Tolga Güney
İzmir’de günlerdir 9 Eylül için çeşitli kutlamalar yapıldı, yapılıyor. Konserler, jet gösterileri, fener alayları ve daha birçok etkinlik… “Yunanı denize döktük” söylemleri eşliğinde kurtuluş hikâyeleri anlatılıyor.
Fakat bazı şeyler pek konuşulmuyor.
Yunanistan ordusunun geri çekilişiyle birlikte Anadolu’dan ayrılmak zorunda kalan, binlerce yıldır yaşadıkları topraklarını, evlerini, bahçelerini ve hikâyelerini geride bırakan insanlar… Linç edilenler, öldürülenler, kaybolanlar ve birkaç gün sonra alevler içinde kalan bir şehir…
9 Eylül 1922, Türk ordusunun İzmir’e girdiği gündü. Bundan dört gün sonra, 13 Eylül’de, kentin tarihindeki en büyük felaketlerden biri başladı: Büyük İzmir Yangını. Yangın Ermeni mahallesi çevresinde başladı, Rum ve Avrupa mahallelerine yayıldı; günler boyunca devam ederek kentin büyük bir bölümünü yok etti.
Yangının sorumluluğu bugün bile tarih yazımındaki tartışmalı konulardan biridir. Dönemin Amerikan tanıklıkları ve bazı araştırmalar Türk askerlerini sorumlu tutarken, bazı Fransız diplomatik belgelerini kullanan çalışmalar yangının sorumluluğunu Ermeni gruplara yüklemektedir. Bu yazının konusu yangının failine ilişkin bu uzun tartışmayı sonuçlandırmak değil; 1922 Eylülünde İzmir’de yaşanan ve kentin Rum ve Ermeni varlığını geri dönüşü olmayan biçimde değiştiren tarihsel kırılmaya bakmaktır.
Ancak yangından önce başka bir olay yaşandı.
İzmir Rum Ortodoks Metropoliti Hrisostomos Kalafatis, Türk ordusunun kente girişinden hemen sonraki günlerde öldürüldü.
Uluslaşma ve Anadolu’nun Hristiyanları
Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde hızlanan uluslaşma ve homojenleştirme süreci, özellikle İttihat ve Terakki döneminden itibaren Anadolu’nun demografik yapısını köklü biçimde değiştirdi.
Birinci Dünya Savaşı, tehcirler, sürgünler, katliamlar ve ardından 1919–1922 Anadolu savaşları bu dönüşümün en şiddetli dönemlerinden birini oluşturdu.
30 Ağustos’taki Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusu batıya doğru ilerlerken Yunanistan ordusu geri çekiliyordu. Ordunun geri çekilmesiyle birlikte Anadolu’nun Rum nüfusunun önemli bir bölümü de batıya, özellikle İzmir ve kıyılara yöneldi.
Böylece İzmir, yalnızca geri çekilen bir ordunun değil, önündeki askerî ve siyasî değişimin kendileri için ne getireceğinden korkan büyük bir sivil nüfusun da toplandığı bir şehir hâline geldi.
Savaş sona erdi. Cumhuriyet kuruldu. Ardından 1923 Türk-Yunan nüfus mübadelesi geldi.
Sonuçta Anadolu’nun yüzyıllardır var olan Rum nüfus yapısı birkaç yıl içerisinde geri dönüşü olmayacak biçimde değişti.
Hrisostomos Kalafatis
Bu kırılmanın en sembolik isimlerinden biri İzmir Metropoliti Hrisostomos Kalafatis’ti.
1867’de Bithynia’daki Triglia’da doğan Kalafatis, Heybeliada Ruhban Okulu’nda eğitim gördü. 1902’de Drama Metropoliti, 1910’da ise İzmir Metropoliti oldu.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında Anadolu Rumlarının yaşadığı baskı ve sürgünleri uluslararası kamuoyuna duyurmaya çalışan din adamlarından biriydi. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Batı Anadolu’daki Rumların durumuna ilişkin raporlar hazırladı; faaliyetleri Osmanlı makamlarıyla ciddi çatışmalara yol açtı.
1919’da yeniden İzmir’e döndü.
Yunanistan ordusunun yenilgisinin ardından ise kentten ayrılmadı.
Çeşitli kaynaklara göre yabancı diplomatlar kendisine şehirden çıkabilmesi için yardım önerdi. Hrisostomos bunu reddetti ve cemaatinin yanında kalmayı tercih etti. George Horton da kendisine Fransız Konsolosluğuna sığınma ve Fransız deniz piyadelerinin korumasında ayrılma imkânı önerildiğini, ancak Hrisostomos’un cemaatini terk etmeyeceğini söylediğini aktarır.
CEMAATİNİ TERK ETMEDİ
Türk ordusunun İzmir’e girmesinin ardından Hrisostomos, Nureddin Paşa’nın huzuruna götürüldü.
Bundan sonra yaşananların ayrıntıları kaynaklara göre değişmektedir. Ancak kaynakların ortaklaştığı temel nokta açıktır:
Hrisostomos binadan çıktıktan sonra bir kalabalığın eline geçti ve linç edilerek öldürüldü.
George Horton, Hrisostomos’un ölümünü anlatırken kendisinin linç anını doğrudan görmediğini belirtir. Dolayısıyla sonraki yıllarda tekrar edilen son derece ayrıntılı işkence anlatılarının her birini aynı kesinlikle doğrulanmış tarihsel olgu olarak kabul etmek doğru değildir.
Buna karşılık, Nureddin Paşa’nın Hrisostomos’u kalabalığın eline bıraktığı yönündeki anlatı yalnızca daha sonraki popüler metinlerde görülmez. Olayı ele alan akademik çalışmalarda ve döneme ilişkin tanıklıklarda da bu bağlantı yer almaktadır.
Hrisostomos’un öldürülmesi böylece 1922 İzmir’inin en sembolik linçlerinden biri olarak tarihe geçti.
Doğu Ortodoks Kilisesi daha sonra onu Küçük Asya’da öldürülen diğer din adamlarıyla birlikte aziz ve şehitler arasında kabul etti.
TARİH YANDI
Hrisostomos’un öldürülmesinden birkaç gün sonra İzmir yanmaya başladı.
13 Eylül 1922’de başlayan yangın, Ermeni mahallesinden Rum ve Avrupa mahallelerine yayıldı ve günlerce devam etti.
Yangının boyutları konusunda kaynakların verdiği rakamlar farklıdır. Bu nedenle “25 bin bina” ya da “şehrin tam üçte ikisi” gibi tek bir rakamı tartışmasız gerçek olarak kullanmak yerine, eldeki verilerin gösterdiği ölçeği anlatmak daha doğru.
Yakın tarihli akademik bir çalışma, yangının Kordon boyunca yaklaşık 3,2 kilometrelik bir alana yayıldığını ve kentin içine doğru yaklaşık beş kilometreye kadar ilerlediğini; yaklaşık 5 bin yapının yok olduğunu ve 10 binden fazla konutun terk edildiğini belirtiyor.
Evler yandı. Dükkânlar yandı. Kiliseler, okullar, oteller, depolar, konsolosluklar ve şehrin ticaret hayatının önemli bir bölümü yok oldu.
Fakat yalnızca binalar yanmadı.
Bir şehrin hafızası da yandı.
Yangından önce İzmir, Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin, Müslümanların ve Levantenlerin birlikte oluşturduğu Doğu Akdeniz’in en kozmopolit liman kentlerinden biriydi. Yangın ve ardından gerçekleşen zorunlu nüfus hareketleri bu toplumsal yapıyı geri dönülmez biçimde değiştirdi.
İzmir’e yeniden bir Rum Ortodoks metropoliti atanması için ise neredeyse bir yüzyıl geçmesi gerekecekti.
LİNÇ BİTMEDİ
Bu topraklarda linç kültürü Hrisostomos Kalafatis ile başlamadı ve onunla da bitmedi.
6–7 Eylül 1955’te İstanbul’da Rumlara, Ermenilere ve Yahudilere yönelik saldırılar yaşandı. Daha sonraki yıllarda Maraş, Çorum, Madımak ve Gazi’de farklı tarihsel ve siyasal bağlamlarda kitlesel şiddet yeniden karşımıza çıktı.
Bunların her birinin failleri, koşulları ve hedefleri aynı değildi. Ancak ortak bir soru hâlâ önümüzde duruyor:
Bir toplum, geçmişindeki kitlesel şiddetle yüzleşmeden onun tekrarını gerçekten önleyebilir mi?
Bugün 9 Eylül’ü kutlayanların sevinci, 1922’de Türk ordusunun kazandığı askerî zaferin tarihsel gerçekliğinin bir parçasıdır.
Ama tarih yalnızca kazananların yaşadıklarından oluşmaz.
Aynı gün, aynı şehir, başka insanlar için evlerini kaybetmenin, korkunun, göçün ve bir daha geri dönemeyecekleri bir dünyaya veda etmenin başlangıcıydı.
Bunlardan birini anlatmak diğerini tarihten silmeyi gerektirmez.
9 Eylül’e başka bir yerden bakmak, “kurtuluş” kelimesini yasaklamak da değildir.
O kurtuluş anlatısının dışında bırakılmış insanların da tarihini anlatmaktır.
Kaynakça
Horton, George. The Blight of Asia: An Account of the Systematic Extermination of Christian Populations by Mohammedans and of the Culpability of Certain Great Powers. Indianapolis: Bobbs-Merrill Company, 1926.
United States Department of State. Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, 1922, Vol. II. Washington: Government Printing Office, 1922-1923.
Eser, Ümit. “Dante in Smyrna: Imagery of Destruction and Forced Migration from Turkey’s Aegean Littoral in the Early Republican Period.” Byzantine and Modern Greek Studies, Vol. 50, No. 1 (2026), pp. 89-106. DOI: 10.1017/byz.2025.7.
Kırlı, Biray Kolluoğlu. “Forgetting the Smyrna Fire.” History Workshop Journal, No. 60 (Autumn 2005), pp. 25-44. Oxford University Press.
Gökdemir, Oktay. “Fransız Kaynaklarının Işığında 1922 İzmir Yangını.” Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 15 (2007).
Göktürk, Turgay Bülent. “Amerikan Basınında İzmir Yangını ve Yangın Sonrası Durum (Eylül-Aralık 1922).” Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi (2012).
Şener, Cemal. Topal Osman Olayı. Ankara, 1968; yeniden basım, İstanbul, 1992, s. 124.
Schulz Goldstein, Esther. Güneş Gökte Donakaldı, Cilt 1, müsvedde, s. 9. Not: Tam bibliyografik künye ve aktarılan tanıklığın ilk kaynağı ayrıca doğrulanmalıdır.
Asia Minor and Pontos Hellenic Research Center. Hrisostomos of Smyrna’nın yaşamı ve öldürülmesine ilişkin derleme çalışma; George Horton ve diğer çağdaş tanıklıkların karşılaştırmalı kullanımı.
Editoryal not: Yangının faili, Hrisostomos’un öldürülmesinin ayrıntıları ve bazı sayısal veriler konusunda kaynaklar arasında farklılıklar bulunduğu için metinde kesinlik dereceleri bilinçli olarak ayrıştırılmıştır.

