimi olarak o günlerden bugüne kullanılır.

İşte o günlerden 20. yüzyılın başlarına kadar Pontoslular da Trabzon’u kaybetmeden kendi kültürlerini yaşamış ve kendi geleneklerini taşımışlar, özellikle de 20. yüzyılın başlarında tıpkı Orta çağ Avrupası’nı sona erdiren Rönesans dönemi gibi edebi, sanatsal, bilimsel ve düşünsel alanlardaki gelişmelerle adeta 3 bin yıl önceki deniz feneri gibi tüm coğrafyayı aydınlatmışlardı.

Avrupa’da 15. ve 16. yüzyılda gerçekleşen Rönesans antik Yunan filozoflarının eserlerinin Latinceye çevrilmesiyle başlamış, kilisenin etkinliği azalmış, bilim, teknik, sanat, edebiyat, mimari alanlarda büyük değişimler yaşanmıştı. Yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans dogmatik anlayış yerine pozitif düşüncelerin ortaya çıkışını sağlamıştı. Kâğıt ve matbaanın yaygınlaşması, okur yazarlığın artmasına sebep olmuştu. Ulusal diller gelişmeye başlayıp her ulusun kendine özgü edebiyat anlayışı ortaya çıkmıştı. Bu süreç birçok reform hareketinin de önünü açmıştı. Bu arada Rönesansı başlatan önemli isimlerden birisi de Trabzonlu Bessarion’dur. Bessarion kiliseler arasındaki ayrılıklara son vermek için yürüttüğü mücadele esnasında eski Helen filozoflarının eserlerini Latinceye çevirerek Rönesansın öncülüğü yapan isimlerin arasında yer almıştı.

1890 yılında Trabzon Filarmoni Orkestrası kurulur, Andreas Hindas ilk şefidir bu orkestranın. Giresun’da ise 1907 yılında bir başka Filarmoni Orkestrası kurulur. Bu orkestraların keman, çello, viyolonsel, flüt, davul çalan insanları Trabzonlu, Giresunludur.

Opera ve Tiyatro gösterilerinin düzenlendiği, aynı zamanda dönemin önemli mimarı eserlerinden biri olan Trabzon Opera binası 1912 yılında Trabzonlu Rumlar tarafından yaptırılır. (Cumhuriyetin ilanının ardından 1925 yılında Sümer sineması olur, 1956 yılında yol genişletmek amacıyla yıkılır bu muhteşem yapı.) Hristiyanlar ve Müslümanlar bu sanatsal etkinliklere erişebilirler.

Opera binalarının, tiyatro binalarının dolu dolu olduğu, kemençenin dışında her sokağından keman ve piyano sesleri gelen Samsun, Trabzon şehirleri aynı zamanda dünyanın en önemli liman ve ticaret merkezleridir ve bu limanlarda Fransızca, İtalyanca, Helence, Rusça, İngilizce gazeteler satılır. Fırınların, kahvehanelerin, pastanelerin çok dilli tabelalarına rastlanılır.

1895’te önemli ameliyatların yapıldığı büyük bir hastaneye sahiptir Trabzon. Akritas Panagiotis adlı bir Rum akrep sokmasıyla kaybettiği iki çocuğunun anısına bu hastaneyi Boztepe sırtlarında inşa ettirir. Yoksulların haftanın belli günlerinde ücretsiz tedavi edildiği bu hastane cumhuriyetin ilanı ile birlikte kışlaya çevrilir 1970 yılında ise bir yangın sonucu yok olur.

Dünyada sağır ve dilsizler için yaygınlaştırılmış, bilimsel eğitim veren kurumların sayısı çok azken, 1915’te Amasya’da ayna ile gırtlak hareketlerini takip edip harfleri tanıyan, dudak okuma yöntemi ile eğitim veren Merzifon Koleji gibi okulları vardır Pontos’un.

Amasya Merzifon’da bulunan Merzifon Anadolu Koleji’nde 1913 yılında 200 Rum, 160 Ermeni, 40 Rus ve 25 Türk öğrenci eğitim görüyordu. Geometri, kimya, trigonometri, astronomi, botanik, muhasebe, fizik, zooloji, mantık, felsefe, ekonomi, tarih, ahlak felsefesi, devletler hukuku, Fransızca, Rumca, Ermenice ve Türkçe dersleri veriliyordu.

40 dönüm arazi üzerinde 1876 yılında inşa edilmiş olan ve altı binadan oluşan okulda kız ve erkek öğrenciler için ayrı binalar, dershaneler, hastane, kilise, tabiat müzesi, sinema, 10 bin ciltlik kütüphane, konferans salonu, rasathane, meteoroloji istasyonu, marangoz atölyesi, modern matbaa, modern fizik, kimya, biyoloji laboratuvarı bulunuyordu.

1913 yılında görevli öğretmenlerden 11’i Ermeni, 10’u Amerikalı, 9’u Rum, biri Rus ve biri İsviçreliydi. Üç yıl olan hazırlık sınıflarında İngilizce, Türkçe, Ermenice, Rumca yoğun bir şekilde öğretiliyordu. Okul ders dışı etkinlikler açısından da hayli zengindi. Çeşitli müzik ve kültür kulüpleri kurulmuştu.

Genç kadınlar Pontos şehirlerinde okuma imkanına sahiptir. Trabzon Kız Okulu 1846 yılında faaliyete başlar ve daha sonra 1873 yılında Gümüşhane Kız Okulu kurulur.

Sinop, Amasya, Ordu, Safranbolu, Giresun gibi birçok Pontos şehrinde açılan yeni okullarla genç kadınlar erkekler gibi ücretsiz okuma hakkına sahip olur.

Ve bu genç kadınların sayıları artarak ilerler. 1870 yılında 250 öğrenci Trabzon’da öğrenim görürken, 1880 yılında sayıları 738’dir. Gümüşhane’de 1874’de 28 olan öğrenci sayısı, 1906’da 100’e ulaşır.

Genç kadınlar bu okullarda sadece dikiş nakış gibi cinsiyetlerine yönelik dersler almazlar; Ekonomi, Matematik, Fizik, Tarih, Coğrafya, Fransızca gibi konularda da eğitim görürler. Bu okullardan mezun olan genç kadınlar üniversite eğitimi için İstanbul’a giderler.

Edebiyat ve sanat dergileri yok satar.

Kriket, golf, polo, tenis, jimnastik, atletizm gibi sporların yanı sıra Sinop’tan Trabzon’a kadar hemen her Rum okulunda kurulmuş futbol kulüpleri vardır.

Okullarda kurulan kültür ve edebiyat kulüplerinde dönemin kültürel ve edebi eserlerinin yanı sıra dünyaca ünlü yazılı tarihi eserler üzerine tartışmalar yapılır.

Rumca ve Osmanlıca çıkan günlük gazeteler, edebi ve kültürel dergilerin yanı sıra özellikle sağlık ile ilgili doktorların Trabzon’da çıkardığı Osmanlıca ‘Hekim’ adlı bir dergi vardır. Bu dergide dönemin salgın hastalıkları ile ilgili önemli bilgilendirmelerin yapıldığı makaleler yayınlanır. Aynı zamanda eğitimci olan Trabzonlu gazeteci Nikos Kapetanidis’in haftalık çıkan Epochi gazetesinde eğitim üzerine yayınladığı makaleleri dikkat çekicidir. Kilisenin eğitime müdahalesine karşı çıkar. Kapetanidis yereldeki Osmanlı yöneticilerini de Rumlara karşı özellikle 1919’dan itibaren başlayan düşmanlıklar nedeniyle eleştirir.

4 dilde eğitim yapan okullarının kütüphanelerinin, botanik bahçelerinin olduğu bir coğrafyadır Pontos. Sadece Pontos şehirlerindeki Rumlara ait okul sayısı 20.yüzyılın başında 1401’dir ve toplam öğrenci sayısı 85.890’dur.

1889-1906 yılları arasında Giresun Belediye başkanlığı yapan Kaptan Yorgi Paşa’nın öncülüğünde modern şehir anlayışı geliştirilir, sokak aydınlatmaları, parklar ve yeni yollar yapılır.

Pontos köylerinde, kasabalarında bugün de devam eden halk tiyatroları (Momoeria) yüzlerce yıllık gelenektir. Özellikle Kalandar adı verilen, neredeyse tüm halkın değişik kostümlerle katıldığı yılbaşı etkinliklerinde tiyatro oyunları sergilenir. Bu tiyatro oyunları kimi zaman aşk, doğal afetler gibi temaların yanı sıra yerel bir yönetici ya da din insanlarına yönelik politik eleştirileri de içinde taşır.

Doktorları, eczacıları, mühendisleri, seramik ustaları, bakır işlemecileri, madencileri, demircileri, arabacıları, yorgancıları, fırıncıları, çorbacıları, köylü şehirli hayatı var eden aydın insanları ile 20.yüzyılın başlarında Hristiyan ve Müslümanların iç içe sorunsuz yaşadığı bir coğrafyadır Pontos.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir