Tamer Çilingir

Yüz yılı aşkın bir süredir Pontos halkının hafızası sistematik biçimde parçalandı. İnsanlar öldürüldü, sürgün edildi, din değiştirmeye zorlandı, isimleri değiştirildi, kökleri inkâr edildi. Geriye ise parçalanmış aile hikâyeleri, yarım bırakılmış cümleler ve susturulmuş bir tarih kaldı.

Bugün teknoloji bize tarihin karartılmış sayfalarını yeniden açma imkânı sunuyor. DNA testleri, yalnızca biyolojik veri üretmiyor. Aynı zamanda inkâr siyasetinin örttüğü gerçekleri de görünür kılıyor.

Son yıllarda özellikle Pontos kökenli birçok insan, bilhassa Karadeniz’de yaşayan Trabzonlular, DNA testi yaptırarak aile geçmişlerini araştırıyor. Bu son derece kıymetli bir gelişme. Çünkü devlet arşivlerinin sustuğu yerde bazen genetik hafıza konuşur.

Ancak burada ciddi bir sorun var.

Türkiye’de binlerce insan DNA testi yaptırmasına rağmen, Yunanistan ve diaspora tarafında aynı katılım görülmüyor. Sonuç olarak birçok kişi beklediği akrabalık eşleşmelerini bulamıyor. Bunun nedeni basit ama düşündürücü.

Yunanistan’daki birçok Pontoslu Rum, “Ben kim olduğumu zaten biliyorum” diyerek DNA testini gereksiz görüyor.

Hayır.

Mesele sizin kim olduğunuzu bilmeniz değil.

Mesele, Türkiye’de kimliğinden koparılmış insanların size ulaşabilmesi.

Mesele, yüz yıl önce birbirinden koparılan ailelerin torunlarının yeniden birbirini bulabilmesi.

Mesele, koparılan tarihsel bağların yeniden kurulması.

Bugün Trabzon’da, Giresun’da, Ordu’da, Samsun’da yaşayan binlerce insan, soy ağacında açıklayamadığı boşluklarla yaşıyor. Büyükannelerin fısıltıları, gizlenen vaftiz isimleri, “biz eskiden başkaymışız” diye yarım bırakılan cümleler… Bunların hepsi bir gerçeğe işaret ediyor.

Ama gerçeğin görünür olması için iki tarafın da veri üretmesi gerekiyor.

Tam da bu yüzden özellikle diaspora Pontoslulara sesleniyorum:

DNA testi yaptırın.

Bu çağrı bir merak çağrısı değildir.

Bu, tarihsel sorumluluk çağrısıdır.

Ermeni diasporası bu konuda yıllar önce harekete geçti. Otuz yılı aşkın süredir dünyanın dört bir yanındaki Ermeniler genetik verilerini, aile kayıtlarını ve soy araştırmalarını sistematik biçimde bir araya getiriyor. Sonuç ortada. Bugün geçmişlerine dair çok daha güçlü bir bilgi ağına sahipler.

Peki biz neden hâlâ gerideyiz?

Neyi bekliyoruz?

Bir halkın hafızası kendiliğinden geri gelmez. Hafıza emek ister, irade ister, cesaret ister.

MyHeritage, AncestryDNA ve benzeri platformlara kayıt olun. Testlerinizi yaptırın. Verilerinizi sisteme ekleyin. Belki sizin için yalnızca birkaç tükürük örneği olan şey, Türkiye’de bir başkası için yüz yıllık bir aile sırrının çözülmesi anlamına gelecek.

Şunu artık anlamalıyız:

Soykırım sadece bedenleri hedef almaz.

Soykırım hafızayı da öldürmek ister.

Kimliksizleştirme, yalnızca isim değiştirerek yapılmaz; insanları köklerinden kopararak yapılır.

DNA testleri işte bu kopuşa karşı elimizdeki en güçlü modern araçlardan biridir.

Bu yüzden DNA testi yaptırmak sadece bireysel bir tercih değildir.

Bu, tarihe karşı sorumluluktur.

Bu, hafızaya sahip çıkmaktır.

Bu, “Biz buradaydık ve hâlâ buradayız” demektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir