Yorgiadis, Girne açıklarında yaşanan ve çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği deniz faciasının ardından, Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından önerilen yardım konusundaki tutumunu ele alıyor.
Yazıyı, özellikle insan yaşamının söz konusu olduğu koşullarda siyasal ve askerî hesapların insani yardımın önüne geçip geçemeyeceğine ilişkin önemli bir tartışma açtığı için yayımlıyoruz.
Türkiye, Kıbrıs Türklerinin “güvenliği ve yaşamıyla” ilgilenmiyor.
Yorgo Yorgiadis
Onları, “Osmanlı Fethi’nin yeniden canlandırılması” olan “Millî Hedefi”ne ulaşmak için bir araç olarak kullanıyor.
Yunanistan’daki Müslümanlarla da ilgilenmiyor.
Her ne kadar sözde onların sözde “baskı altında tutulmalarından” büyük bir kaygı duyuyormuş gibi görünse de.
Trakya’daki Yunanistan Müslümanları gayet iyi yaşıyorlar; hatta Türkiye’deki Kürtlerden çok daha iyi durumdalar.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işgal altındaki Girne bölgesinde meydana gelen ve çok sayıda insanın hayatını kaybettiği trajik deniz kazası, Türkiye’nin Özgür Kıbrıs’ın resmî makamlarının samimi ve içten yardım teklifini reddetmesi nedeniyle, insani yardımın kasıtlı olarak engellenmesi suçlamasıyla karşı karşıya kalabileceğini gösterdi.
Denizde masum küçük çocukların dahi hayatı tehlikedeyken böylesine kaba bir uzlaşmazlık gösterisi yapılmaz.
Yani işgalci güç olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti Donanması’nın 1974 işgalinin sembolik mekânı olan Girne kıyılarında Türk kökenli insanları kurtardığı görüntünün kabul edilemez olduğunu düşünmek ve bunun uğruna daha fazla masum insanın hayatını kaybetmesini dahi göze almak…
Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, kendisinin “malı” olarak gördüğü insanlardan tek bir kişiyi dahi kurtarmasını istemediği ve buna tahammül edemeyeceği açıktır.
Türkiye meseleleri böyle değerlendiriyor.
Sadece bugün değil, kanla lekelenmiş tarihi boyunca HER ZAMAN böyle değerlendirdi.
Ne yazık ki hem Yunanistan’da hem de Kıbrıs’ta, böyle durumlarda Türkiye lehine dikkatleri başka yöne çekmek amacıyla müdahale edenler her zaman olacaktır.
İnternette bazı bireysel kullanıcıların deniz kazasında hayatını kaybedenlerin akıbetine ilişkin korkunç yorumları oldu.
Bu yorumlar kesinlikle kınanması gereken ve kabul edilemez yorumlardır.
Ancak aynı zamanda bu çevreler, her zamanki gibi, Türkiye’nin, söz konusu insanların hayatını kurtarabilecek meşru Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmî yardım teklifini reddetme yönündeki kabul edilemez kararına karşı yarım satır bile yazmadılar. Üstelik bu çevrelerin sözde kaygı duydukları insanlar da tam olarak bunlardır.
Yani bir tarafta Yunanca yazılmış, deniz kazasındaki insanların ölmesini dileyen iğrenç yorumlar var; diğer tarafta bunları kınayan çevreler var — ki kınamakta haklılar. Fakat bu çevreler meselenin özüne değinmiyorlar: Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yardım teklifini reddederek daha fazla insanın hayatını kaybetmesinden sorumludur!
Yunanistan ve Kıbrıs’taki bu çevrelerin tutumu artık bıkkınlık verdiği için, her iki ülkede de bu çevrelerin siyasi olarak etkisizleştirilmesi konusunda ciddi bir tartışma yürütülmelidir.
Artık yeter…

