Maçkalı Kosta Sidiropoulos… Ben bir hemşehrimi kaybettim. Ama sadece hemşehrimi değil ailemden birini kaybettim. Güle güle Maçkali, Xordokoplu Kosta… Yattığın yer cennet olsun.

Onunla ilk karşılaşmamız İsviçre Zürih’te bir paneldeydi. Almanya’dan eşi Eleni ile gelmişti paneli dinlemeye.

Klasik nerelisiniz soruma gülerek verdiği “Maçkali” yanıtı hala aklımda. Benim de kalbimin bir yanı Maçka’dan olduğu için sormadan edemedim. Hangi köyden? Xordokop dedi bu sefer. Kalbim, aklım bu sefer bambaşka yerlere gitmişti.

Anneannem Xordokoplu’ydu benim. 1930’da Of muhacirleri diye anılır bizimki gibi birçok aile. Çaykara’dan Maçka’ya göçmüşler, mübadeleyle sürgün edilen Rumların evlerini satın alıp çeşitli köylere yerleşmişler. Anneannemler de işte Kosta’nın ailesinin tüm nesiller boyu yaşadığı, hayat bulduğu köyde yeni bir hayat kurmuşlardı.

Hep bir hüzün vardı evlerin duvarlarında, köylerin meydanlarında, ağaçların dallarında diye anlatırdı büyüklerimiz. İşte o hüznü hala taşıyan biriyle tanışmıştım ben.

Kimbilir belki Kosta’nın babasının doğduğu eve yerleşmişti benim ailem. Belki de komşu eve. Ama onun babasının oyun oynadığı sokakta anneannem de oyun oynamış, su içtiği çeşmeden su içmiş, onların diktiği ağaçların meyvesinden yemişti. Bu kesindi. Aramızdaki bağ çok farklı ve güçlüydü.

İşte Kosta belki de bu yüzden memleketimden, memleketimizden çok uzakta, farklı sebeplerle geldiğimiz bu soğuk Avrupa’nın orta yerinde çok sıcak gelmişti bana.

Bazen sözlere sığmaz yaşadıklarınız. Bazı insanlarla çok zaman geçirmeye de ihtiyacınız yoktur derin bir bağ yakalayabilmeniz için. İşte benim için Kosta da böyle biriydi

Pontos’un sürgün edilen Rumların çocuklarından Kosta tipik bizim Trabzon erkekleri gibi nüktedan ve kalender haliyle bambaşka bir yerdeydi kalbimde.

Sanki ailenin büyüğü, amca gibi dayı gibi hissederdim onu.

Çok insan eksildi benim hayatımdan şu 45 yıllık ömrümde.

Canım diyebileceğim arkadaşlarım, canımdan öte anneannem, dayılarım ve birçok akrabam… Bazıları da hayatıma öylesine giren ve teğet geçenler. Ama anılarını hatırladığım…

Ve hala da eksilecek yaşarsam biliyorum.

Ama Kosta’nın gidişi sanki ailemden birinin gidişi gibi oldu. Kan bağımız olmasa da “hayat bağı”mız olduğu için belki.

…Ve ne garip bir tesadüftür ki anneannemi kaybettiğimiz 28 Kasım 1998’den 19 yıl sonra bir 28 Kasım 2017 akşamı hayata gözlerini yumdu Kosta.

Hayatımda, dokunduğun hayatlarda bıraktığın izler için sonsuz teşekkürler…

Güle güle Maçkali Kosta… Güle güle.

(T.B.Cilingir 2017)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir