Gizem Yılmaz
Süryani Avrupa Birliği ESU’nun organize ettiği İsviçre Parlamentosunda 17 Eylül 2025 tarihinde yapılan konferansta Süryani, Pontos Rumları ve Ermenilere yönelik soykırımların tanınması talep edildi. Ermeniler adına misafir konuşmacı olan Toros Korkmaz’ın yanı sıra çeşitli Süryani temsilcileri 20.yüzyılın başında gerçekleşen soykırıma dair İsviçreli parlamenterlere bilgi verdiler. Konferansa pontoslular adına davet edilen Pontoslu yazar Tamer Çilingir de isviçreli parlamenterlere bir metin sundu.
Tamer Çilingir’in İsviçreli parlamenterlere sunduğu metnin tamamı:
Sayın İsviçre Parlamentosu Üyeleri,
Bugün sizlere tarihin trajik ve çoğu zaman göz ardı edilen bir bölümünden – Karadeniz kıyısındaki bugünkü Türkiye topraklarında yer alan Pontos bölgesinde yaşanan olaylardan – söz etme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.
Pontos, 3.000 yılı aşkın bir süredir Pontos Rumları olarak bilinen Yunan halkının yurdu olmuştur. 20. yüzyılın başlarında bu bölge, Avrupa Rönesansı ile kıyaslanabilecek kültürel ve entelektüel bir gelişim dönemi yaşamıştır.
Trabzon, Samsun ve Giresun gibi şehirlerde edebiyat, sanat, bilim ve eğitim gelişip yayılmıştır.
1914 yılında kadınlar kriket, golf ve tenis gibi sporlarla ilgileniyordu. Sokaklarda piyano müziği ve geleneksel kemençe ezgileri duyuluyordu.
1890’da Trabzon’da bir filarmoni orkestrası kurulmuş, yerel hastanede en modern teknolojiler kullanılmaya başlanmıştı.
1856’dan itibaren kadın dernekleri ve okullar, kadınların özgürleşmesine öncülük etmişti.
Ne var ki bu gelişim vahşice sona erdirildi. 1914–1923 yılları arasında, Ermenilere ve Süryanilere yönelik katliamların ardından, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinde Pontos Rumları sistematik bir soykırımın kurbanı oldular. Bu süreç, Türkiye’de “Kurtuluş Savaşı” olarak adlandırılan dönemde doruğa ulaştı.
Hristiyan Rumlar ya katledildi ya da zorunlu nüfus mübadelesiyle sürgün edildi. Geriye kalan Müslüman Rumlar ise “Türkleştirilmek” amacıyla yüz yılı aşkın bir süre baskı ve asimilasyona maruz bırakıldılar.
Aydınlar, sanatçılar, doktorlar ve zanaatkârlar hedef alınarak öldürüldü; kiliseler, okullar ve kültürel miras yok edildi; Rumların zenginlikleri yağmalandı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadroları, sonradan “eğitimsiz ve yoksul bir Anadolu’yu medenileştirdiklerini” iddia ettiler. Oysa entelektüel ve kültürel elit ile bölgenin refahını yok eden bizzat kendileriydi.
Bugün Pontos’ta on milyondan fazla insan yaşamaktadır ve bunların büyük bir kısmı zorla İslamlaştırılmış Rumların torunlarıdır. İsviçre Parlamentosu’nun bu soykırımı tanıması, yalnızca tarihî bir yarayı iyileştirmeye katkı sunmakla kalmayacak, aynı zamanda Türk toplumunu da geçmişiyle yüzleşmeye teşvik edecektir.
Bu haksızlığı tanımanız için sorumluluk ve duyarlılığınıza sesleniyorum. Adalet ve insanlık adına ilginiz ve çabanız için teşekkür ederim.
En derin saygılarımla,
Tamer Çilingir
17 Eylül 2025, Bern

