
TBMM Başkanlığı, Amasya İstiklal Mahkemesi, Cilt 12/1 (Esas No. 520), Ankara: TBMM Basımevi, 2023, s. 667–671; özellikle s. 667 (PDF s. 673), 28 Eylül 1337/1921 tarihli numarasız karar (kararın ilgili deftere geçirilmediğine dair açıklama notu için bkz. s. 663
Bu kararla, Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda üç dönem Trabzon’u temsil etmiş Matthaios Kofidis, 57 sanıklı bir toplu yargılamanın sonunda ölüm cezasına çarptırıldı.
Bir mahkeme dosyasından önce bir hayat vardı
Matthaios Kofidis’in hikâyesini yalnızca 1921 yılında Amasya’da verilen ölüm kararından başlayarak okursak, daha ilk cümlede önemli bir tarihsel yanılgıya düşeriz. Çünkü Kofidis, 1921’de bir mahkeme dosyasının içinde aniden ortaya çıkan bir isim değildi.
Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda üç dönem Trabzon’u temsil etmiş bir Pontos Rumuydu. TBMM’nin Meclis-i Mebusan üye kayıtlarında “Matyo Kofidi Efendi” adı I., II. ve III. dönem Trabzon mebusları arasında yer alır.[1] 6 Mayıs 1914 tarihli Meclis tutanağında mazbatası okunup üyeliği kabul edilir; sonraki zabıtlarda da Meclis’in şube ve yasama çalışmaları içinde görünür.[2]
Bu nedenle Kofidis’in siyasi yaşamı, onu daha sonra yargılayan makamların 1921’de kullandığı suçlama diliyle geriye doğru okunmamalıdır. Önce onun ne yaptığını, hangi siyasi ortamda hareket ettiğini ve belgelerin yıllar içinde nasıl değiştiği izlenmelidir.
1912: Tanin’de başka bir Kofidis
Kofidis’in siyasi geçmişine ilişkin elimizde doğrudan bir birincil kaynak var: Tanin, No. 1283, 15 Mart 1328 / 28 Mart 1912, s. 484.
Bu özgün nüshada Trabzon seçimlerinden söz edilirken şu ifade yer alır:
“Sabık mebus Kofidi Efendi’nin taraftarları bulunan Rumlar ise İttihad Cemiyetiyle birleşmiş olduklarından…”
Bu kayıt, Kofidis taraftarı olarak tanımlanan Trabzonlu Rumların 1912 seçimlerinde İttihat ve Terakki ile birlikte hareket ettiğini gösteriyor.[3] Buradan Kofidis’in bütün siyasi hayatı boyunca değişmeyen bir İttihatçı olduğu sonucu çıkarılamaz; fakat 1921’deki suçlamaları geçmişe taşıyıp onun bütün siyasi hayatını tek renge boyamak da mümkün değildir.
1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı, II. Abdülhamid’in yaklaşık otuz üç yıllık otoriter yönetiminin ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı halkları arasında büyük bir umut yarattı. Rumlar, Süryaniler, Ermeniler, Kürtler, Türkler, Yahudiler ve imparatorluğun başka toplulukları anayasanın yeniden yürürlüğe girmesini; sansürün gevşeyeceği, parlamentonun işleyeceği, hukukun üstünlüğünün güçleneceği ve farklı halkların daha eşit biçimde siyasal hayata katılabileceği yeni bir dönemin başlangıcı olarak karşıladılar. 1908’in ilk günlerinde sokaklarda farklı toplulukların birlikte kutlama yaptığı, “hürriyet” ve “kardeşlik” söyleminin yaygınlaştığı günümüz anlatılarına da yansımıştır. Ancak kısa süre içinde bu iyimserliğin önemli ölçüde yanıltıcı olduğu görülecek; anayasal düzen beklentileri, giderek sertleşen merkeziyetçi siyaset, siyasal baskılar ve halklar arasındaki gerilimlerle yer değiştirecekti. Kofidis’in siyasal hayata girdiği ortam tam da bu büyük umut ile birkaç yıl sonra ortaya çıkacak ağır hayal kırıklığı arasındaki dönem olarak düşünülmeli ve İttihat ve Terakki Cemiyeti ile neden bir ilişki içinde olduğuna bu çerçeveden bakılmalıdır.
Savaş yılları: Kofidis hükümete başvuruyor
Birinci Dünya Savaşı yılları Pontos Rumları açısından ağır bir kırılma dönemidir. Kofidis’in bu dönemde ne yaptığına ilişkin önemli bir çağdaş kayıt 1918 Meclis-i Mebusan görüşmelerinde karşımıza çıkar.
Trabzon Mebusu Mehmet Emin Bey, Samsun’daki Rumlara yönelik saldırılardan söz ederken Osman Bey ve Kofidi Efendi ile birlikte hükümete başvurduklarını ve şikâyette bulunduklarını anlatır. Aynı konuşmada Kofidis ile Talat Paşa’ya gittiklerini de belirtir.[4]
Bu, Kofidis’in kendi beyanı değil; başka bir mebusun Meclis kürsüsündeki tanıklığıdır. Fakat 1921’de ağır siyasi suçlamalarla karşılaşacak kişinin birkaç yıl önce Pontos Rumlarına yönelik uygulamalar hakkında hükümete müdahale eden bir mebus olarak görüldüğünü gösterir.
1919: İmparatorluk dağılıyor, Pontos’un geleceği tartışılıyor
1918’de savaş sona erdiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nun geleceği belirsizdi. 1919’da Paris Barış Konferansı başlamış, imparatorluk topraklarının ve halklarının geleceği uluslararası diplomasinin temel meselelerinden biri haline gelmişti.
Trabzon’da yayımlanan Epochi’nin 5 Mart 1919 tarihli sayısı, Metropolit Hrisantos’un Trabzon’dan ayrılırken dini işleri Prodromos’a, siyasi ve dış ilişkileri ise eski mebus Matheos Kofidis’e bıraktığını bildirir.[5] 12 Mart tarihli sayı da Kofidis’in cemaatin idarî işlerinde sorumluluk üstlendiğini gösteren başka bir kayıt içerir.[6]
Bu kayıtları okurken bir bağlantıyı akılda tutmak gerekir: Epochi’nin sahibi Nikos Kapetanidis, 1921’de Kofidis ile aynı Amasya kararıyla idama mahkûm edilecekti.[7] Gazete bu gelişmelerin dışarıdan bir gözlemcisi değil, Trabzon Rum toplumunun siyasi çevresine ait bir yayın organıdır. Bu, haberleri değersiz kılmaz; ama onları bağımsız bir doğrulama olarak değil, cemaatin kendi kaydı olarak okumayı gerektirir.
1919’dan itibaren soru artık yalnızca “Kofidis Osmanlı mebusu muydu?” değildir. Yeni soru şudur: Osmanlı İmparatorluğu çözülürken Kofidis, Pontos Rumlarının siyasi geleceği için hangi çözümü savunuyordu?
1920: 182 numaralı mektup nereden çıktı?
Kofidis hakkında tartışılan en önemli belgelerden biri 182 numaralı mektuptur. Ancak bu belge Amasya mahkemesinin sorgu tutanağında karşımıza çıkmaz; bir gazete haberi de değildir. Bugün elimizde Kofidis’in kaleminden çıktığı doğrulanmış Rumca özgün nüsha da yoktur.
182 numaralı mektup, 24 Şubat 1920 tarihli bir Türk askerî şifre yazışmasında aktarılan “meal tercümesi” olarak karşımıza çıkar ve daha sonra Nutuk’un Vesika 2 bölümünde yayımlanır.[8] Askerî kayıtta “Trabzon’dan numara 182 âdi mektup (Kastamonu’da Muhacirin Komisyonuna)” başlığı altında bir metnin özeti verilir; “Pontus Cemiyetimiz” ifadesi ve imza bölümünde “Eski Meb’us Reis Kokidis” kaydı bulunur.
Belgede isim “Kofidis” değil “Kokidis” olarak yazılmıştır. “Eski mebus” sıfatı, Trabzon bağlamı ve isim benzerliği bunun Matthaios Kofidis olma ihtimalini güçlendiriyor; fakat özgün Rumca mektubu hâlâ görmedik.
Daha önemlisi, elimizdeki metin özgün mektup değildir. Belge zinciri şöyledir: özgün Rumca mektup → Türk askerî makamlarınca hazırlanmış meal tercümesi/suret → 24 Şubat 1920 tarihli şifre yazısı → Nutuk’un belge eki. Aynı askerî yazı, mektupların asıllarının İnebolu Postanesinden Kastamonu’ya gönderilmesinden söz eder.[8]
190 numaralı mektup neden önemli?
Aynı askerî yazıda 190 numaralı ikinci bir mektubun içeriği de yer alır. Bu defa muhatap İnebolu Rum Muhacir Cemiyetidir ve metinde mıntıkaların doğrudan İstanbul’daki Merkez-i Umumi’ye bağlı olduğu belirtilir.[8]
Bu ifade, 182 numaralı metindeki “bize tâbi oluyorsunuz” sözüyle birlikte okunduğunda, örgütsel yapıyı basit bir Trabzon merkezli hiyerarşiye indirgemeyi zorlaştırır. 182 ve 190’ın asılları bulunmadan, tercüme metinlerden kesin bir örgüt şeması çıkarmak ne kadar güvenilirdir?
1921: Kofidis hakkındaki dil birkaç ay içinde değişiyor
15 Şubat 1921 tarihli Trabzon Şehir ve Havalisi Rum Cemaati beyannamesinde Kofidis “Millet Reisi Kofidi” sıfatıyla imzacıdır. Beyanname Trabzon’un Ermenistan’a bağlanmasına karşı çıkar, dışarıdaki çevrelerin Trabzon Rumları adına yetkisiz biçimde hareket ettiğini ileri sürer ve Türklerle birlikte yaşama yönünde kamusal bir tutum ifade eder.[9]
13 Şubat 1921 tarihli Trabzon Polis Müdürlüğü yazısı, yerel polis makamlarının o tarihte Trabzon Rum cemaatini açık bir ayrılıkçı tehdit olarak değerlendirmediğini; aksine Türklerle birlikte yaşama yönünde bir açıklama hazırladıklarını merkeze bildirdiğini gösterir. [10] İki gün sonra bu tutum, Kofidis’in de imzasını taşıyan beyannameyle kamuya açık biçimde ilan edilmiştir. Ancak bu iki belge birbirinden bağımsız iki tanıklık değildir: polis raporu, iki gün sonra imzalanacak açıklamanın hazırlandığını zaten bilmektedir ve ikisi aynı sürecin parçalarıdır. Şubat 1921’de Ankara’nın denetimindeki Trabzon’da bir cemaatin yaptığı bu açıklamanın hangi koşullar ve baskılar altında hazırlandığı da ayrıca sorulmalıdır. Beyanname Kofidis’in tutumunu doğrudan gösterir.
İki ay sonra devlet yazışmalarının dili değişir.
11 Nisan 1921 tarihli Dahiliye Vekâleti yazısı, Samsun Metropolithanesi’nde ele geçirildiği belirtilen “M. Kofidis, E. Makridis ve M. Gaytos” imzalı bazı muhabere evrakından söz eder ve Kofidis’i “Trabzon Pontus Heyet-i Merkeziyesi namına vekil-i siyasi.” yani Trabzon Pontus Merkez Heyeti adına siyasi temsilci olarak tanımlar. [11]
14–16 Nisan tarihli askerî ve idarî yazışmalarda ise artık Kofidis’in tutuklanması ve Amasya’ya sevki bilgileri görünür.[12] Böylece birkaç gün içinde idarî suçlama, tutuklama ve sevk mekanizmasına dönüşür.
Aynı günlerin yazışmaları başka bir şeyi de gösterir. Trabzon’daki soruşturma heyetinin 14 Nisan 1921 tarihli yazısı, 31 Mart tarihli raporda Trabzon Rum Muhacir ve Fukara Cemiyeti’nin siyasetle ilişkisini gösterecek “müspet delâil-i kanuniye”ye ulaşılamadığını kaydeder. Aynı yazı, çok sayıda Rumca evrakın dil bilen memur bulunmadığı için tek tek çevrilip incelenemediğini de belirtir.[13] Bu kayıt “Kofidis hakkında hiçbir delil yoktu” biçiminde genişletilemez; ama tutuklama ve sevk kararlarının, yerel soruşturmanın bir Rum cemiyeti hakkında kanuni delile ulaşamadığını bildirdiği günlerde verildiğini gösterir.
Kofidis’i yargılayan kimdi?
Tam bu noktada dosyanın en temel sorularından birini sormak gerekir: Kofidis’i hangi siyasal otoritenin hangi mahkemesi yargılıyordu?
Matthaios Kofidis Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın üç dönem Trabzon mebusuydu. Onu 1921’de yargılayan makam ise Osmanlı Devleti’nin olağan mahkemelerinden biri değildi. TBMM kaynaklarına göre 1921’de Samsun, Ordu, Giresun, Amasya, Tokat ve Sivas bölgesinde görev yapan mahkeme Samsun İstiklal Mahkemesiydi; Tarihçi Ergün Aybars’a göre bu mahkeme Amasya’da çalıştığı için “Amasya İstiklal Mahkemesi” olarak da anılmıştır; TBMM’nin 2023 yayını da kararları bu adla yayımlar.[14] Yani bu metinde “Samsun” ve “Amasya” adları iki ayrı yargılamayı değil, aynı yargılama sürecinin farklı adlandırmalarını gösterir.
1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, egemenliği “bilâ kaydü şart millet”e ait sayıyor, yasama ve yürütme kudretini Büyük Millet Meclisi’nde topluyor ve devletin Büyük Millet Meclisi tarafından idare edildiğini belirtiyordu.[15] Yani Ankara yalnız İstanbul Hükümeti’ne karşı askerî mücadele yürütmüyor; yeni bir egemenlik merkezi ve yeni bir devlet otoritesi de kuruyordu.
Bu tespit Ankara hareketinin meşruiyetine ilişkin tek başına bir hüküm değildir. Fakat Kofidis’in yargılanmasını, sanki 1921’de bugün bildiğimiz sınırları ve hukuk düzeni tamamlanmış bir devlet kendi tartışmasız vatandaşını yargılıyormuş gibi anlatmanın tarihsel bağlamı örttüğünü gösterir.
Ankara için “milli egemenlik”, Pontos Rumları için hangi statü?
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı’dan geriye kalan toprakların geleceği yalnız Ankara ile İstanbul arasında tartışılmıyordu. Paris Barış Konferansı ve savaş sonrası diplomasi, farklı halkların siyasal statüsünü uluslararası bir mesele haline getirmişti.
Woodrow Wilson’ın 8 Ocak 1918’de açıkladığı On Dört İlkenin 12. maddesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk kesimlerinin güvenli egemenliğinden söz ederken, Türk yönetimi altında bulunan diğer milliyetler için güvenli yaşam ve “engellenmemiş özerk gelişme imkânı” öngörüyordu.[16] Bu ifade Pontos Rumlarına otomatik ve tartışmasız bir bağımsız devlet kurma hakkı vermiyordu. Ama aynı dönemde Osmanlı halklarının gelecekteki siyasal statüsünün uluslararası diplomasinin meşru konusu olduğu da açıktır. Pontos Rumlarının kendi geleceklerini tartışmaları, uluslararası diplomasiye başvurmaları, özerklik, federasyon veya bağımsızlık seçeneklerini değerlendirmeleri bu tarihsel ortamın içindeydi.
Burada araştırılması gereken tarihsel asimetri şudur: Ankara hareketi kendi egemenlik talebini milli egemenlik mücadelesi olarak temellendirirken, aynı çöken imparatorluğun başka bir halkının alternatif siyasal statü talebi hangi somut eylemden itibaren “isyan”, “ihanet” veya ceza hukukunun konusu haline geliyordu?
Siyasi talep başka, bireysel suç başka
Bu soruyu sorarken dönemin şiddet ortamını da görmek gerekir. 1920–1921’de Karadeniz’in iç kesimlerinde silahlı Rum grupları faaliyet gösteriyordu; aynı dönemde Ankara’nın Merkez Ordusu Rum erkek nüfusunu kıyıdan iç bölgelere sürüyor, Topal Osman gibi düzensiz birlikler Rum köylerine yönelik şiddette rol oynuyordu. Amasya yargılamaları bu şiddetin ve kitlesel sürgünlerin ortasında yapıldı. Bu durum yargılamanın hangi atmosferde gerçekleştiğini gösterir.
Burada iki ayrı soruyu birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi belgelerle cevaplanabilecek bir sorudur: Kofidis somut olarak ne yaptı ve bunun kanıtı nedir? İkincisi bir değer sorusudur: bir siyasal statü talebi hangi noktada ceza hukukunun konusu olmalıdır?
İkinci soruya ilişkin görüşüm, Pontos’un siyasi geleceğinin farklı olması gerektiğini savunmanın ve bu amaçla siyasal olarak örgütlenmenin kendi başına suç sayılmaması gerektiğidir. 1919–1921 Anadolu’sunda birden fazla halk ve siyasal hareket kendi egemenlik ve gelecek tasavvurunu savunuyordu; Ankara hareketi de bunu silahlı mücadele yoluyla yapıyordu. Bu nedenle asıl soru, neden bir tarafın silahlı ve siyasal mücadelesinin “millî mücadele”, Pontos Rumlarının benzer bir egemenlik arayışının ise “isyan” ve “ihanet” olarak sınıflandırıldığıdır. Kofidis özelinde ise bundan da somut bir soru vardır: Ona şahsen hangi fiil isnat edildi ve bu fiil hangi özgün delille kanıtlandı?
Hangi yazıyı yazdı?
Hangi emri verdi?
Hangi özgün belge onun imzasını taşıyor?
Mahkemede bu belge kendisine gösterildi mi?
Kofidis ne cevap verdi?
28 Eylül 1921: Hüküm var; Kofidis’e özgü delil zinciri nerede?
TBMM’nin yayımladığı karar defterinde 28 Eylül 1921 tarihli toplu kararda Kofidis, eski Trabzon mebusu olarak anılır ve mahkeme tarafından Pontos örgütlenmesi içindeki siyasi bir sıfatla tanımlanır.[7]
Karar geniş bir delil havuzundan söz eder: soruşturma evrakı, el konulan belgeler, metropolitliklerden alınan yazışmalar, farklı merkezlerle bağlantılı evrak ve tanık anlatımları. Fakat yayımlanmış toplu karar Kofidis açısından “hangi belge, hangi imza, hangi tanık, hangi fiil?” sorularını tek tek cevaplamaz.
Kararın ölçeği de dikkate alınmalıdır. Nevzat Onaran’ın yayımlanmış karar üzerinden aktardığına göre karar 57 sanığı kapsar; 25’i gıyabında olmak üzere 35 kişiye ölüm cezası verilmiş, idama mahkûm olanların mallarına da el konulmuştur. Mahkemede hazır bulunan ve idama mahkûm edilen on kişi arasında Kofidis’in yanı sıra Epochi’nin sahibi Nikos Kapetanidis ve içki fabrikatörü Aleksandros Akritidis de vardır. Kararda Kofidis’in adı “Kokırioğulları’ndan Yani oğlu Matyos” biçiminde geçer; Nutuk’taki “Kokidis” yazımıyla birlikte düşünüldüğünde, adının Türk resmî belgelerinde farklı biçimlerde yazıldığı görülür. Yine Onaran’ın aktarımına göre karar, bilgilerin Giresun Rum cemaatinin ruhani reis vekili Papaz Yakobi ile cismani meclis reis vekili Hacı Todor ve eşinin tanıklıklarından da elde edildiğini belirtir.[17]
Bugün elimizde hüküm vardır. Fakat Kofidis’in bireysel sorgu ve savunma zabtına henüz ulaşmış değiliz.
Bir ölüm kararı yalnız iddia makamının ve mahkemenin diliyle okunursa, sanığın sesi tarihten ikinci kez silinmiş olur.
Kofidis gerçekten 18 Eylül 1921’de mi idam edildi?
Pontos literatüründe Kofidis’in idam tarihi çoğu kez 18 Eylül 1921 olarak tekrarlanır. Fakat Kofidis’e atfedilen son mektup “15/28 Eylül 1921, Amasya” tarihini taşır. 20. yüzyılda Jülyen ve Gregoryen takvimler arasında 13 günlük fark bulunduğundan 15 Eylül Jülyen, 28 Eylül Gregoryen’e karşılık gelir.[18]
Mektubun aktarılan içeriğinde Kofidis bir gün önce mahkemeye çıktığını ve kararın “bugün” verileceğini belirtir. Bu iç kronoloji 28 Eylül tarihli mahkeme kararıyla uyumludur.[7][18] Mektup ayrıca bir önceki günü Haç Yortusu (Σταυροπροσκύνηση) olarak anar. Ortodoks takviminde bu bayram 14 Eylül’dür ve Jülyen takvimine göre mektubun 15 Eylül tarihiyle birebir uyuşur. Bu iç kanıt, Kofidis açısından 28 Eylül tarihini destekler.
Ancak tablo bu kadar basit değildir. Aynı kararla idama mahkûm edilen Aleksandros Akritidis’in son mektubu “5 Eylül 1921, Pazar” tarihlidir ve ertesi gün aralarında beş Trabzonlunun da bulunduğu altmış kişinin asılacağını bildirir.[19] Jülyen 5 Eylül, Gregoryen 18 Eylül’e karşılık gelir ve 18 Eylül 1921 gerçekten bir Pazar günüdür. Yunan kaynakları da Nikos Kapetanidis’in 21 Eylül’de asıldığını kaydeder.[20] Böylece aynı kararın sanıkları için birbiriyle uyuşmayan iki tarih kümesi ortaya çıkar: Kofidis’in mektubu ve karar metni 28 Eylül’ü, Akritidis’in mektubu ve Kapetanidis geleneği ise 18–21 Eylül aralığını gösterir. Kararın numarasız olması ve ilgili deftere geçirilmediğine dair not bu çelişkiyle ilgili olabilir; fakat bugün eldeki belgelerle çelişki çözülememektedir. Pontos literatüründeki 18 Eylül tarihi de bu nedenle yalnızca bir hata olarak değil, çözülmemiş bir sorunun parçası olarak ele alınmalıdır.
28 Eylül mahkûmiyet kararının tarihidir; infaz günü için Kofidis’e özgü infaz, hapishane veya bağımsız çağdaş kayıt bulunmalıdır.
Bu dosya kapanmadı
Matthaios Kofidis dosyası bu yazıyla kapanmıyor. Tam tersine, hangi belgelerin eksik olduğunu artık daha açık görüyoruz.
Bugün özellikle üç belgeyi arıyoruz: 182 numaralı mektubun özgün Rumca nüshası; Kofidis–Makridis–Gaytos imzalı olduğu ileri sürülen yazışmaların asılları; Matthaios Kofidis’in İstiklal Mahkemesi’ndeki bireysel sorgu ve savunma zabtı.
