Tamer Çilingir

12 Eylül’de 70 bin civarında olan hapishanelerdeki kişi sayısı, 2001 de 50 bin civarında.
Peki bugün neden 392 bin kişi hapishanelerde?

Gözaltı mı, soruşturma mı?

Gün yok ki bir gözaltı, tutuklama, kayyım kararı duymayalım.
Savcılar ve hakimler iddianame hazırlayıp tutuklama talep etmek ve tutuklamak için birbiriyle yarışıyor adeta.
‘Soruşturma mı gözaltı mı bilmiyoruz ama polis eşliğinde savcılığa götürülüyorlar’ diye cümleler kuruyor haber spikerleri.

Gözaltı ya da soruşturma ya da tutuklama gerekçeleri bilinmiyor ya da yayınlanamıyor.

Sabaha karşı kırılan kapılar ardından savcılığa götürmek için polisler eşlik ediyor insanlara ama sorguları günlerce sonra yapılıyor.

Tahliye kararı veren hakimlerin kararları iptal edilip bu hakimler hakkında soruşturmalar açılıyor.

Darbeler tarihi olan son yüzyılın Türkiye’sinde bir darbe süreci daha yaşanıyor ama bildik darbelerden değil bu seferki.
Konuşmaktan değil aklından geçirmekten dahi korkulsun isteniyor.
İktidarını kaybetmekten korkan AKP hükümetinin başının altından çıkmıyor bu olanlar.
100 yıl önce sınırları ve kendi meşruluğu olmayan devlet her ses çıkarıldığında tuğlaları dökülüyor. Tuğlalar döküldükçe yıkılmaktan korkan devletin başının altından çıkıyor bu olanlar.

Ve artık milyonlarca yoksul kanmıyor yalana, bayrak, ezan hamasetlerine.

Kürtlere ‘Teslim olun’ çağrısı
Kürtlere ‘barış elini uzattığını’ söyleme görevinin verildiği kişi ise yüz yıllık Kürt katliamlarının birinci elden sorumlularından birisi.
Üstelik lağvedin örgütlerinizi, teslim olun diyor, silah bırakın karşılıksız diye de bar bar bağırıyor. Barış değil size son bir şans veriyoruz diyor.

Öyle de yapıyorlar. Irak ve Suriye’deki Kürlere yönelik operasyonlar aralıksız devam ediyor yüzlerce Kürt öldürüldü son bir ay içinde bu coğrafyada.

Belediyelere kayyım atamaları ve gözaltı, tutuklamalar tüm hızıyla devam ediyor.

Sosyalist dergi yazarları, yöneticileri toplu operasyonlarla göz altına alınıyor. Amaç önce toplumun en dinamik kesimlerini, direnecek kesimlerini susturmak ki diğer kesimler ses çıkaramasınlar.

Devlet Gerçeği
100 yıllık devlet gerçeği her alanda kendini gösteriyor. Ekonomide, hukukta, demokraside dünya sıralamalarının sonlarında yer alınıyor artık.

Daha denenecek yöntemleri, provokasyon girişimleri de hesaplanıyordur kuşkusuz.
Ama bu devlet gerçeğini görmeden salt AKP karşıtlığı üzerinden siyaset yapılmaya devam edilirse bu karanlığın aydınlanması çok zor görünüyor.

Öyleyse bizim kalbimiz de gözaltındaki, hapishanelerdeki onurlu gazetecilerin, siyasetçilerin, direnenlerin yanındadır. Bu devlet gerçeğini 100 yıllık yalanlarıyla teşhir etmek artık hepimizin boynunun borcudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir