Erkekler gurbetteyken üretimi, ev işlerini ve ailenin bakımını kadınlar üstleniyordu. Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle Santa kadınlarının emeği, eğitimi ve sahip oldukları sınırlı özerklik alanları
15 Ekim 2026 – 14:17
Kaynak: Pontos News
Santa köylü kadınları çayırlarda hasat sırasında. Trabzon’dan yaz tatiline gelen genç kızlar, köylü kıyafetleriyle tırmık kullanarak otları topluyor. (Kaynak: Pontos Araştırmaları Komitesi / Επιτροπή Ποντιακών Μελετών)
Erkekler iş bulmak için gurbete gidiyordu. Köylerde kadınlar, çocuklar ve yaşlılar kalıyordu. Birilerinin hayvanlarla ilgilenmesi, bahçelerde çalışması, odun ve ot taşıması, yiyeceği sağlaması ve evin düzenini sürdürmesi gerekiyordu. Pontos’un Santa bölgesinde bu sorumluluğun büyük bölümü kadınların omuzlarındaydı.
Onların gündelik yaşamı, Pontos kırsalında kadınların katkısını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor: bedensel emek, insanların ve hayvanların bakımı, ev ekonomisinin düzenlenmesi… Tarlayı ve otlağı evin içinde süren yaşamla birbirine bağlayan sorumluluklar.
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü, Pontos tarihinin bu yönünü yeniden gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2007 yılında kabul edilen bu gün, kırsal kesimde yaşayan kadınların tarımsal kalkınmaya, gıda güvenliğine ve yoksullukla mücadeleye katkısını görünür kılmayı amaçlıyor.
Toprağın yetmediği yerde gurbet yolu
Santa, tarımsal üretim olanaklarının sınırlı olduğu bir bölgeydi. Dağlık arazi, soğuk iklim ve ekilmesi güç topraklar, halkın tarımdan sağlayabileceği imkânları kısıtlıyordu. Az miktarda üretilen tahıl ve hayvancılık, geçimlerini sağlamaya yetmiyordu.
Bu nedenle erkeklerin gurbete gitmesi, geride kalanların yaşamını da şekillendirdi.
Pontosnews.gr’ye Santa toplumunda kadınların konumu hakkında konuşan Prof. Eleni Gavra, özellikle Rusya’ya yönelik bu göçü kadınların üstlendiği farklı ekonomik rolle ilişkilendiriyordu.
Bunun sonucunda, Gavra’nın ifadesiyle, “yerel ekonomi kadınların elindeydi.”
Gündelik yaşamı sürdürebilmek karar almayı ve örgütlenmeyi gerektiriyordu. Evin sorumluluğu yalnızca evin içindeki işleri değil; dışarıdaki çalışmaları, hayvanların bakımını ve çocuklarla yaşlıların ihtiyaçlarının karşılanmasını da kapsıyordu.
Evi yöneten kadınlar
Bu tabloya daha eski anlatımlarda da rastlıyoruz.
Filippos Chimonidis, 1902 tarihli Santa’nın Tarihi ve İstatistiği adlı eserinde, erkeklerin yokluğunda kadınları “evlerin yöneticileri” olarak tanımlıyordu. Bu bölüm Popi Tsakmakidou-Kotidou’nun Pontos’un Santa Kadınları adlı kitabında da aktarılmaktadır.
Bu anlatımlarda kadınlar bahçelerle ve hayvanlarla ilgileniyor, dağdan odun ve ot taşıyor ve ailenin diğer üyelerinin bakımını üstleniyordu.
Bir hanenin ayakta tutulması, kadınların evin içinde ve dışında birbirinden farklı işlerde sürekli çalışmasını gerektiriyordu.
Pontos Araştırmaları Komitesi’nin arşivindeki “Santa köylü kadınları çayırlarda hasat sırasında” başlıklı bir fotoğraf bizi bu tarımsal dünyanın içine götürüyor.
Ancak fotoğrafın açıklamasında önemli bir ayrıntı bulunuyor: Görüntüde, köylü kıyafetleri giymiş, Trabzon’dan yaz tatiline gelen genç kızların “turmuh” adı verilen tırmıklarla ot topladığı belirtiliyor.
Tarladan ekmeğe
Pontos kırsalındaki kadın emeğinin ağırlığını anlayabilmek için Haldia’nın Tsiti köyünden aktarılan bir tanıklık özellikle çarpıcıdır.
Daha sonra milletvekili olacak olan ve gençliğinde burada öğretmenlik yapan Epameinondas Sotiriadis, kadınların gübre olarak kullanılmak üzere hayvan gübresini tarlalara taşıdığını; ekin biçtiğini, demetleri taşıdığını, harman yaptığını ve ürünü eve götürdüğünü anlatıyordu.
İş bununla da bitmiyordu.
Kadınlar daha sonra buğdayı yıkıyor, değirmene götürüyor ve unla geri dönerek hamuru yoğuruyor ve ekmek pişiriyordu.
“Bütün işler eller ve sırtlarla yapılıyordu” diye yazıyordu Sotiriadis; yük taşımak için kullanılabilecek hayvanların ne kadar az olduğuna özellikle dikkat çekerek.
Tanıklığında, ev işleri ve çocukların yetiştirilmesinin yanı sıra ısınma ve yemek pişirme için gerekli odunların taşınması da yer alıyor.
Sotiriadis aynı zamanda bu yaşamın içindeki çelişkiyi de kaydediyordu: Gurbetteki çalışmadan eve dönen kocalar, evde özel ilgi görebiliyor ve birtakım ayrıcalıklardan yararlanabiliyordu.
Dolayısıyla onun anlatımında kadınların olağanüstü büyüklükteki ekonomik ve fiziksel katkısı, erkek egemenliğiyle yan yana varlığını sürdürüyordu.
Parharia’da (yayla) sorumluluğun yüzü kadındı
Pontos’un daha geniş tarım ve hayvancılık dünyasında bir başka karakteristik figür daha vardı:
parharomana (παρχαρομάνα) ya da diğer adıyla romana (ρωμάνα).
Parharomana, parharia (yayla) denilen yazlık yüksek dağ otlaklarında hayvancılık işlerini üstlenen kadındı.
Bu iş aylar boyunca dağda kalmayı, fiziksel dayanıklılığı ve örgütleme yeteneğini gerektiriyordu.
Tereyağı ve diğer süt ürünlerinin hazırlanması bu faaliyetin temel parçalarından biriydi.
Köylerden kadınların parharia’ya yaptığı ziyaretlerde aynı zamanda bir değiş tokuş gerçekleşirdi: Aşağı bölgelerden dağa yiyecek götürülür, dağdan ise süt ürünleri köylere indirilirdi.
Burada kadın emeğinin arkasındaki uzmanlaşmış bilgi özellikle belirginleşmektedir: sürülerin bakımı, sütün işlenmesi, üretim ve gıdanın yönetimi.
Eğitim ve özerklik — ama gerçek sınırlarıyla
Santa’da kadınların sahip olduğu farklı konum eğitimle de bağlantılıydı.
Eleni Gavra aynı röportajda Santa kadınlarının eğitim düzeyinin dönemine göre dikkat çekici olduğunu belirtiyordu. Hatta kahvehanelere ulaşan gazetelerin kadınlar tarafından da okunduğunu aktarıyordu.
Bu tanıklık, ekonomik yaşamda aktif rol üstlenen ve yazılı kültüre erişebilen kadınlar tablosunu güçlendirmektedir.
Ancak bu durumu bugünün özgürlük ve eşitlik kavramlarıyla açıklarken dikkatli olmak gerekir.
Folklor kayıtları aynı zamanda oldukça katı aile içi hiyerarşileri de ortaya koymaktadır.
Pontosnews.gr’nin gelinin zorunlu suskunluğu geleneğini ele alan çalışmasında “mah’” (μάχ’) adı verilen uygulamanın kaydedildiği bölgeler arasında Santa da bulunmaktadır.
Bu gelenekte genç gelinin, kocasının ailesindeki yaşça büyük kişilerle konuşması sınırlandırılıyordu.
Bu kayıtlar kadınların konumunu değerlendirirken yaşın, aile içindeki statünün ve farklı yerel koşulların da hesaba katılması gerektiğini gösteriyor.
Bir hanenin bütün işleyişinden sorumlu olmak kadınlara gündelik yaşam içinde belirli bir pratik özerklik alanı sağlayabiliyordu. Ancak aynı anda aile ilişkileri içerisindeki güçlü sınırlamalar da varlığını koruyordu.
Santa örneği tam da bu karmaşık gerçekliği görünür kılıyor.
Kadınların emeği yiyeceği, yakacağı ve bakımı sağlıyor; üretimle evi birbirine bağlıyor ve erkekler uzaktayken ailelerin yaşamlarını sürdürebilmesini mümkün kılıyordu.
Gündelik yaşam ekonomisinin büyük bölümü onların sırtındaydı.
Kaynak: Pontos News, 15 Ekim 2026
Özgün başlık: Αγρότισσες στον Πόντο: Οι γυναίκες της Σάντας που κρατούσαν όρθιο τον τόπο τους
Türkçesi: Pontos Gerçeği