Nevzat Onaran’ın aktardığına göre TBMM Arşivi’nde Amasya İstiklal Mahkemesi’ne ait 77 kutu evrakın tasnif ve dijitalleştirme işlemleri 2024 itibarıyla henüz tamamlanmamıştı.[17] Bu belgeler için ilgili arşivlere başvuruda bulunuldu. Yeni belge ortaya çıktığında bu dosya güncellenecek.
Bir insanı darağacına göndermek için bir hüküm yeterli olmuş olabilir. Tarih için hüküm yetmez. Tarih, delilin nasıl üretildiğini de sorar. Ve bu biz Pontoslu Rumlar açısından da boynumuzun borcudur.
Araştırma notu: İstikbal 288
Literatürde Kofidis ve beraberindekilerin sevki için “İstikbal, 27 Nisan 1921, sayı 288” atfı kullanılmıştır. Arşivimizdeki özgün sayı görüntüleri kontrol edilmiş, mevcut sayfalarda Kofidis’in tutuklanması veya Amasya’ya sevkini doğrulayan bir haber tespit edilmemiştir. Bu nedenle bu atıf sevk için kanıt olarak kullanılmamıştır.
Belgeler ve kaynaklar
[1] TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı, Mebusan Meclisi Üyeleri veritabanı: Matyo Kofidi Efendi, Trabzon, I., II. ve III. dönem.
[2] Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, 6 Mayıs 1914 oturumu ve ilgili Devre III tutanakları.
[3] Tanin, 4. Sene, No. 1283, 15 Mart 1328 / 28 Mart 1912, s. 484. Milli Kütüphane yer no. 1962 SÇ 66. Tamer Çilingir Arşivi.
[4] Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, Devre III, İçtima Senesi 5, Cilt 1, s. 300. Mehmet Emin Bey’in Kofidi Efendi ile birlikte hükümete ve Talat Paşa’ya başvurduklarını anlattığı konuşma.
[5] Epochi (Εποχή), Trabzon, 5 Mart 1919, Yıl 2, Sayı 41. Tamer Çilingir Arşivi.
[6] Epochi (Εποχή), Trabzon, 12 Mart 1919, Sayı 44. Tamer Çilingir Arşivi.
[7] Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Amasya İstiklal Mahkemesi, Cilt 12/1, Ankara, 2023; 28 Eylül 1921 tarihli numarasız toplu karar, s. 667–671 (PDF s. 673–677). https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/Yayinlar/Dosya/f8a3911b-cad6-4515-b920-a283a2654f9e.pdf#page=673
[8] Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Cilt III, Vesika 2; 24 Şubat 1920 tarihli şifre halli içinde 182 ve 190 numaralı mektupların meal tercümeleri. Özgün mektuplar henüz görülmemiştir.
[9] Trabzon Şehir ve Havalisi Rum Cemaati Beyannamesi, 15 Şubat 1921, Reis-i Ruhani Prodromos ve Millet Reisi Kofidi imzalı. Tamer Çilingir Arşivi; Mesut Çapa – Veysel Usta, Ortahisar Tarih Müzesi Arşivi Belgelerinde Pontus Meselesi, Trabzon: Ortahisar Belediyesi Kültür Yayınları, 2017, s. 110–112 ile karşılaştırılmıştır.
[10] Trabzon Polis Müdürlüğü yazısı, 13 Şubat 1921. Çapa–Usta, a.g.e., s. 108; Tamer Çilingir Arşivi.
[11] Dahiliye Vekâleti’nin Trabzon Vilayetine yazısı, 11 Nisan 1921, no. 5092/1367. Çapa–Usta, a.g.e., s. 79; Tamer Çilingir Arşivi.
[12] Şark Cephesi Kumandanlığı / Kâzım Karabekir ve Trabzon Vilayeti yazışmaları, 14–16 Nisan 1921. Çapa–Usta, a.g.e., s. 85–89; Tamer Çilingir Arşivi.
[13] Trabzon soruşturma heyetinin 14 Nisan 1337 (1921) tarihli yazısı; 31 Mart 1921 raporunun aktarımıyla. Çapa–Usta, a.g.e., s. 83; Tamer Çilingir Arşivi.
[14] Ergün Aybars, İstiklal Mahkemeleri, İstanbul: AD Yayıncılık, 1997 (Onaran 2024’ün aktarımıyla, bkz. [17]); TDV İslâm Ansiklopedisi, “İstiklâl Mahkemeleri” maddesi. Ayrıca: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, İstiklal Mahkemeleri kurumsal yayını; Samsun İstiklal Mahkemesi 22 Temmuz 1921’de kurulmuş ve Samsun, Ordu, Giresun, Amasya, Tokat ve Sivas bölgesinde görev yapmıştır. 27 Temmuz 1922’de ayrıca Amasya İstiklal Mahkemesi kurulmuştur.
[15] Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, Kanun No. 85, kabul 20 Ocak 1921, özellikle md. 1–3.
[16] Woodrow Wilson, “Fourteen Points”, 8 Ocak 1918, madde XII.
[17] Nevzat Onaran, “Mebus Matyo ve gazeteci Nikos dâhil 35 Rum’a idam”, Gazete Duvar, 7 Ekim 2024, https://www.gazeteduvar.com.tr/mebus-matyo-ve-gazeteci-nikos-dahil-35-ruma-idam-makale-1725617. TBMM, Amasya İstiklal Mahkemesi, Cilt 12/1, s. 663–671 üzerinden aktarım.
[18] Kofidis’e atfedilen “15/28 Eylül 1921, Amasya” tarihli son mektup. Modern yayın zinciri Pontiaki Estia geleneği ve sonraki Pontos yayınlarına dayanmaktadır; özgün elyazması henüz görülmemiştir. Takvim hesabında 20. yüzyılda Jülyen–Gregoryen farkı 13 gündür. Mektubun yayımlanmış bir aktarımı: Theofanis Malkidis, “Αμάσεια Πόντου 1921”, Neos Kosmos, 27 Eylül 2020, https://neoskosmos.com/el/2020/09/27/dialogue/opinion/amaseia-pontou-1921-h-atimoriti-dolofonia-tis-politikis-kai-pnevmatikis-ellinikis-igesias/
[19] Aleksandros Akritidis’in son mektubu, “1921 7βρ 5 Κυριακή” tarihli; Malkidis 2020 (bkz. [18]) içinde aktarılmıştır. Özgün elyazması görülmemiştir.
[20] Kapetanidis’in 21 Eylül 1921’de asıldığı bilgisi için: in.gr, 4 Mart 2022, https://www.in.gr/2022/03/04/greece/o-dimosiografos-tou-pontou-pou-arnithike-ti-logokrisia/. Birincil bir infaz kaydı değil, sonraki anma geleneğine ait bir aktarımdır.
Açık araştırma hedefleri
• 182 ve 190 numaralı mektupların özgün Rumca nüshaları.
• Samsun Metropolithanesi’nde bulunduğu ileri sürülen Kofidis–Makridis–Gaytos yazışmalarının asılları ve tam tercümeleri.
• Kofidis’in İstiklal Mahkemesi’ndeki bireysel sorgu ve savunma zabtı.
• Kofidis’in kesin infaz gününü gösterecek infaz, hapishane veya bağımsız çağdaş basın kaydı.
• Pontiaki Estia’nın 1950 tarihli Kofidis biyografisinin özgün nüshası ve tam sayfa künyesi.
• Hrisantos’un yayımlanmış hâtırat/kilise tarihindeki Kofidis referanslarının doğrudan kontrolü.
• 1921 Atina basını, Yunan Dışişleri Arşivi ve İngiliz Foreign Office raporlarında Kofidis/Amasya kayıtları.

