Pontos Gerçeği, 2026 yılı için Romeika olarak Sümela Manastırı temalı takvimini hazırladı.

Takvimi bastırmak isteyenler için yüksek çözünürlüklü pdf olarak buradan indirebilirsiniz

EPOCHİ TAKVİMİ DE HAZIR

Epochi Gazetesi ise 2026 yılı için Romeika olarak gazetenin kurucusu Nicos Kapetanidis temalı takvimini hazırladı.

Nicos Kapetanidis kimdir?

Unutulan o gazetecilerden birisi de Pontos ve Helenizm davası için hayattan koparılan Nicos Kapetanidis. 1889’da Pontos Rizounta’da (Rize) doğan Nicos, Amasya İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp idam edildiği ana kadar Pontos için mücadele etti, Pontos’ta yaşanan katliamları yazdı. Kepetanidis sadece bir gazeteci değil, sendikacı, aktivist, ilerici bir aydındı. Öyle ki Trabzon Metropoliti Ηarilaos Hrisanthos’un 1919’da Paris Barış Konferansı’na katılması için şehirden ayrılması ile şehri yönetmesi için bıraktığı heyette Kofidis, Karvonidis, Galinos Konstantinidis ile birlikte Kapetanidis’te yer aldı.

Trabzon’daki Frontistirio’dan mezun olan Kapetanidis, gazeteciliğe başlamadan önce kısa bir süre Fostiropulos kardeşlerin bankasında, muhasebecilik yaptı. Devrimci fikirleri o yıllarda oluşan ve sendikal hareketin aktif çalışmasına katılan Kapetanidis, Pontos’taki ilk sendika organı olan Rum Ticaret Çalışanları Derneği’ni kurdu ve derneğin Genel Sekreterliğini yaptı. Gazeteciliğe başladığında da işçi sınıfının çıkarlarını savunmaya devam etti.

Gazeteciliğe başladığı yıllarda önce “Sisifos”, daha sonra “Spyros Fotinos” takma isimlerini kullanan Nikos Kapetanidis, “Inspection” dergisi ile profesyonel olarak sahaya atıldığı andan itibaren kendi adını kullandı. Derginin son altı sayısının çıkarılması sorumluluğunu alan Kapetanidis, daha sonra da haftalık Salpinga (Borazan) gazetesinin yayın müdürlüğünü yaptı. İttihat ve Terakki’nin başlattığı ırkçı politikalara karşı ve Pontos’un bağımsızlığı için yazılar yazdığı gazete, daha sonra kapatıldı.

Kapetanidis, Salpinga’nın kapatılmasından sonra üç yıl boyunca (1918-1921) savaş kaleminin güçlü bir iz bırakacağı “Epohi (Çağ)” gazetesini yayınladı.

İlk sayısı 27 Ekim 1918’de yayınlanan Epohi kapatıldığı güne kadar Pontos’un ve Helenlerin sesi oldu. Kapetanidis, ulusal sorundan toplumsal soruna, eğitimden kadınların sorunlarına kadar birçok konu hakkında yazdı. Sahip olduğu tek silahlar olan kalem ve kağıdı ile mücadeleye girişmekten hiç geri durmadı.

SANSÜR, TUTUKLAMA, CEZAEVİ, İDAM

Pontos’un ulusal, sosyal, entelektüel ve kültürel kurtuluşunu önüne kapan Kapetanidis’in bu cesareti dikkatten kaçmadı, önce sansüre, tehditlere maruz kaldı, ardından da idamına giden yol açıldı. Gazetesini kapatılmaya, onu ölüme götüren ise Epochi’deki “Pontus’un Helen Tanıklıkları” başlıklı köşesinde yazılar oldu. Bu köşede, Rumlara yönelik gerçekleştirilen cinayetler, hırsızlıklar ve kundaklamalarla ilgili, yazarlardan ve okuyuculardan gelen yazıları yayınlıyordu. Topal Osman’ın ve onun Giresun’da işlediği cinayetler hakkında cesurca yazdığı makaleler yüzünden, Topal Osman 1920 yılının Mart ayında gazetenin bürosuna gelerek Nikos’u açıkça tehdit etti ve pek yakında tekrar görüşeceklerini söyledi.

Kapetenidis, Topal Osman’ın tehditleri sonrasında da kalemini, karanlığı aydınlat için bir fener gibi kullanmaktan vazgeçmedi. Onun inadı önce sansür ile kırılmak istendi, önce gazetedeki bazı sütunlar çıkarıldı, sonra Topal Osman aleyhine yazdığı Giresun (Ekim 1920) makalesi gibi makalelerin tamamı sansüre uğradı. Fakat Kapetanidis Epochi’yi son ana kadar çıkarmaktan vazgeçmedi, 5 Mart 1921’de çıkan son sayıya kadar yazmaya devam etti.

Elinden kalemi alınan, tutuklanan ve ölümle karşı karşıya olan Kapetanidis, burada da duruşundan taviz vermedi, son onuna kadar devrimci kimliğini korudu. Cezaevinden ailesine gönderdiği son mektuplarından birinde “…Devrimci olmakla suçlanalım ve bilim insanları, eğitimliler, aydınlar amansızca yok edilsin …bu olaylardan sağ kurtulacak birkaç kişiden, ne cesaretin ne de soğukkanlılığın beni bir an için bile terk etmediğini öğreneceksiniz …sizlerden sonsuza kadar ayrıldığım için ruhum derin bir yastadır. Ama böylesi bir ölüm güzeldir, şanlıdır… Bu yüzden, üzülmeyin… Sevgili anacığım, senin de için rahat olsun. Ölümümle senin yüreğini ve adını onurlandırıyorum… Ölüm, hepimiz için bir onurdur… Cesur olup bekleyin… İnsan bir defa ölür…” diye yazdı.

Duruşunu İstiklal Mahkemesi’nde de sürdüren Kapetanidis, savunduklarından geri adım atmadı. Onun bu tavrı, Pontoslu Stavros Nikolaidis’in “Pontus’a Ağıt” kitabında şöyle görüyoruz: “Başkan Emin Bey, kendisine Pontus’un bağımsızlığını savunduğuna dair iddianameyi okuduğunda Trabzonlu gazeteci Nikos Kapetanidis Emin Bey’in lafını keserek: ‘Hayır, Başkanım! Ben Pontus’un bağımsızlığını değil doğrudan Yunanistan’la birleşmesini savunuyorum!’ der”.

Duruşunun “cezası” ise idam oldu ve 68 Pontoslu Rum ile birlikte 21 Eylül 1921’de idam sehpasına çıkarıldı. Tüm hayatını Pontos’a adayan Kapetanidis’in darağacına yürürken ki son sözü ise “YAŞASIN HELENLERİN ÜLKESİ” oldu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir